Küçük Bir Kız Çocuğu Yavru Bebeğim

NECATİ SARICA
Küçük Bir Kız Çocuğu Yavru Bebeğim
 
Senin kaybolmanı istemiyorum, benim kaybolmamı istemiyorum
hurma ekmeği ve kokulu üzümlerle süslediğim sofralarda
büyümek varken
yavru bebeğim
bir orman perisi güzelliğin solmasın diye daha
aşkın iç avlularında gezinmek varken
aşkın sana benzemesiyle
aşktan ötesine gökteki bir ikindi vaktini yere indirmek varken
çiçekleri soldurmadan
ve dokunduğumuz hiçbir yeri kanatmadan
perdeleri açmadan geldiğin gibi sırlar içinde
pencerelerden geçmeden geldiğin gibi sırlar içinde
uçan kuşlardan haber saldığın gibi geleceğine
gelmeden içime yağdırdığın yağmurlar gibi
leyla dolu bir kokuyla çöl ortasından…
 
Aşk bize yeter biz aşka yeteriz dediğim
ağlarken en güzeli olduğum bak canıma yetiyor
en güzeli olduğun yetişiyor nefesime
hasret kokan bakışların suya kanat vuruşu gibi baygın
düştüğün yerlerden gelip kaldırdığım sözlerim ışığı kanatmadan
küçük bir kız çocuğu
yavru bebeğim ağladıklarınla hep yokluğumda
manolyalar ve düş dudaklarında mahzun kaldığına
düştüğün yerlerden kalkarken
çarşılar içinde gezerken rüyalarımda
ve düştüğün yerlerden kalkarken en güzeli olduğuna
görmüştüm düşerken gel tut ellerimden diye yalvarışınla
vuruldum dediğime alınma ruhum yakardıkça yaklaşırken ruhuna
hayat bu demiştim
hatırla
sihir, gölge oyunları ve dansı var
yoklarıma düştüğün kırlarda papatyalar solarken
hayat bu
sana düşmesi de var demiştim
solgun saçaklarından şu dünyanın…
 
Kahredici soruların kahredici cevaplarıyla kalıverdiğin yerlerde
sen ne zaman üşüyüversen de yavru bebeğim
sakın kalkmak yok deme
her zaman tutulabilecek güzelliğiyle ellerin olduğunu unutma
uzakların çoğaldıkça bak baharların yine erişiyor bir anda
ben sapkın ben günahkâr ben bir Aziz’in soluğuyla
karıştıkça senin her soluğuna
hem de bahçeler dolusu çiçeklerimle
bir çile kokusu hurmanın ekmeği ve kokulu üzümlerin tadıyla
sofraların duruyor gözlerimin önünde
yine erişmişsin bak
korkma bunca yoklardan sonra
yine erişmişsin
hayattan bıktığın her anında
koş diyorum koş rüyalarında bile olsa
bir daha dönmek yok dediğin her anında
gözlerimi önüne seriverdiğimde
koş kutsalımın yüzüne sürdüğüm papatyalarına…
 

 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir