Ustam Sevgi Boynumuzdadır

CAFER TURAÇ
Ustam Sevgi Boynumuzdadır
 
bana en çok ölüm yakışacak sahici alnıma yakışan kan izi
bir mevlit ertesi ayakları yalınlaşmış kör kamçılı adamların dindarlığıyla
kaynaşacak esrarım buğday tarlalarımda
ben mahsustan seveceğim seni marifetli atlarımla 
ırmaklar tutacak kutlu sayfaların arasında bağlanmalarım
sana  mahrem görünmüş iyilikler söyleyeceğim.
tomarlanmış esvaplarımı bir güz günü çıkaracağım
ölümüne tutacağım sabrın ellenmemiş eteklerinde
bir kız bana yeğnik kazaklar örse kışları inadına yaşayacağım
 
bir kadın ne kadar sabun artığı kalırsa o kadar benim
yoksulluğu sürekli yenileyen evlerde.
 
ren geyiklerini çağrıştıran ilâhilerle diyorum
 
yapayalnız yürümek denizin suya küskün rahmine
(herifler ki damarları kımıldamaz yaşamamaktan
haylamaz geçerler günahın tünelinden günaha
ve mahsustan yolcu olur karınca evvel vakitlerde arabistanlara
bana diken yiyen ergenleri gösterin hey canım
bana hiç dünyaya iltica etmemiş ademleri gösterin.)
 
/yumruğunu somurmaktan kendini bulmuş son derece asker
dudaklarını pelür kağıdına çizen genç kızlara mektuplar yazar
bir yerde alabildiğine alaturka ve alaturka plâklarda yaşar
fişeği namluya kaygusuz sürer fötr altında ihtiyarlar…/
 
ve ben havariyyum düşlerine yatarım bıyıklarım çit engel
mecalsiz kalırım bücür yokuşlarda kimi zaman sen gelince kıyıma
izlerin takibinde oldukça mükemmel gelir ayaklarım
hapisler yanıltarak direngen kılar hayatımı
utanırım köle çocukları cadde başlarında
her öğün yorumlamaktan
yağmurlar giyinirim havsalam seni tazelemekten memnun
sonra ormanlar doğurur beni o derin uykulardan.
 
(küf tutmaktan sürüngenleşmiş gecelerde bir usta çıkagelir
denge kurar mushafından halim sözler okur ovar çocukların dizkapaklarını
gözyaşlarını ovar ovar kadınları ağlamaya tövbekâr yapar
beni tövbekâr yapar arpa boyu yaşamaklara ve
beni anlar)
/maharetle ölebilsem sözlerin yetersizliğinde
durgun atım şaha kalkar kardeşlerim yolalır
bu hazırlanma sessizliğinde…/)
 
ey benim mazlumların içinden sıyrılıp gelmiş ustam
sevgi sicim gibi uzanır boynumuzda darağacı misâline denk.
son raddede utanır ışık almaz çocukların lâl olmuş tüfekleridir
içimdeki hükümet bir türlü icbar etmez/ölümüm üzre yazılmış raporları
ve tırnaklarımı kemiren serkeş duygular
bana geceleri cellât kesilir.
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir