SELAHATTİN YILDIZ
İdrakimle Üşürken
İçime birikmiş kuru ot yığınları,
Bir çakmağın gölgesiyle yanmaya teşne.
Hangi iklim gerçekti bugüne değin?
Göğsümü delip geçen sürgün şimdi nerede?
Şair sözü yalandır.
Şayet, mazlum olan müstağni.
Ben ki hep bir çıban sancısıyla,
Yutaklarda düğümlenen nefestim.
Hayatın hep tıkanmış damarlarında dolaştım,
Gayya kuyusuna bakmamak için.
Sehpalar kurup asıyordum vakti,
Sırtımdaki heybeyle düşmemek için.
Harlanmışım;
Hangi durakta yanacağını şaşıran divane gibi.
İdrakim volkan ağzında erirken,
Hücrelerimin secdesinde arıyordum künyemi.
Dağlar neden serilmiyor ki yere?
Gelmedi mi kıyamet vakti?
Değilse nedir bu kaçışan insan telaşı?
Yılmak yakışmaz insana,
Yılan yıkılır.
Musallalar, yanımıza düşen taşlarla yapıldığında;
Dalgınlıktan fark edemedim,
Vazgeçtiğim gün öleceğimi.
Duvar dibine çökmüş yetim bir çocuk gibi,
Yırtılan yakamı diksin diye beklediğim;
Rahman’ın eliymiş.
Beni de terk etme,
Ve bana da darılma Ya Rabbi.
Yorganı çektim üzerime,
Resulullah gibi.
Titriyorum,
Üşütme beni.
Asanatlar "şiirden sinemaya" 
