Beklediğim Kutsal Bir Yıkılış Hikâyesi

NECATİ SARICA
Beklediğim Kutsal Bir Yıkılış Hikâyesi
 
Bu yolu ömrüm kadar uzun yürürsem
benim de olacaktı aklıma geliverenler
ve öncelikli hatırlayacak olduklarım
öncelikli ve bu hayattan ileri
hatta az önce mırıldandıklarım
biliyorum
bilincimin altında kör bir makine beni sürekli doğuruyor
intihar eli kulaklarında müezzini dansa kaldırmış
şimdi ölsem kurtulsam korkum yok
gereğini düşünen hâkimin odasında
tek kelime etmeden oturan gafil zamanlarda
geçit vermez koridorların
ve ben sokak lambalarının ağaçları şaşırttığı zamanlardayım
kirli ve sarı bir vitrinin önünden geçip giden
havanın küf’e dönüştüğü ve kanın cinayete
açılırsa şık bıçakların sandığı günlerin ertesi beni bekliyor
sonbahar başlangıcı
çok yağmurların ardı gibi
kaosun matematik ve bilim alanlarının görüngüsüdür'ü öğrendiğim
insanın kendini anlamaya çalıştıkça
derin bir bilinmezliğe sürüklendiğini
bir avuç kerametimle anlamaya çalıştığım hayatın
kapısız ve penceresiz bir boşluğunda kaldığımda
sarılarak boşluğuna konuşamadığım
yoksul bir mimarın kalemiyle taşından mermerini sıyırmak için
benlik, bilgi, etik ve pratik yargılarla insana
insana bir tutarlılık hevesi verilebilir mi
verilemez mi
çünkü ne zaman yeni bir intiharı olsa
dengeleri bozulur
son mektupları
hepsi bir dönüşün zincirinin son halkasıdır
simgesel olarak bu budur diyemediğim bir şiirin
öfkenin ve bağışlamanın sınırında
şizofren figürlerden duyarlılıklarla
yavaşça okşayıp sakinleştirmek için kendimi
başsız, kolsuz ve ayaksız şiirlerden söylemeye gerek yok dedikleri
ruhumun yalnızlığı
gizemli bir şeylerin eşiğinden geçişimi anlatmak için
memeleri duvara yaslanmış kadınların iniltilerinden bir geçiş aradığım
eski sözlerimin kuruduğu toprağın esmer sarısına okundukça
ölümün
sebepsiz ürpermelerin
ve her şeyin daha da doğusuna düşüyorum
çeyiz sandığından yeni çıkmış gelin adımlarıyla
aradığım ve bulamadığım bu şehrin sokaklarında
bir sürgün olarak şairin portresine kan düşene kadar beklediğim
katlim ve kaderimden
kutsal bir yıkılış hikâyesi çıkar mı diye beklediğim
solgun papatyalara yalnızlığımı ihbar ediyorum aslında
gönlümü çakallara yenik düşmüş bir arslanın kanıyla yıkadıkça
bu yol ömrüm kadar uzun olursa
vahşi olup da kafeste tutulanlar için bir dua gibi olduğumda
aşkın okunmaz şiirlerinde ne söylemişsem
her şeyin olup bittiği gibi…
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir