blank

Rikkat Güzeldir

SELAHATTİN YILDIZ Rikkat Güzeldir

SELAHATTİN YILDIZ
Rikkat Güzeldir
 
İçinden ağır yüklü trenlerin geçtiği şehirler gibiyiz. Tonlarca ağırlık ve takır tukur seslerle birlikte gıcırtılara uyanarak. Kim soktu bu gıcırtıları hayatımıza. Bu uğultuların esir aldığı benliğimize kasteden kim? Tabii ki biz. Aferin bize.
 
“İnsanları memnun etmenin yaptığın işin iyisini yapmakta görüldüğü günler. Saygının ve sevginin tüm mahalleye yayıldığı ve erdemin yüceldiği günler”
 
Bundan bilmem kaç yıl önce hiç de öyle ağırlıklar yoktu. Ya da bana öyle geliyor. Ne bileyim, şu hesapsız kitapsız merhabalaşmaların olduğu günleri diyorum sanırım. İnsanları memnun etmenin yaptığın işin iyisini yapmakta görüldüğü günler. Saygının ve sevginin tüm mahalleye yayıldığı ve büyüklerin büyük, küçüklerin küçük olup erdemin yüceldiği günler. Ufacık ellerle soğuk su satan ve su ısınınca “abi su ısındı birazdan soğuğunu getireyim” diyen içi tertemiz çocukların olduğu dünyadan bahsediyorum. Çürüğün tezgâhtan atılıp altlara sıkıştırılmayıp dürüstlüğün terkedilmediği günler. Tüm bunları biz toplum olarak yapmıştık. Aferin bize.
 
Fakat şimdi niye bu kadar değişti ki dünya. En iyisini yapmaya çalıştığın şeyler olsa bile yine de memnuniyetsiz kalıyor insanlar ve dünya. Dünyayı kendi içindekilerle doldurduk. Kendi içindekilerle kirlettik, çürüttük. Zoru başardık. Aferin bize!
 
Şimdi bir parkta oturuyorum. Önümde serçe kuşları uçuşuyor. Serçe kuşları çocukluğumdan beri hep uçuyor. Daldan dala mı konuyorum. Bana ne, serçeler de öyle yapmıyor mu zaten. Benden rahatsız olmamalarına sevindim. Demek ki korkutmuyorum onları. Ne güzel sevindim bakın buna. Aferin kuşlar.
 
Şimdi iki yaramaz çocuk geldi ve karşı banka oturdu. Serçeler korkup uçtu. Çocuklar serçeleri korkutmak istemedi hatta benden daha çok sevdikleri gözlerinden belliydi. Ama korktular işte. Demek ki korkutmak istemeseler de dikkatsizlik korkutuyor serçeleri. Serçeler şaka bilmez. Serçeler güven ister.
 
Daha naif yaşamak gerekiyor diye içimden geçiriyorum. Yok canım çocukları suçlamıyorum sadece çağrışım yapıyorum kendimce. Evet biraz daha dikkat, biraz daha naiflik. Yani rikkati bırakmamalı ömürden. Rikkat ne güzel bir kelime değil mi? Bilmem bana öyle geliyor. Size de öyle gelsin, “rikkat” güzeldir.
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir