Kabul Olmuş Dualar Kadar Güzelsin

MUSTAFA ORAL Kabul Olmuş Dualar Kadar Güzelsin

MUSTAFA ORAL
Kabul Olmuş Dualar Kadar Güzelsin
 
Herkes sevdiğine “Sen kabul edilmiş duamsın” demek ister. Ama her zaman öyle olmuyor işte. İnsan aceleci. Her şeyin zamanı olduğunu kabul etmek istemiyor. Hemen olsun istiyor. Hâlbuki mevsimsiz çiçek açmıyor. Bebek rahimde dokuz ay kalmadığında eksik doğuyor. Hayatı boyunca eksikliğini hissediyor. Biz onu çok sevdiğimizden sezaryenle aldırmaya kalkıyoruz. Anneyi de, bebeği de kaybedebiliyoruz.
 
Duaların istenilen şekilde kabul olmaması büyük bir imtihandır. İnsanın Rabbine olan sevgisi ve inancı sarsılabilir. Kalbi ürpermez, dili duaya gitmez. Öyle ki Habibimiz (asv) bile ürpermeyen kalpten, kabul edilmeyen duadan Allah’a sığınır. Rabbim, dualarımın kabul edilmesinden beni mahrum etme, diye yalvarır. Namaz kılan o an kiminle konuştuğunu bilmiş olsaydı yüzünü kıbleden çevirmezdi. (HŞ) Duadan maksat miraca yükselmek, Rabbimizle görüşmektir. Miraç sıkıntılı günlerde gerçekleşmişti. Boykot yıllarının ardından Ebu Talip gibi koruyucu ve Hz. Hatice (ra) gibi sevgili dünyasını değiştirdikten sonra yapayalnız kalan Habibini  (asv) teselli etmek için Rabbi huzuruna almıştı. Arkasından hicret gelmiş, Medine’de yeni bir dünya kurulmuştu. Sıkıntılar yaşanmasaydı miraç gerçekleşmez, hicret uzadıkça uzar, Medine ufuklarda kaybolurdu. 
Sabret. Dualarım kabul olmadı, diye umutsuzluğa kapılma. Miraç yakında. Dünyada görmediğin güzellikler göreceksin.
 
Atlar ve ağaçlar her daim ayakta, kıyamda, namazdadır. Efendimizi (avs) miraca çıkaran bir attı. Kul namazda sabırla kıyamda durur. Sabrı at olur,  miraca yükseltir. Ağaç başını eğmediği için meyvelidir. Başını eğme. Duaların kabul edilecek, sıkıntılı günler meyvesini verecek.
Kabul Olmuş Dualar Kadar Güzelsin
Sevenler Birbirinin Habibi Ve Tabibidir
 
Çocuk doktordan ilaç ister. Uygunsa verilir, değilse daha iyisi verilir.  Sen çocukça şeyler istiyorsun Rabbinden. Vermeyince de küsüyorsun. Dilini duadan, kalbini habibinden (sevgili), ruhunu tabibinden (doktor) çekiyorsun. Rabbin seni senden daha iyi tanıyor. Neye, ne kadar ve ne zaman ihtiyacın olduğunu daha iyi biliyor. Gerekeni gerektiği zaman, gerektiği şekilde verecek, endişelenme. 
 
Bazen insan kendini hapiste gibi hisseder. Rabbini habib bilene tabib olarak Rabbi yeter.
Dertlerden Yusuf (as) gibi bir deva doğar. Sevenler birbirinin habibi ve tabibidir. Birbirini Habib ve Habibe bilince Yusuf’lar dünyaya gelir. Her dert hafif gelir.
 
Yusuf (asm) dünyalar yakışıklısıydı. Rabbi onu kendisi için yaratmıştı. Ne var ki Yusuf’un kalbi Züleyha’ya kayar. Züleyha, Yusuf’un imtihanı olur. Sevenler kıskançtır, Rabbimiz ise en kıskancıdır. Yusuf’un kalbine bir kadının girmesini kabullenememiş, Züleyha’nın iftiraları eşliğinde saraydan zindana atıvermiştir. Yusuf zindanda Züleyha’dan Mevla’ya erer. Züleyha sarayda Yusuf’tan peygamber Yusuf’a erer. Yusuf peygambere yakışır izzete, Züleyha peygamber eşine yakışır iffete kavuşunca Rableri sarayda yollarını buluşturur. Her şey yoluna girmişken, Züleyha ile sarayda cennette gibi yaşarken Yusuf, Rabbinden Rabbini ister. Sana gelmek istiyorum, der. Duası kabul edilir.
Rabbi Yusuf’unu yanına alır. Evet, asıl olan Züleyha ve saray değildir. İsteklerin gerçekleşmesi değildir. Asıl olan dünyadan geçip Rabbe erebilmektir. Değil mi ki dünya rahat yeri değildir.
 
Zindan dediğin nedir ki. Züleyha’sını yitirene zindan neylesin. Yusuf olana zindan neylesin. Yusuf, Züleyha’nın isteğine karşı “Rabbim zindan bunların beni kendine çağırdıkları şeyden daha sevimlidir. Kurdukları düzeni benden uzaklaştırmazsan onlara eğilim gösterir, böylece cahillerden olurum” demişti. Dünya türlü zevkleriyle kendine çağırırken Rabbimiz duaya çağırıyor. Bana gel, diyor. Ne duruyorsun…   
Kabul Olmuş Dualar Kadar Güzelsin
Habib ile Habibe!
İşte Duanın Gücü!
 
Tarih Züleyha-Yusuf, Leyla-Mecnun aşklarıyla doludur. Aşk dediğin beladır, kalu bela’dandır. Aşk dediğin en büyük imtihandır. Bazen dualar kabul olur, yollar buluşur, cennet köşkleri kurulur. Bazen de çıkmaz yollara varılır. Dünya kocaman taş olur, üstüne üstüne gelir. Dayanacak duvar ararsın. Dua duvardır,  duvar tek başına örülmez. Dua tek taraflı edilmez. Habib ile Habibe birlikte dua edecek ki duvar örülsün, ev kurulsun, evlilik olsun. Dünya zindanından cennet bahçelerinden bir bahçeye girilsin. Yusuflar, Züleyhalar bahçelerde gezsin. Sabret duvar bitti. İş çatıya, yani Rabbine kaldı.  İş Rabbe kalmışsa o işi olmuş bil.
 
Hz. Zeynep (ra) ve Hz. Zeyd (ra)
 
Efendimiz (asv) Ebu Talip’in kızıyla evlenmek istemişti. Fakat murad-ı ilahi başkaydı.
Allah başka şeyler istiyordu. Âlemleri kendisi için yarattığı biricik Hz. Muhammed’ine (asv) Fatıma’yı nasip etmemişti. Etseydi belki de Hz. Hatice (ra) gibi cennet hanımlarının efendisini vermeyecekti. Efendimizin (asv) hal diliyle yaptığı duaya en layık Hatice’ydi.
Fatıma bir peygambere eş olacak kişilikte değildi. Demek bazen peygamber bile dualarının karşılığını burada alamıyor. Kim sevdiğinin arzusunu geri çevirir ki Allah Habibinin (asv) duasını çevirsin. Bu dünyada vermediyse ahirette muhakkak verecek.
 
Hz. Zeynep’in (ra) kalbi Efendimizdeydi (asv). Otuzbeş yaşına kadar içten içe, sabırla, sessizce beklemişti. Kim bilir ne dualar, ne adaklar etmişti. Bir gün Sevgili (asv) kapıda göründü. Gün bu gündü. Dualar kabul edilmişti. Bütün ailede bayram sevinci vardı. Hz. Zeynep’in kalbi yerinden çıkacak gibiydi. Ne var ki Efendimizin (asv) niyeti başkaydı. Hz. Zeynep’i Hz. Zeyd’e istemeye gelmişti.
 
Hz. Zeyd azatlı bir köleydi. Hz. Zeynep soylu bir hanımefendiydi. Peygambere eş olacak kişilikteydi. Fakat murad-ı resulallah başkaydı.
 
Hz. Zeynep ve ailesi büyük hayal kırıklığı yaşar. Aile usulünce bu işin olamayacağını hissettirir. Hz. Zeynep (ra) ise peygamber hanımına yakışanı yapar. “Allah ve Resülünün hüküm verdiği konuda siz bir söz söyleyemezsiniz. Ben Zeyd ile evlenirim.” Aşk budur.
“Yeter ki O (asv) mutlu olsun. Ben her sıkıntıya razıyım.”
 
Evlilik bir yıl sürer. İhtimal ki Hz. Zeynep (ra) dualara devam etmiştir. Bir kadın için en zor şeyde kendini Sevdiceği (asv) için feda ettiğinden Rabbi ondan razı olmuş, dualarını kabul etmiş, sabrının neticesinde onu peygamberimize eş kılmış, nikâhını da göklerde kıydırmıştır. Nikâh haberi geldiğinde Hz. Zeynep (ra) elinde, avucunda ne varsa üstündeki takılarla birlikte müjdeciye verir. Bilirim içinde bir Hz. Zeynep (ra) hüznü vardır. ‘Dualarım kabul olmadı, işler her geçen gün sarpa sarıyor’ diyorsun. Yusuf’u Züleyha’sına götüren yol zindandan, Hz. Zeynep’i (ra) Hz. Mustafa’sına (asv) götüren yol Hz. Zeyd ile evlilikten geçmişti. 
Müjde! Göklerden haber var. Çeyizi, takıları, hediyeleri hazırla. Duaların kabul edildi.
Nikâhınız kıyıldı. Geriye düğün kaldı.
 
İftira İncitir, İtiraf Affettirir
 
Züleyha izzet timsali bir peygambere eş olacak halde değildi. Fakat Yusuf’un gönlü Züleyha’ya düştü. Oysa Rabbi onu kendine dost ve sevgili seçmişti. Yusuf’u kıskandı. Sen nasıl gönlünü böyle bir kadına düşürürsün, deyip Züleyha eliyle hapse düşürdü. Peygambere layık izzeti kazanıncaya kadar zindanda kaldı. Kazanınca zindan saraya döndü. Yusuf saraya sultan oldu. Yusuf’u zindana attırdıktan sonra Züleyha’ya saray zindan oldu. Peygamber eşine layık iffeti kazanıncaya kadar saray zindanında kaldı. Yusuf zindanda, Züleyha sarayda pişti. Gerçek aşka erince Yusuf saraya döndü. Züleyha saray zindanından çıkıp Yusuf’un sarayına döndü.
 
İncir kabuğunu doldurmayacak şeylerle sevdiklerini zindana atanlar saraylarda yaşasalar da zindandadır. Züleyhaların iftiralarına maruz kalıp zindana düşenler zindanda olsalar da saraydadır. Ufacık sebeplerle sevdiğine kırılıp zindana ve kuyuya atanlar! Yusuf hepimize örnek olsun. Hiç birimiz Yusuf kadar ihanet görmedik ki sevdiğimizi affetmeyelim. Yusuf kadar izzetli olursak, Züleyha gibi iffetli bir yâr bulacağımızı bilelim.
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir