Rakib İsm-i Celili

MEHMET ALİ BAL
Rakib İsm-i Celili
 
Rakîb İsm-i Celili çok kısaca "Her varlığı, her işi her an gören, gözeten, bilen ve denetimi altında tutan" demektir. Bu cümle “Kendisinden hiçbir şey gizlenemeyen” manasını da ihtiva eder.
 
Bu ismin kökenine baktığımızda “Rakabe / yerkubu / ve 7 adet masdar olan”, Gözetlemek, beklemek, bir şeyi koruyup muhafaza etmek, birinin boynuna ip takmak” manasına gelen fiili görürüz. Bu fiili aynı zamanda “Sakınmak, göz önüne almak, boynuna isabet etmek, yıldızların seyrini, vs.ni izlemek” manalarına da gelmektedir.  “Rakibe / yerkabu” fiili ise “Boynu kalın olmak” (Güç kudret sahibi olmak manasında da mecazen kullanılabilir) demektir. “Erkabe irtikabendaren ev ardan” cümlesi “Hayatı boyunca kullanması şartıyla ev veya tarla vermek (Mal Miri’ye (Kamuya) ait olacak şekilde). Bu kullanım biçimi bana “Hissen” Rakib ism-i celilinin tecelli ve manasını en güzel ve derinlikli bir şekilde yansıtan hikmetli bir kelime ve mana olarak geldi. Gerçekten de bizler sahibi mutlaka Allah’ın (cc) mülkünde nispi tasarruf ile nimetlendirilmişiz. Rakib isminin tecelli ve tesirinde oluşumuz bu hakikatten olsa gerektir. Zira mülkünü en iyi gözeten, koruyan, izleyen, bilen, gören, kaydeden, merhamet eden, vs. Sahib-ül Mülktür, Allah’tır (cc).
 
“Raakebe murakebeten” “Gözetmek, kontrol etmek, korumak” ise de kelime başka eklerle şaz tabir edeceğimiz manalara da gelmektedir. Mesela “Raakebe Allah” formunda “Korkmak, yani Allah’tan korkmak”tır. “İrtekabe irtikaaben hu” şeklinde “Beklemek, gözetmektir”. “rikbetu” kelimesi “Korku, murakabe, denetim işi, halidir”. “Koruyuculuk, gözeticiik, endişe edilen şeyden sakınıp, korunma hali. Kendi istihkakından ötürü bir şeye sahip olma” diğer anlamlardır. “rukbetu” kelimesi “slan avlamak için kazılan çukur” demektir. “Rakunu” kelimesi ise “Kocasının mirasına konmak veya başkasıyla evlenmek için (Kocasının) ölümünü bekleyen kadın” demektir ki, bekleme keyfiyetinin yoğunluğunu ifade sadedinde ilginç bir manadır.
 
Nihayet “Rakibu” kelimesine gelmekteyiz ki Allah’ın (cc) güzel isimlerinden biridir. Bekçi, gözetici, hıfzeden, sansür eden, boyun manalarına gelmektedir. Bu manaların yanında Arapçanın özelliğinden kaynaklanan çok şaz, ilgisiz ve kopuk manalara da gelmektedir. Kumar oklarından üçüncü ok, yağmura delalet eden yıldızlardan olup, mukabil yıldız doğduğunda o batar. Yahut biri doğduğunda diğeri batan yıldız,  amcazade gibi anlamlar bunlardandır. “Murakıp” yani kontrolör ve sansürcü bu kelimeden türemiştir. Yine takip eden kelimelerle “Keşif kolu asker,  gözetleme kulesi, arslan, kalın boyunlu adam” gibi kelimeler aynı kökten türemişlerdir (Mevlüt Sarı, Mevarid). 
 
Kuran-ı Kerim’de açık olarak “Allah her şeyi gözetler” (Ahzab / 52) buyurulmaktadır. Elbette ki bu gözetimde, denetimde aslolan “İrade, akıl ve tercih sahiplerinin” kast edilmesidir. Zira varlıktaki Allah’ın (cc) “Rakib İsmi Celilinin” tecellileri Basar, Şehid, Hafiz, İlim, Kadir gibi isimlerinin tecellileriyle birlikte yüksek tecelli ve tezahürleri içermekte ise de, akıl ve tercih sahiplerinin yani teklife muhatap olanların murakabesinde bir başka sır gizlidir. O da teklif sahiplerinin bu İsmin gölgesinde iken nefislerini, benliklerini, cüzi kudretlerini hiç görüp, her şeyin asıl ve mutlak sahibine mutlak teslimiyet göstermeleridir. Bu çerçevede, “Murakabe” “Rabıta”dan evladır. Zira Murakabede kul ile Rabbi, mahlûk ile Halik daha belirgindir, iltibas yoktur. Murakabede ise Tevhit hakikati tam tecelli etmektedir.
Tevhit tecellisini biraz daha vurgulamak gerekirse, kelimenin manaları içinde “Boynu kalın, yani güç ve kudret sahibi” de vardır.
 
Diğer yandan ıstılah manası içinde “Kullarının yaptıklarından bir an bile gafil olmayan” yani Ayet-el Kürsi’deki lafzi ifadesiyle “Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama” tarifi Rakib İsminin tevhidi boyutunu bize göstermektedir. 
 
Kuran-ı Kerim’de Hazreti İsa’nın dilinden (as) “Sen bana ne emrettinse, ben kendilerine ondan başkasını söylemedim. Hep, Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin, dedim ve aralarında bulunduğum müddet, üzerlerine gözcü idim. Ne zaman ki beni içlerinden aldın, üzerlerinde gözetleyici yalnız sen kaldın. Zaten sen her şeye şahitsin” (Maide / 117) buyurulmaktadır. Bu ayetin hemen öncesinde de “Hatırla ki, kıyamet gününde Allah şöyle buyuracak: “- Ey Meryem oğlu Îsa! Allah’ı bırakıp da beni ve annemi iki ilâh edinin, diye insanlara sen mi söyledin?” İsa: “- Seni tenzih ederim, hak olmayan sözü söylemek bana yakışmaz. Eğer söyledimse muhakkak onu bilirsin. İçimde olan her şeyi sen bilirsin; fakat ben, senin zatında olanı bilmem, Şüphesiz ki sen, gayıbları kemâl üzre bilensin” (Maide / 116) buyurularak, Rakib İsmi Celilinin adeta ilişkili olduğu bazı isimler ve tasarruflar zikredilmektedir.
Diğer yandan, Rakib İsm-i Celilinin umumi manada olduğu kadar sübjektif manada da tecellisini en yalın ve samimi bir mükâlemede (Hazreti İsa’nın (as) Allah’a (cc) hitaben yakarışında) görmekteyiz. Vakıa, bu ismin Celali ve Cemali tecellisi şu olsa gerektir ki, kulun vicdanında, ruhunda, hissiyatında ve aklında her an Allah’ın (cc) gözetiminde ve kontrolü altında olma keyfiyetinin idrak, his ve akledilmesidir.
 
Rakib ism-i celili tecellisi bir anlamda “Daimi, mutlak gözetimdir”.  O (cc) o her şeyi en geniş keyfiyette görür, bilir, hıfzeder, kaydeder, denetimi altında tutar. Bu kâfir, münafık, fitneci, hasut, yalancı ve facirleri öylesine rahatsız eder ki! Bütün yalanlarının, iftiralarının, fitnelerinin Allah (cc) tarafından en açık haliyle biliniyor, görünüyor ve denetim altında tutuluyor olması onların vicdanlarında daimi bir kaçış ve psikolojilerinde ağır bir baskı yaratır.
 
Bir başka anlamda ise O’nun (cc) gözetimi “Hoşnut oldukları üzerinedir aynı zamanda”. Onlar (Radiye ve Mardıye Sınıfı) bu gözetimi bir nevi Nazarı İlahi olarak anlar ve lütfu İlahi olarak hissederler. Hatta bu gözetim bir tür “Daimi irtibat” ve “Daimi himayedir”.  Bir başka açıdan da “Murakabenin baskısı ve şiddeti bir vakıa olmakla beraber ebeveynin çocuğunun hatasını görmesi ve düzeltmesinin çocuk kalbinde bir sevinç ve sahipsiz olmama hissi bırakması gibidir. Zira o Allah ki (cc) bizi hata ve günahlarımıza rağmen yalnız bırakmamaktadır. Kendisine sığınmayı ve istiğfarı lütfetmektedir. Bir başka anlamda ise hakiki mazlum ve mağdurların himaye, ümit ve iltica makamıdır. Eğer fitne vaki olmuş ise, Allah (cc) gerçek fitnecileri bilmektedir, yaptıklarını gözetim altında tutmaktadır.  İftira vaki olmuş ise Allah (cc) gerçek müfterileri bilmekte, iftiralarını gözetim, denetim altında tutmaktadır.
 
Kuran, Hazreti Hud’un (as) dilinden “–“Ey kavmim, elinizden geleni yapın. Ben de (vazifemi) yapıcıyım. Yakında bileceksiniz ki kendisini rüsvay edecek azab kime gelecektir ve o yalancı kimdir? (O azabı) gözetleyin, ben de sizinle beraber (onu) gözetleyiciyim” (Hud/ 93) bu hakikati buyurmaktadır. Hiçbir şey O’nun (cc) murakabesi, gözetimi, denetimi, himayesi dışında değildir. Öyleyse “Allah (cc) Rakib” deyip, her belaya karşı sabır ve tahammülü tevekkül zırhıyla zırhlandırmak icap eder. “Allah (cc) var; gam ve kasvet yok” denilir. Yine bu yüzdendir ki, beşeri planda ne derece hakikat bastırılırsa bastırılsın, ne derce fitne ateşi harlatılırsa harlatılsın, yine ne derece kudret ve talih başımıza krallık tacı gibi konulursa konulsun, gaipten gelen bir uyarıcı ses derinden bir fısıltıyla her halde ve herkese “Dikkat edin, hüşyar olun, uyanın, Allah (cc) Rakib’tir” diye nida eder. Duyana eyvallah…
 
Bu duyuş, seziş ve idrak son derece önemlidir. Zira bu bizi hakikat noktasında, tevhit hakikatine götürücüdür. Murakabe eden, gözeten ve himaye eden ve kontrol eden ancak Allah’tır (cc). Diğer yandan ise Kuran’daki ifadesiyle “Yaratmanın kul açısından en nihai maksadı olan kulluk” itibariyle de zirveye ulaştırıcıdır. Zira Hazreti Peygamber’in (sav) ifadesiyle (Hazreti Cebrail’e cevaben) ““İhsan, Allah’a (cc) görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Her ne kadar sen onu görmüyorsan da o seni görür" hakikati, Rakib İsmi Celili tecellilerinin umumi mahiyette olması yanında, her fertte ve her teklife muhatap olanda hususi mahiyette Rakib İsmi tecelli etmektedir. Böylelikle “Dinin hakikatleri birbiriyle tamam olmaktadır, birbirine yaslanmaktadır”. Tevhit hakikati ile kulluk vecibesi bir zirve amel noktasında birleşmektedir. Zaten bazı İslam âlimleri Rakib İsminin tecellilerinin amellerimiz mertebesinde ortaya çıktığı ifade edilmiştir.
 
Ey Mutlak Rakib olan Allah’ım! Bizleri Rakib ism-i Celilinin tecellileri ve tezahürleri altında amellerde bulunmaya, tevhit hakikatine doğru yücelmeye, kalpte ve ruhta kâmil insan olmaya muvaffak kıl. Zamanımızın mazlumlarını ancak Sen görüyorsun, eşya ve olayların cereyanı tamamen senin gözetimin, bilgin, basarın ve sem’in altında oluyor. Hakikat Sana aittir ve hakikati Sen biliyorsun. Mazlumların kalp ve vicdanlarında da bizim bilemediğimiz mahiyette Rakib İsminin tecellileri cevelan ediyor. Bizlere bu cilvelerinin idrak ve şuurunu nasip et. İslam Dünyasındaki mazlum milletler üzerinde de Rakib İsminin en şümullü manasıyla tecelli buyur Allah’ım. Zalim güçler üzerinde de Rakib İsminin Celali tezahürleriyle tecelli eyle. Bizleri koru, gözet, himaye kıl, lütuflarından mahrum eyleme. Âmin.
 
 
 
ROTAP- banner-

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir