MEHMET ÇOBAN
Kelimelerin Kıyısında
Bazen insan, kelimelerin kıyısında kendi yorgunluğunu dinler sessizce… Sözler çekilir içinden birer birer, kalp, harflerden arınmış bir geceye döner.
Ve o geceye denir ki: Karanlık, yokluk değildir; sadece nurun henüz isim almamış hâlidir. Çünkü insan bilir ki her karanlığın içinde adı saklı bir ışık bekler.
Umut, kalbin en derin yerinde sönmeyen bir kandil gibi yanar. Ne rüzgâr alabilir onu ne zaman silebilir izini… Bir annenin duası gibi çoğalır ışık; dokunduğu her gönülde yarın yeniden doğar.
Bir tebessüm düşer bazen zamana, bir kelime, bir sessiz merhamet… Ve insanın kapalı kapıları hiç beklemediği yerden açılır. Karanlığa bakıp susmak kolaydır; asıl yol, karanlığın içinden nura yürümektir.
İnançla örülür kaderin yolu, umutla büyür insanın iç âlemi. Sabırla taşlaşır zamanın yükü, aşk ile çözülür gönlün düğümü. Sevgiyle bakarsan hayata, her şey bir ayete dönüşür içte. Hikmetle okursan zamanı, her an bir işaret olur kalbe.
Bazen insan, aramayı bırakır… Ve aranan, ona doğru yürür sessizce. Çünkü hakikat kovalanmaz; ancak teslim olanın kalbine iner.
Aşk yol olur yürüyene, inanç güç olur düşene, umut kanat olur yanana. Ve yolcu bilir artık: Fırtına dinmez belki… Ama insan, fırtınanın içinde sükûnu öğrenir.
Ne çoklukta bulunur sır ne yoklukta kaybolur hakikat… O, sadece arınmış bir kalpte görünür. Ve hayatın en derin hikmeti şudur: Düşmek bir eksilme değil, yeniden yükselmenin gizli kapısıdır.
Vazgeçmeyen kalp, her düşüşte biraz daha Hakk’a yaklaşır. İnsan, düştüğü topraktan filizlenir çünkü; göğe uzanan her dalın sırrı, karanlıkta kalan köklerindedir.
Ne zaman ki bitti dersin ne zaman ki "Yoruldu kanatlarım" der kuş, işte o an rüzgâr yön değiştirir. Seni yoran fırtına, bir bakmışsın seni menziline taşıyan binek olmuş.
Gözün gördüğü sadece perdedir; asıl seyir, kalbin gözüyle başlar. Dünya bağırır, gürler, çağırır… Ama hakikat, ancak o büyük gürültünün içindeki sessizliği seçebilenlerin önüne serilir.
Zaman, bir değirmen gibi öğütürken günleri, inanç, o tozun içinden ekmek yapmayı öğretir insana. Ve şükür, nasibine düşen her kırıntıyı berekete çevirir.
Ve yolcu bilir artık: Yol, yürüdükçe biten bir mesafe değil; yürüdükçe insanı inşa eden bir emanettir. Heybende sevgi, dilinde sabır, kalbinde teslimiyet varsa; menzil zaten attığın her adımdır.
Asanatlar "şiirden sinemaya" 
