Mutluluk Fotoğrafı I

CAFER TURAÇ
Mutluluk Fotoğrafı I
 
meğer dostluklar da anayollara atılan bir çiçek demeti gibi hüzünle ezilirmiş.
meğer sevgili kardeşim,bu resimde oldukça mutlu görünmeliymişim ben.
yanağımı bir kaynağa yaslarcasına tutmalıymışım karımın omuzuna
elim sana ait bir çaya şeker atar gibi tereddütsüz ve işlek olmalıymış
gözlerimde birşeyler infilâk etmeliymiş, bir yıldız kayarcasına, bir suna
uçup gitmeliymiş ben gülünce (dudaklarımın genişliğince olmalıymış gülümsemem)
saçlarım itinayla öne düşecekmiş;yarlardan dökülen akarsuyun hızınca
karıma kırmızı güller sunacakken durup kalbimi dinlemeliymişim
avcısı bol bir ceylana yol gösterir gibi onurla durmalıymışım meselâ.
 
bu fotoğrafta alnım kırışık olmayacak, ceketimin astarı çekmeyecekmiş kolumu
kişiliğimden, geçmişimden bir şeyler yansıyacak,
tıpkı kanımla suladığım bir somun ekmeği gibi olgunlaşacakmış bu fotoğraf;
bileğimde ödünç aldığım saat yaban durmayacak
ve elim bir kuğu boynu gibi zarifçe inecekmiş aşağıya doğru.
 
oysa, sen bilirsin sevgili kardeşim sen bilirsin kolumun birinin kesik olduğunu.
saçlarım ne çok acılarla tarandılar kederden başka birşeyler sığmıyor, sıkıntılar
hangi gözle çakışsa yüzüm sonyaz gülleri gibi sararıp dökülüyor
ve yüzüm, çocukları ölüme kışkırtacak kadar dokunaklı ve coşkulu değil.
karımın gözlerinde güvercinler havalanıyor, sırtımı dönüyorum duvara
tanrım! benim gözlerime ilişen karanlıklar! karanlıklar! karanlıklar!
karımın gül takacağı tutmuş.karanfil diyorum ilk ağızda.
 
ve bu fotoğrafta süt satan bir adamın ilenci,
kilim dokuyan bir kızın aşk pusulası yer alacakmış.
bir öğretmenin evlatlığının kızıl saçlarına taktığı kurdelâ
sen, düşte bir insanın, aşkla sevildiği sahilleri anlatıp dururdun,
bayram yerlerini, peri kızını
toz torbasının altında iki büklüm bir hamalın kangal bıyıklarını
onlar da yeralacakmış, sıtmadan ölen sevgili kızkardeşimin çığlıkları da.
 
karımın saçlarını örebilirmişim özgürlüğe kavuşmuş bir ülke gibi sakin
ve konuşkan görünmeliymişim kıpır kıpır durmalıymış dudaklarım, omzum
ama yandaki masaya bir öfke koyuyorum görmelisin mutlaka
sırılsıklam bir sevinci damıtarak yüreğimde damıtarak sevdiklerimi bir bir
ayağımın altında kayıp gidiyor hayat, değişiyor yeryüzü farkındayım
soluduğum hava, göğsüme çarpan kötümserlik ve dünya, korkunç değişiyor biliyorum
değişiyorum değişiyorum, konuk olduğumu herşey hatırlatsa  da.
 
sevgili kardeşim, bir ateş yalımı, bir utanç yalımı sarıyor damarlarımı
sen bu hallerimi çok gördün, yeleğine sarındım, ellerini tuttum, evinde yattım
sanki bu fotoğraf için konuşmaya çağırıyorum seni,
mutlu olmanı ister gibiyim
bir mahkemede durur gibi durma; hüzünle bakarak alnıma, gözyaşlarıma
ve dinle;
şimdi beni hatırlayarak ilk kaçak tütün sardığımız o savruk ve güzel günleri
“bugün hangi çiçeği ayartacağız bu kahpe hayata karşı”
diyerek geçtiğimiz yollardan geçip
“bugün hangi kuşa özgürlük verelim” şarkısıyla yürüyüp yanyana.
ve  herşeyi hatırlayarak,
daha dinç durmalıyım bu fotoğrafta
değil mi?
 
 
1 mart1982
 
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir