blank

Ayşe Hayta’dan Kalanlar

MUSTAFA ORAL Ayşe Hayta’dan Kalanlar

MUSTAFA ORAL
Ayşe Hayta’dan Kalanlar
 
 
Ayşe Hayta Denizli’de doğar. İşi gereği birçok şehri gezer. Gittiği her yere çocukluğunu da götürür. Çocukluk insanın en bakir alanı olduğu kadar en tutarlı zamanıdır da. Bu dönemdeki davranışlar sahicidir. İkiyüzlülük ve kendini beğendirme arzusu yoktur. Sözün özü, insan çocukken neyse odur. Ta kendisidir yani.
 
blankZaman değirmen misali insanı ve varlığı öğütedursun Ayşe Hayta’nın çocukluğu hayatını öğütür durur. Zamanla dili durulur. Testiden sızan su gibi gizli gizli yazmaya başlar. Damlalar zamanla küçük deryalara dönüşür. Parça tesirli sözler söyler. İçinden minik kahkahalar geçen hüzünler işler.
 
Hayata aşkla bakar. Ondan mıdır bilinmez hayat ırmağının kıyısında hep ağlamaya, gülmeye ve ölmeye yakın durur. Güzel bir hindibanın başında ağlama nöbetine tutulur. Bir kedinin yalnızlığında kendini bulur. Bir ağaca sarıldığında eşten ve dosttan çok ötesini bulur.
 
İnsan su ve topraktan yaratılmıştır. Ayşe Hayta’nın sözleri su ile toprak, deniz ile dağ, gece (leyl) ile gündüz arasında gidip gelir. Deniz gözyaşı, dağ gönülyasıdır. Su arındırır, toprak barındırır. Gece karartır, gündüz ağartır. Elbet insan olan insanı her şey arşa vardırır. Elbet insan olan insanda her şey hayata bakar, aşka çıkar.
 
Ayşe Hayta’nın yaşamı şiir ile günlük arasında gidip gelir. Zamanla diline de yansır bu. Sözleri şiir ile günce arasında gezinir. Yağmurun toprağı damla damla işlemesi gibi şiir kıvamındaki bu sözler gün gün sayfalara dökülür, Leyl’den Kalan ismiyle uzun ince bir cüze dönüşür.
 
Aylardan Ekim’di. Yaz sürgününü vermiş, köşesine çekilmişti. Güz sahne almak için eşikte bekliyordu. İşte o günlerde Ayşe Hayta’nın Ayşe Dülek müstear ismiyle yayımladığı Leyl’den Kalan (Efsus Yayınları) güz yaprakları gibi düştü elime. Okudukça ne kadar da özgün bir yazarla karşı karşıya bulunduğumun farkına vardım.
 
İhtiyar için mevsim daima güzdür, nefesi kesildi kesilecek, yere döküldü dökülecektir. Çocuklar için mevsim daima bahardır. Akşama kadar kırlarda koşarlar da nefesleri hiç kesilmez. Defalarca düşerler de tekrar tekrar ayağa kalkarlar. Bir dakika önce ağlarken birden gülmeye başlarlar. Leyl’den Kalan’ı okurken sayfalar arasında o çocuğa, içimizdeki hiç büyümeyen o çocuğu rastladım. İnsanın yaşı ne olursa olsun hayata çocukça bakabildiğinde hep çocuk kalıyormuş, dedim.
 
Ayşe Hayta kitabında gizli bir aşk öyküsü anlatılıyor. Leyla genç kızlık çağında Deniz’e vurulur. Fakat aşkını itiraf edemez. Yıllarca bir iç kanama yaşar. İçine kapandıkça kapanır. Leyla iken Leyl olur, geceye döner, dünyası kararır. Aldığı yarayla Deniz’den başkasını kalbine koymaz. Ömür boyu evlenmez. Gün gün azalırken şiirlerle kendini çoğaltmaya çalışır. Eline kalemi alır. Denizde inci arar gibi şiir tadında günlükler yazar. Yazmak ömrünü uzatmaya yetmez. Aşk yükünü daha fazla çekemez, yatağa düşer. Akrabası Erol, kadına sahip çıkar. Eşi Şükran kendi sorunları yüzünden Leyl ile ilgilenemez. Fakat 9 yaşındaki kızı Burçak, Leyl’in kapısından eksik olmaz. Gün gelir Leyl ölür. Cenaze kaldırılır. Tabutun bir ucunda Leyl gibi yapayalnız yaşayan komşuları Deniz de vardır.
 
Leyl’in inci kolyesi Burçak’a, parası Erol’a, defteri Şükran’a kalır. Şükran günlüğü okumaya başlar. Okudukça Leyl’e olan hayranlığı artar. Bir aşk bunca zorluğa rağmen bunca yıl nasıl taşınır…
 
Sağlığında kapısını çalmadığı Leyl’in kabrine sık sık gider. Kabri başında bulduğu çiçekler ve küçük bir mektup Leyl’i şaşırtır. Mektubun ve çiçeklerin izini sürer. Bir gün sahibini bulur. Şaşkınlığı bir daha artar…
 
Ayşe Hayta şiirsel diliyle, çocuksu söylemiyle bizleri sedefteki inciyi görmeye, bu gizemli ve hüzünlü hikâyeye davet ediyor:
Dünya var oldukça
Eksilir mi hiç Yusuf ile Züleyha 
Mecnun ile Leyla
Nazım ile Vera
Leyl ile Deniz…
Değil mi ki aşk bütün zamanlarda ve dillerde aynıdır.
Yazar, Leyl ile Deniz’i buluşturamamış da bu aşkın neyini üflemiş içimize.
Bir başka kadının, Leyl’in günlüğünde, denizi, inciyi.
Rumi’yi görünce hindiba çiçeği gibi üflemiş gönüllere…
İnci denizdedir, toprakta arama.
Aşk içindedir, uzakta arama.
 
 
Ayşe Hayta dört yıl aradan sonra bu sefer Ardıç Kuşları (KDY Yayıncılık) isimli romanıyla okurlarını selamlıyor.
 
Ayşe Hayta, Leyl’den Kalan kitabında gâh uzun hikâye, gâh roman olarak nitelendirilebilecek bir üslubu tercih etmişti. Ardıç Kuşları kitabında ise roman üslubunu tercih etmiş. Bu kitapla sesinin kıvamını bulduğuna şahit oluyoruz.
 
blankAyşe Hayta kendiyle oyalanıyor, oyunlar oynuyor. Daha çok kendini ve kendinin neler yapabileceğini merak ediyor. Daha iyi şeyler yapabilmek için gayret ediyor.
 
Ardıç Kuşları bir aşk ve iç arayış romanı. Romanın ilk bölümü daha çok iç konuşmalar şeklinde seyrediyor. Sevdiği kişiyi içinde ve hayatında bir yerlerde konumlandırmaya çalışıyor.  İkinci bölümde aşk candan ipini koparıyor; sevdiğini başka başka gözlerle görmeye çalışıyor. Romanın son bölümünde Zeynep mecazî aşktan hakiki aşka ulaşıyor, kendine varıyor ve Mevla’sına sığınıyor. Bediüzzaman’ın yaşadığı Eğirdir Gölü kıyısındaki Barla Kasabasına yerleşiyor. Barla Kabristanına gidiyor. Kabristanda hayatın geçiciliğini ve ölümün gerçekliğini fark ediyor. İlahi aşk merkezinde kâinatın eşsiz tablosunu bakıyor. Kitaba ismini veren ardıç ağaçlarını ve ardıç kuşlarını seyre dalıyor. Varlığın sesine sesini katıyor. Ve orada son nefesini veriyor.   
 
Ayşe Hayta’nın kitabında Mevlâna, Rabbani, Geylani, Yunus, Bediüzzaman gibi bilge dervişler geziniyor.
 
Roman modern bir Leyla ile Mecnun hikâyesi gibi. Hasan ile Zeynep’in gizli bir sır gibi büyüyen sevdalarına tanıklık ediyoruz. Romanın sonunda Leyla’dan vazgeçip Mevla’ya varan bir Zeynep var. Ayşe Hayta bu durumu Abdülkadir Geylani’nin ifadesiyle açıklıyor: Seven hiçbir şeye malik değildir. Her şeyini sevgilisine teslim eder.
 
Roman Denizli’nin Zeyve kasabasında başlıyor. İstanbul, Sapanca, Maşukiye ve Denizli’ye uğradıktan sonra Barla’da sona eriyor. Zeynep son nefesini Barla’da veriyor, Öyle anlaşılıyor ki kitabın yazarı Ayşe Hayta da son nefesini Barla’da vermek istiyor. Hatta Barla’da Eğirdir Gölüne nazır bir yerde kendine küçük bir ev yaptırmış. 
 
Tasavvufi ve şiirsel bakışla yazılan, iç konuşmalarla ilerleyen roman okumak isteyenler için Leyl’den Kalan ve Ardıç Kuşları doğru adres.
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir