blank

İnsandan İnsana Vefa Yoktur

MUSTAFA ORAL İnsandan İnsana Vefa Yoktur

MUSTAFA ORAL
İnsandan İnsana Vefa Yoktur
 
Her güne yeni bir güneşle uyanıyoruz. Her gün yepyeni yüzü ile bizi selamlasa da her zaman aynı güzellikle cevap veremiyoruz. Bazen öyle sıkılıyoruz ki “Uyanmasaydık daha iyiydi”, diyoruz.
 
Kıyamet günü güneş batıdan doğacak. Herkesin kıyameti kendinedir. Her gün binlerce insan için güneş batıdan doğuyor. Âlemi değişiyor. Ahirete gidiyor. Bazımız içinse bitmeyen bir kıyamet var. Uzadıkça uzuyor. Güneş batıdan doğuyor, hiç batmıyor. Batsa gece olacak, ölüm gelecek, sonsuz bir uykuya dalacak.
 
Büyük kıyamet yaklaştıkça küçük kıyametler artıyor. Son yüzyılda güneş çok fazla batıdan doğdu. Türkiye’de 27 Mayıs 1960, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997 ve nihayet 15 Temmuz 2016’da güneş batıdan doğdu. Yüzlerce kişi dünyasını değiştirdi. Vefat edenler kurtuldular ama sevenleri her gün yeniden ölüyor. Artık onlar için güneş hep batıdan doğuyor. Hiç aydınlık vermiyor.
 
Kuldan kula vefa yoktur
 
Allah Vafi’dir, vefalıdır. İnsana vefa etmiş, dünyayı yaratmıştır. Dünya ile güneş ezelden arkadaştır. Dünya kaçamak yapsa da güneş vefalıdır. Sözüne sadıktır. Bütün gün beşiğini sallar. Dünya uykuya dalınca usulca göklerden çekilir. Giderken kulağına fısıldar. “Şimdi gideceğim. Sabah geleceğim.” der. Sözünü tutar. Sabah yine gelir. 
 
Vahşi dünyada bir yahşi olaydım
İnsandan İnsana Vefa Yoktur
Dünya ile ahiret arkadaştır. Dünyada vefa yoktur ama ahiret vefalıdır. Dünya ne zaman düşse, ne zaman insanlığın üzerine karanlık çökse ahiret yardıma koşar. Peygamber denilen güneşler gönderir. Karanlığın en koyu olduğu bir zamanda âlemlere rahmet Hazreti Muhammed’i (sav) gönderir.
 
Dünya OHAL ile idare edilirken, hukuk ayaklar altında çiğnenirken, masumlar zalimlerin zulmü ile inlerken, insanlık kuyu dibinde yaşarken Hz. Mustafa (sav) umut olarak dünyaya gelir. İnsana ve insanlığa itibarını iade eder. Masumları, maznunları, mazlumları, garipleri, fakirleri güneş gibi ısıtır, ışıtır. İnsanlığı tekrar ayağa kaldırır. Hira’da, insanlığın zirvesinde asr-ı saadet gibi bir medeniyet inşa eder. Yanında vefa timsali Hz. Hatice (ra) gibi eş ve Hz. Hz. Ebu Bekir (ra) gibi dost vardır. Değil mi ki Hira’sı olanın Hz. Hatice’si (ra) ve Hz. Ebu Bekir’i (ra) vardır.
 
Vefa eden vefat etmez
İnsandan İnsana Vefa Yoktur
Dost dediğin güneştir. Bir gülümsemesi, selamı üç kış ısıtır. Dost dediğin düğünde oynar, cenazede ağlar. Ne var ki günümüzde dost düğünde var, hüzünde yok. İşler sarpa saracağını hissettiğinde ortadan kayboluyor. Bir kara bulut geliyor, güneşi kapatıyor. Akşam oluyor. 
 
Dostlardan ayrılık olmasaydı ölüm yol bulup gelemezdi aramıza, demiş Allah’ın Sadık Kulu, Zamanın Bediisi. Vefa ile vefat kardeştir. Vefasızlık vefat ettirir. Onu dünyaya küstüren bir dostun vefasızlığıdır. Tekrar dünyaya bağlayan da Barla Sıddıklarıdır.
 
Formun AltıBazen haksızlığa maruz kalırsın. Haklı olduğunu dostlar da bilir ama şahitlikten korkarlar. Ahirette zaten şahitlik edeceğiz. Bizim imtihanımız dünyadayken şahitliktir. 
 
Yoksulluk yoksuldan çok zenginin imtihanıdır. Zengininki fakirden daha ağırdır. Yoksul sabırla, zengin malıyla imtihan edilir. Zengin ‘kardeşi aç iken tok yatan bizden değildir’ hadisine uyup uymamakla sınanır. Cömertlik olmayınca malın, vefa olmayınca arkadaşın anlamı yoktur.  Kesesi zengin, kalbi fakir olandan dost olmaz.
 
Mazlumun imtihanı zalimin, zulme taraftar olanın ve sessiz kalanın imtihanından daha hafiftir. Sabreder geçer. Asıl imtihan zalim, zulme taraftar olan ve sessiz kalan içindir. Gücü olduğu halde engellemeyen zalim kadar suçludur. Zira zalim tepki görmezse yaptığının doğru olduğuna inanır. Meczup evliya yanlış yapsa mesul değildir ama peşinden gidenler mesuldür. Zalim meczup değildir. Ama halkın/çevrenin desteği ile meczuplaşıp kendini evliya hatta sahabe bile sanabilir. Sahabe gibi yaşıyorum, diyebilir.
 
Hercaiden ve bülbülden vefa beklenmez
 
Bülbülün dünyası güldür. Daha güzelini görse bırakıp gider. Dünya gül, dünyalılar bülbüldür. Dünyalılardan vefa beklenmez. Bülbül için gülün gölgesi yoktur. Unutulur gider. Gül güneşli havada güzel görünür. O zaman bülbül gölge gibi gülü takip eder. Bulutlar gökyüzünü kaplayınca, karanlık basınca bülbül “gül gibi gülü” bırakıp gider. Günümüzde insanlar etraf güllük gülistanlık iken gölge gibi yanından ayrılmaz. Ortalık biraz kararınca bağlasan durmaz.
 
Hercai hiçbir şeyde kararlı olmayan, bir dalda durmayan, bir işi sonuna kadar götürmeyen, aşkta bağlılığı bulunmayan kimsedir. Hercai (kız) ve kardelen (erkek) ilkbaharda açan birbirine âşık çiçeklerdir. Hercai çok kıskançtır. Kardelen masumdur. Veli gibi bağlanmıştır hercaiye. Sevdiceğini üzmemek için çözüm arar.
 
-En iyisi biz kış mevsiminde açalım. Böylece beni senden başka kimse görmez.
 
Hercai çok sevinir.
 
-Adamın hası böyle olur.
 
Kardelen damatlığı giyer. Günler geçer. Kış gelir. Mevsim kış olsa da kardelen hercainin hasretiyle yanmaktadır. Baş kaldırır. Başını karların arasından kaldırır. Damatlığıyla gün yüzüne çıkar. Beyaz gelinliğiyle kış gelmiştir ama hercai gelin hanım ortada yoktur.
 
Bütün kış bekler fakat hercai gelmez. Boynu bükülür. Onuru kırılır. Bu vefasızlığı kaldıramaz, bahara kalmadan vefat eder.
 
Hercai hiçbir şey olmamış gibi her bahar yeniden açmaya devam eder. Her bahar bir başka kardelenin kanına girer. Kışın cenazesine gelmez. Bir kış yaşıyorsun dostum. Sen kardelen gibi yaşamaya çalışıyorsun ama ortalık hercai kaynıyor. Hercaide vefa aranmaz.
 
Vefa yoksa cefa vardır
 
Kul daha güzel insan olacağına dair her gece Rabbine söz verir. Rabbi de ona ömür verir. Ne var ki ertesi gün hiç söz vermemiş gibi günaha devam eder. Rabbine vefası olmayanın kullara olur mu hiç?
 
İnsan vefa göstermese de vefa istiyor. Hâlbuki Peygamberlere bile vefa edilmemiş. Bazılarının eşleri, çocukları bile sadakat göstermemiş. Bazıları ümmetsiz vefat etmiş. O halde vefasızlıktan şikâyet etmeye hakkın var mı?
 
“Kıyamet günü ahdini tutmayan her vefasıza vefasızlığın derecesine uygun bir bayrak dikilecek. Böylece vefasızlığı teşhir edilecektir.” (H.Ş.) Şimdilerde etraf bayraktan geçilmiyor. Parti, sendika, dernek… gölgesi altında bayraklar çekiliyor. Vefasızlar bayrak açmış, herkes bayrak yarışında.
 
Belki senin de etrafında bayraklar dalgalanıyor. Dünyana güneş hâlâ batıdan doğuyor. Darbe üstüne darbe alıyorsun. Vefasızlık hüzünlendiriyor. Üzülme; Hatice’si (ra) ve Hz. Ebu Bekir’i (ra) yanında olanın başkasına ihtiyacı yoktur. Kendi Hira’na çekil. Cebrail Hira’da gelmiştir. Biraz sabır. Bu işin sonunda hayır vardır.
 
Vefasızlık canını acıtıyor. Haklısın. Vefasızlık görsen de vefasızlık etme, diyor sana Hz. Ali (ra). “Demir gibi sarsılmaz kardeşim” diye sesleniyor Hz. Pir. “Bir göz hatırına çok gözler sevilir. Asıl hüner, kardeşini fena gördüğü vakit onu terk etmek değil, belki daha ziyade uhuvvetini kuvvetleştirip ıslahına çalışmak, ehl-i sadakatınşe'nidir” diye ekliyor.
 
Kedi vefasız, köpek vefalı bilinir. Hz. Mustafa’nın da (sav), Hz. Pirin de dostları kedilerdi. Kedileri dost edin.  Hz. Pirin kedilerine ekmek vermesini hatırla. “Bağışla ümmetimi” diyen Hz. Mustafa (sav) gibi “bağışla vefasız dostlarımı” diye hakkın divanında duaya dur. Her daim sesini duyan, seni senden çok seven ve asla vefasızlık etmeyen Vafi olan Rabbin var.
 
Dost istersen Vafi olan Allah yeter…
 
Yoksa yetmiyor mu?
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir