Vasi İsm-i Şerifi

MEHMET ALİ BAL
Vasi İsm-i Şerifi
 
“Vasi’ İsm-i Şerifi” genel olarak “Rahmet, kudret ve ilmi ile her şeyi ihata eden” manalarında kullanılmaktadır. Bu manayı somut olarak ifade ettiğimizde ise “Bağışlaması ve rahmeti çok olan; yarattıklarına maddi ve manevi genişlik veren; lütfu ve keremi bol olan” gibi manalar tebellür etmektedir.
 
Diğer Esmayı tahlil ve tefekkürde benimsediğimiz yöntemi takip edersek, Vasi’ İsm-i Şerifinin her şeyden önce tevhit hakikati ile doğrudan bir irtibatını tespit etmemiz, ifade etmemiz gerekir. Zira Kuran-ı Kerim’de de bu hakikate işaret edilmiştir: “Sizin ilâhınız ancak o Allah'tır ki, O'ndan başka ilâh yoktur. Her şeyi ilmen ihata etmiştir” (Taha/ 98). O Allah (cc) ki Yegâne İlahımızdır, Ulûhiyeti ile her şeyi kuşatmıştır. Bizatihi Allah’ın (cc) kullarına doğrudan hitabında yer alan : “Allah buyurdu ki. Kimi dilersem onu azabıma uğratırım, rahmetim ise her şeyi kuşatır” (Araf/156) hükmü başta tevhit hakikatini sonra da tevhit hakikati içinde rahmetinin, lütfunun ve ihsanının her şeyi ihata ettiğini ilan etmektedir.
 
İtikat sahasında İslam dünyasında ve dünyadaki değişik inanç ve kültürlerde ortaya çıkan yanlış veya sakat İslam anlayışının temellerine baktığımızda, hepsinde bir “İtikadi Kısmilik” müşahede ederiz. Yani bazıları –Haşa- Allah’ın (cc) önce dünyayı yaratıp sonra da kanunlarıyla kendi haline bıraktığını iddia etmişlerdir. Hâlbuki Allah (cc) Evvel ve Ahir’dir, yani zamanın tamamını ihata etmiştir. Bazıları da manevi dünyayı O’na (cc) maddi dünyayı ise insanlara vermişlerdir. Hâlbuki Allah (cc) bütün âlemlerin Rabbidir, Rab olarak bütün âlemleri ihata etmiştir, etmektedir. “O’nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır” (Bakara / 255). Bazıları da büyük hadiseleri Allah’ın küçük işleri ise insanların veya tabiat hadiselerinin idare ettiğini ima etmektedirler.
 Yine biliriz ki, Allah (cc) Kudret, İlim, Hikmet ve sair İsimleriyle en küçük işleri de de ihata etmiştir. Bazı inançlarda İyilik ve Kötülük tanrıları ya da tanrıçaları nev’inden ilah ve ilaheler tevehhüm edilmiştir. Hâlbuki bütün âlemlerde ve bütün işlerde sinek kanadı kadar şirke yer yoktur, olamaz. Allah (cc) Ulûhiyeti ile her şeyi ihata etmektedir. Kalplerdeki en küçük fısıltılardan ve niyetlerden büyük âlemlerin derinliklerindeki bırakalım gözlerimizi aklımızın ve hayalimizin bile erişemediği hadiselere kadar her şeyi Allah (cc) ihata etmiştir. “Vasi’ İsm-i Şerifini Tevhit Hakikati içinde düşünürsek bütün manaları ve hakikatiyle sürekli genişlemekte ve münezzeh manaları içinde her an ve her şeyde tecelli etmektedir.
 
Nitekim samimi ve dosdoğru inananların Kuran ifadesiyle söyledikleri Tevhit Hakikatinin Vasi’ İsm-i Şerifinin penceresinden görünüşüdür: “Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz sadece Allah’a dayanırız” (Araf 7/ 89).
 
Başka çerçevede Kuran-ı Kerim münezzeh ve mukaddes ihata manasını müşahhas manada da ifade buyurmaktadır: “Doğu ve batı, her yer Cenâb’ı Allah’ındır. (Namaz kılmak için kıbleyi araştırdıktan sonra) hangi tarafa yönelirseniz, orası Allah’a ibadet yönüdür. Şüphesiz ki Allah’ın mağfireti geniştir, O her şeyi bilicidir” (Bakara / 115). Allah (cc) zamansız, mekânsız, cihetsiz, vs. her manada her şeyde mutlak ilah keyfiyetiyle vardır, tecelli etmektedir. Bu ne kadar latif bir ifadedir ki, “Sin-Ayn-Te” yani “Saa” kelimesi “Bulunulan, yerleşilen mekân ile ilgili genişliği” ifade etmektedir.
İnsan havsalasını aşan âlemlerin büyüklüğü içinde akıl, idrak ve istikametimizin kaybolmaması açısından Allah (cc) bize nereye yönelirseniz orası Bana ibadet yönüdür buyurmaktadır. Hatta kâinatın genişliği başka bir perspektiften Allah’a (cc) ibadet mükellefiyetiyle ve lütfuyla birlikte zikredilmiştir: “Ey iman eden kullarım. Şüphesiz, benim arzım geniştir. O halde yalnız bana kulluk edin” (Ankebut 29/56). Buradaki arzın genişliği, dini yaşama sıkıntısını çeken inananların, güvenli beldeler bulmalarını ve dinlerini bu beldelerde yaşamalarını gösterir şekildedir. Bir diğer mana ise Allah’ın (cc) geniş arzı ihata etmesidir.
 
Vasi’ ism-i şerifinin hususi takyit ile daha ziyade rahmet, mağfiret ve ihsan işaret eder tarzda zikredildiğini görmekteyiz. Tabi ki bu mukaddes manaların çıktığı kaynak tevhit kaynağıdır. Nitekim tarihi bir hadiseyi anlatan ayette hüküm cümlesinin ilk ara cümlesi “Allah mülkünü dilediğine verir” prensibidir: “İsrailoğullarının peygamberi kendilerine şöyle dedi: “- Allah size Talût’u padişah gönderdi.” Onlar ise: “- Biz padişahlığa ondan daha münasip iken ve ona maldan da bir bolluk verilmemişken padişahlık nasıl onun olur?” dediler. Onlara şu cevabı verdi: “- Allah onu üstünüze beğenip seçmiş ve ona bilgi ile vücut kuvveti bakımından bir üstünlük vermiştir.” Allah mülkünü dilediğine verir, Allah’ın rahmet ve ihsanı geniştir; her şeyi kemâliyle bilicidir” (Bakara / 247). İsrailoğulları gibi sapkınlıkta ve isyanda çok ileri gitmiş, maddi kudrete tapan bir kavme yapılan hitapta, kendilerine hükümdar olarak gönderilene Allah’ın vasi ihsan ve rahmetiyle muamele ettiğinin belirtilmesi dikkat çekicidir. Vasi’ ism-i şerifinin nüfuz ve tecellilerini şerh eder mahiyettedir.
 
Genel manada yöntem sayılabilecek bir konuyu paylaşmak isterim. Geleneksel yöntemler arasında olmamakla birlikte, daha önceki yazılarımızda da değinmiş idik. Esmanın her biri diğerleri için merkez isimlerdir. Ancak bu merkez isim olma durumu her isim için geçerlidir. Sadece içerisinden bakılan dünyanın hangi ismin tasarrufunda daha ziyade bulunduğunun bilinmesi, hissedilmesi önemlidir. Aynen bunun gibi isimleri diğer isimlerle şerh ve idrak edebildiğimiz tarzı her ismin tahlil ve tefekkürüne tatbik edebilmemiz mümkündür. Vasi’, Kebir, Azim gibi isimlerle ilgili olarak da benzeri bir yöntemi düşünmek mümkün olabilir. Şöyle ki, birbiriyle yakın anlamlara gelen bu isimlerin tam hakikatini Allah (cc) bilmekle birlikte, bizim aklımıza ve idrakimize yakınlaştırmak için mana ve fonksiyonlarını tasnif edebiliriz.
Eksik ve sahasına yabancı olmakla birlikte, bazı isimlerin “Form İsimler”, bazı isimlerin “Fond (İçerik, esas) isimler” ve bazı isimlerin ise “Norm İsimler” olduğunu görmekteyiz. İşte Vasi’ İsm-i şerifi “Form İsimlerden” biridir diye tefekkür etmekteyiz. Yani “Kuşatıcılığı, ihata ediciliği” bir formun, biçimin dâhilindedir. İçeriğini yani bu “Genişliğin ve ihata mahiyetinin içerdiği isimleri yine yukarıda zikrettiğimiz ayeti kerimelerden öğrendiğimiz gibi bizatihi Allah’ın (cc) hüküm ve emirlerinden öğrenmekteyiz. Ki bu alanda, özellikle İlim, Hikmet, Rahmet, Rızık, Emniyet gibi manalar ve İsimler ön plana çıkmaktadır. Yine tevhit ayetlerinde de müşahede ettiğimiz gibi Vasi’ ismi Tevhidi Ulûhiyet esasının tecelli ettiği isimlerden biridir. Doğrusunu Allah (cc) bilir.
 
Umumi İlah telakkimiz ve itikadımız için ihatası bütün isimlere şamil olmakla beraber, Vasi’ İsm-i Şerifi daha ziyade “Rahmetün Vasiatün” manasında parlamaktadır. Diğer manalarının yanında dualarımızda avami tarzda “Ey Rahmeti Geniş olan Muhit olan Rabbimiz!” diyerek duada bulunuruz.
 
“Ey rahmeti Geniş ve Muhit olan Rabbimiz! İnanıyoruz ki, bütün varlık âleminde olan her şey senin ilmin, kudretin ve ihatan altındadır. Bizlerin ibadet ve şuurunu da bu İsmin hürmetine “Bir göz açıp kapama anımızda” bile boşluk olmayacak şekilde Senin için ve Seninle kıl. Senin ihatan ve kudretine saygısızlık ederek kısmi İlahlık iddiasında bulunanlara karşı bizleri muhafaza eyle. Tevhit hakikatine karşı yapılan bu saygısızlığı yine Senin Esma ve tasarruflarına havale ediyoruz. Allah’ım, İslam âleminin kalp ve ruhlarını, mülk ve hayat alanlarını genişlet! İnsanlığa arzı geniş kıl! Âmin.”
 
 
ROTAP- banner-

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir