Veliyy İsm-i Şerifi

MEHMET ALİ BAL
Veliyy İsm-i Şerifi
 
“El-Veliyy” İsm-i Şerifi kısaca "Müminlerin dostu, onları sevip yardım eden" manasına gelen Esma-ül Hüsna’dan bir isimdir. Bazı İslam Âlimleri (Gazali gibi) bu manaya bir de “Kâfirleri helak eden” manasını ilave etmişlerdir.
 
“Bir şeye yaklaşmak, idare etmek, düzenlemek, işi üzerine almak, birine yardım etmek, birinin işini üzerine alıp yürümek, salahiyet” anlamlarına gelen “Vav-lam-ya” kökünden türemiştir. İsim olarak “Veli, havari” ve “Malik, sahip” yani bir şeye sahip olan kişi ve “Yardımcı” olarak anlamlar verilmiştir. “Savunan, destekleyen, koruyan; bir fikri destekleyen, savunan; birini destekleyen; bir hareket veya grubun üyesi ya da bir doktrinin bağlısı; mürit; vb.” anlamları da vardır (El- Maani). Bu anlamlardan bazıları zaman içinde kazanılmış anlamlar ise de kelimenin özünde bulunan manaları dini ıstılahtaki manasıyla örtüşen mahiyettedirler.
 
Kuran-ı Kerim’de geçtiği ayetlerde hem Allah’ın (cc) ism-i şerifi olarak hem de lafzi manası olarak değişik manalara sahiptir. Vakıa tevhit akidemizin bir gereği olarak “Veli İsm-i Şerifi” ile Allah’ı (cc) zikrettiğimizde “Her şeyin yegâne ve mutlak sahibi olan, kâinattaki bütün varlığı tedvir ve idare eden, her şeyin sahibi ve maliki, müminlerin sahibi, dostu, seveni, koruyucusu, noktayı istinadı” olan Rabbi Vahidimiz idrak edilir. Dikkat edilirse en baştan sona doğru bütün manaları düşündüğümüzde birbiriyle bir mana ve mantık silsilesiyle murtabıt olduklarını görürüz. Müminlerin dostu ve seveni olması için, sevme kudretine sahip olması gerekmektedir. Sevme kudreti ise her şeyi müminlere teshir ve ikram edebilecek bir İlahı Vahidi iktiza etmektedir. Bu kudret aynı zamanda tedbir, tedvir ve teshir salahiyetine mutlak tarzda sahip olmasını getirmektedir.
 
Bir ve mutlak olan, kudreti emsalsiz Rabbi Vahidimiz (cc) hakkıyla bizleri, inananları sevebilir, dost olabilir, merhamet edebilir. Eğer kudreti mutlak ve sonsuz olursa dost olma keyfiyeti ve sevme hususiyeti bir mana ifade edebilir. Fanilerin sevilmesi, fani olanların sevmesi veya dost olması ancak ve ancak O’ndan (cc) gelirse (O’nun rızasına uygunluk taşırsa) bir mana ifade edebilir. Diğer yandan şunu da belirtmeliyiz ki, eğer kudret ve yaratma fiili ve şe’ninde muhabbet veya dost olma keyfiyeti söz konusu ise burada hususi, kalbi, sübjektif, vicdani bir tevhit delili vardır. Bu hususi tevhit rabıtasına erişen bütün kâinatın El-Veliyy olan Allah (cc) tarafından yaratıldığı gibi bizatihi O’nun (cc) tarafından tedbir, tedvir, teshir, tavzif ve tasrif edildiğini idrak eder. “Ya Veliyy!” şeklinde her hitabında ve zikrinde bu tevhit rabıtasını ve silsilesini kalbi, vicdanı, aklı ve ruhundan geçirir.
 
Kuran’ın mukaddes ve münezzeh beyanları çerçevesinde tefekkür edersek, Veliyy olan Allah’ı (cc) “Hakiki Yardım eden” olarak görürüz: “Gerçek yardımcı Allah’tır (cc)”(Fussilet / 3).
 
Bu yardım keyfiyeti ve mahiyeti nedir sorusuna yine Kuran’ın hazinesine müracaatla en uygun cevabı bulabiliriz. Nitekim bu konuda Kuran doğrudan bir üslupla ilan etmektedir ki “Allah, iman edenlerin yardımcısıdır (Velisidir). Onları dalalet karanlıklarından (Kurtarıp) hidayet nuruna çıkarır. Kâfirlerin dostları (Velileri) ise şeytanlardır. Kendilerini nurdan (ayırıp) karanlıklara sokarlar, işte bunlar cehennemliktirler; orada ebedî olarak kalıcıdırlar” (Bakara / 257).  Burada çoğu meal sahibi (Bizim iktibas ettiğimiz Fikri Yavuz Hocamızın yaptığı gibi) “Dost, yardımcı, seven dost” gibi manalar verseler de ilk cümlede “Veli” isminin tekil, ikinci cümlede ise “Evliyaühüm” şeklinde çoğul zikredilmesi “Veli” isminin tevhidi manaya daha yakın bir manaya delalet ettiğini göstermektedir. Yani ki “Veliyy” İsmi Şerifi neredeyse Allah lafza-i celaline yakın bir manalardan birinde kullanılmaktadır.
 
Allah (cc) inananları küfür karanlığından imanın aydınlığına çıkarır. İnsanlar küfrün, şirkin, tereddütlerin ve tahayyürlerin ortasında şaşkın iken onlara iman nurunu hidayet eder. Kesret içinde vahdeti lütfeder. Küfrün yolları çeşitli olduğu gibi kâfirlerin veli kabul ettikleri de çok sayıdadır. Bundan dolayıdır ki “Evliyaühüm” tabiri kullanılmaktadır. Onların velileri dalalet karanlıklarına götürücüdürler. Kendileri de velileri de orada ebedi kalıcıdırlar.
 
Kuran-ı Kerim’de yukarıdaki ayette belirtilen müminlerin kimler olduğuna dair güçlü ve somut misaller verilmektedir. Mesela “Gerçekten İbrahim Aleyhisselam’a insanların en yakını, zamanında ona bağlı olanlarla şu Peygamber (Hazreti Muhammed Aleyhisselam) ve ona iman edenlerdir (Müminlerdir). Allah müminlerin yardımcısıdır (Velisidir)” (Ali İmran / 68). Hazreti İbrahim’in “Halil” sıfatına sahip olması, tevhit inancının ateşe atılarak sınanması gibi hususları dikkate alırsak, “Seven dost”, “Koruyucu” gibi manaların bu manaları da havi tevhit zirvesine çıkış için misal tarzında okunması da mümkündür. Çok sarih biçimde ifade edersek “Peygamberler dâhil insanların veli olması” “Allah’a (cc)” dost ve halil olmalarıdır. Allah’ın (cc) veli olması ise “Mutlak ve yegâne sahibimiz, yaratıcımız, koruyucumuz, sevenimiz ve dostumuz oluşudur”. Bu aşağıdan yukarıya İslam olmak, yukarıdan aşağıya ise tevhittir. 
 
“Sizin veliniz ve yardımcınız ancak Allah’la onun peygamberidir; bir de iman edenlerdir ki, onlar, Allah’ın emirlerine boyun eğerek namaza devam ederler ve zekât verirler” (Maide / 55). Ayetinde ise Allah (cc) bizatihi müminlerin velisinin ancak Allah (cc) ve Peygamberi (sav) ve iman edenler olduğunu buyurduktan sonra da iman edenlerin vasıflarını “Allah’ın emirlerine boyun eğerek namaza devam ederler ve zekât verirler” şeklinde açıkça sayarak bu “Dost, koruyucu ve seven dost” hukukunun şartlarını belirlemektedir. Değişik vesilelerle ifade ettiğimiz gibi İslam’da “İmanın tezahürleri, amellerin sayılması” son derece somut biçimde tasvir edilmiştir. “Allah (cc) ötelerin ötesinde, ötelerin de ötesinde tecelli etmektedir”. Ancak, Allah’a imanın tezahürleri açık ve somuttur. Hatta bazı ameller somut olmanın yanında ictimai (Cuma namazı, bayram namazı gibi) mahiyettedir. Şüphesiz bu İslam akidesinin ve yaşanmasının ta kendisidir.
 
O yüzdendir ki, Allah (cc) “Veliyy” İsminin negatif sınırlarını ve mahfazasını da şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz onlar, seni Allah'tan müstağni kılamazlar. Doğrusu zalimler birbirlerinin dostudurlar. Muttakilerin dostu (Velisi) ise Allah'tır” (Casiye/ 19). “Müstağni kılamazlar” ifadesi “Size Allah’tan gelecek bir azabı savamazlar”, “Senden Allah’ın azabına ait hiçbir şeyi def edemezler”, “Allah’a karşı sana asla bir fayda veremezler” gibi manalar verilerek meallerde yer almıştır. Buradaki “Sen” hitabı her müminin vicdanına olduğu gibi Hazreti Peygamberin (sav) kendisinedir ki, “Veliyy” ism-i şerifinin de en yüksek zirvede tezahürü ve tecellisini göstermektedir. En yüksek makamda başkalarının “Veliyy” kabul edilmesini reddetmektedir. “Muttakilerin dostu Allah’tır (cc)” hükmünün hazırlayıcısı, “Allah (cc) dışındaki hiçbir kudret seni O’nun tasarruflarından müstağni ve mahfuz kılamaz” cümlesidir. Küfür, zulüm ve şirk fasit dairesindeki zalimler birbirlerinin dostlarıdırlar.
 
“Ey her şeyin sahibi, maliki, evirip çevireni, koruyanı, müminlerin dostu, seveni Veliyy olan Allah’ım! Bizlere Veliyy ism-i şerifinde muhtevi olan tevhit hakikatinin idrakini nasip ve müyesser kıl. Bizi senden başka dostlara ve senden başka kudretlere ram olmaktan koru. Bizi aklımız, kalbimiz, vicdanımız, ruhumuz ve amellerimizle sadece Sana ram et, Seni Veliyy olarak kabulümüzü mümkün kıl. Ateşe atılan İbrahim’in (as) Seni dost edinmesi ve Peygamberimizin (sav) Uhud Savaşında ve Sevr Mağarasında sadece Sana yönelmesi gibi bizleri de Senden başka her şeye kapalı kıl, müstağni kıl. Bizleri seni Veliyy olarak bilip, hissedip tevhit gerçeğini yaşamayı ve amellerimizle de Senin dostun sıfatına mazhar kıl. Âmin.”
 
 
 
ROTAP- banner-

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir