Aklın Sobesi

SELAHATTİN YILDIZ
Aklın Sobesi
 
Aklın sana oyunlar oynadı mı hiç. Ya da sen, aklını zorlayarak vicdanın yumuşak ama acı veren taşlarına vurdun mu? Düşüncelerin, aklının sınırlarına dayanıp hadi sen de bir şeyler söyle dedi mi. Kalbin o hengâmede güçlü bir boksör yumruğu yemiş gibi iplere dolandı mı hiç. İnandığın birçok şeye idam kararı verip, sehpasına ayak vurdun mu? Birçok kişi zafer naraları atarken, şerefli mağlubiyetlerin oldu mu? İnsanlar ilah diye putlara taparken, onların ilahını put gibi yere serdin mi hiç.
 
Hakikat ne kadar gizlense de, inancın koca çınarı altında otururken, dalların arasından sızan güneşi toprakla kapatan ahmak olmayı kim tercih eder. Kapatıyorlar sızan ışığı toprakla. Ama ışık yine üste çıkıyor. Dalı hafif eğip ışığı kesiyorlar. Bu defa ışık dalın üzerine düşüyor. Aşağı inmiyor diye ışık, hakikat kayboluyor sanıyorlar. Çakalların memesinden emdikleri sütle büyüyor bahtsız bedenleri. Şartlar öyle gerektiriyor diye bir inanış türüyor yalancı zihinlerinde.
 
Başka bir ahlaksızın, ahlaksızlığını referans göstererek kendi ahlaksızlığına geçit veriyor seremoni kurnazları. Kendi ve benzerlerinin fikirlerini en kıymetli sayma hastalığına tutuluyor bahtsızlar. Başkalarının uzattığı ipin ucunda oynarken kıvrak bedeni, tüm gücüyle güya hakikati bağırıyor yalancı dudakları. Hak için haksızlığı reva görüyor hak tanımaz körebeler. Bir çocuğa tölerans vererek görmemezlikten geliyor ve sobelemiyor sihirbazlar. Nereye saklandığını biliyor. Çünkü saklanacak yerlerini onlar hazırladı o daha doğmadan. Şimdi kalkıp her şeyi ben biliyorum yalanına en çok kendisi inanıyor zavallı akıl.
 
Aklın sana oyunlar oynamıyorsa, düşüncelerin aklının sınırlarına dayanmıyorsa, senin adına başkaları düşünüyor ve sen onları mutlak doğru sanıyorsan, aynaya baktığında kendinden biraz olsun utanabilmelisin. Her başın sıkıştığında ilahına değil de, kendini ilahın din çevirmeni sananlara gidersen, kendin olmaktan çıkarır seni hayat. Kendi günahlarınla yanmak, başkalarının hatalarıyla yanmaktan daha iyidir. En azından sen olarak çıkarsın Yaratan’ın karşısına.
 
Neden hayattaki en büyük yanılgılar, en güvenilenler tarafından naklediliyor beyin hücrelerimize. Onların narkozluyla bayılan beyinlerimiz, refleksi aynı olan bireylerin tiplerine dönüştürülüyor.  Ameliyat sonrası gözlerimizi hakikate açtığımıza inandırıyor bizi cambazlar. En masum körebe oyunlarımız çocukluğumuzda kaldı. Büyüdükçe bedenlerimiz değil, ruhlarımız ve düşüncelerimiz sobelendi. Üzerimize uzanan bu karanlık eller kimin.
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir