Kar Üstüne Yazılmış

CANEY

Kar Üstüne Yazılmış…
 
Karlı bir gecede, kar taneleri altında, kar üstüne yazılmış yakarışlardan aklımda kalanlar…                                                    
 
Kar…  Üç harf,  tek hece…  Aşk gibi…

Kar… Tertemiz, bembeyaz…  Aşk gibi…

Kar aydınlığı… Çekimine kapıldığımız dolunaylı bir gece… Aşk gibi…

Soğuktan donmak üzere olanın bedenini kar ile ovarlar, onu hayata döndürmek için…  Çünkü kar soğuk olduğu kadar sıcaktır da, sımsıcak…  Isıtır, hatta yakar…  Aşk gibi…

Kopmaya görsün karlı tepelerdeki yerinden bir avuç kar, hızla yuvarlanır, yuvarlandıkça hızla büyür, çığ olur; önündeki bütün bentleri, engelleri yıkar… Aşk gibi…

Kar, önce yağar; tane tane… Bağrı yanınca toprağın ve çağırınca…  Her kar tanesini yüzlerce melek taşır ve indirir yeryüzüne, usulca dokunsun diye tabiatın kalbine hepsi birbirinden farklı her kar tanesi… Serinlettikçe yakan, yaktıkça serinleten bir rüzgârla yağar kar, hem tabiata hem ruhlarımızın üstüne… Aşk gibi…

Kar, önce yağar; tane tane… Sonra kaplar her yanı… Bembeyaz eder kara toprağı… Öyle ki gecenin karanlığında ışıl ışıl yapar ovaları, tepeleri, dağları ve ışıtır içimizi… Aşk gibi…

Ondandır karlı ovalarla, karlı tepelerle, karlı dağlarla türkülerde sarmaş dolaş oluşumuz.  Kar içimizi titretir dilimizle birlikte ve söyletir bizi… Aşk gibi…

Bazen gecikir kar tanelerinin gökyüzünden yeryüzüne süzülmesi ve bu yüzden salgın hastalıklar kol gezmeye başlar ortalıkta. Bir kar yağsa da hava temizlense demeye başlar güngörmüş bilge gönüller…  Çünkü kar saflıktır, sağlıktır; her kar tanesi ayrı bir ecza olarak düşer ötelerden üzerimize…  Yeniden canlandırır solgun benzimizi… Yeniden hatırlatır bize, bizi diri tutan, asla unutmamamız gereken asıl kederimizi,  yeniden gülümsetir bizi… Aşk gibi…

Ağustos sıcağında bile karları erimeyen dağların zirvelerinden kar alıp pekmez ile karıp yiyenler bilir kar tadını, dilden silinse de gönülden çıkmaz… Aşk gibi…

Kar ne kadar yağarsa yağsın şehirde fazla kalmaz, çabucak erir. Caddelerde ve sokaklarda erimesi de beklenmez, hemen tuzlanır anında erisin diye ya da küreklerle, kepçelerle kaldırılır. Onun için kar asıl değerini, anlamını tepelerde, dağlarda, yüksek yaylalarda, zorlu yollarda bulur… Aşk gibi…

Ne güzeldir o “taze karlar yağmış karın üstüne” diye başlayan türkü…  Kar yeniden yağdıkça öncekiyle bütünleşir ve öncekini de tazeler…  Her kar tanesi sürekli ve sonsuz bir tazelenmeyi hatırlatır… Aşk gibi…

Kış mevsiminde kar yağmazsa bahar mevsiminde dereler, ırmaklar çağlamaz… Kardır baharı yaklaştıran, kardır açan baharın kapısını, kar hem bahardan öncedir, hem bahardan sonradır, her tanesinde sonsuz bahar coşkusu saklı hiç geçmeyen bahardır…  Aşk gibi…

Her kar yağışını bir bayram gibi bekler, her kar yağışını bir bayram gibi karşılar bütün çocuklar. Çünkü her kar yağışında en çok onların daha bir hızlı çarpar kar gibi aydınlık, kar gibi saf yürekleri.  Kardan adam yapılır, kardan top… Kardan olur kelimeler… Kar uçsuz bucaksız bir aydınlık, bir saflık, tarifsiz bir hoşluk yayar yüreklere… Aşk gibi…

Evet, aşk gibidir kar…

Birdenbire lapa lapa yağmaya başlar. Haber vermeden gelir, ansızın yakalar sizi, sarar üstünüzü başınızı, güneşli bir günde veya dolunaylı bir gecede, teslim alır olanca gizemi ve güzelliğiyle…  Aşk gibi…

 Kar da ansızın içinizde bir güneş gibi doğar… Aşk gibi

Kar da ansızın içinizde sessizce yağar… Aşk gibi

Evet, aşk gibidir kar… İçinizi aşk gibi yakar… Kirinizi aşk gibi yıkar… Karşınıza ansızın aşk gibi çıkar… Damarlarınızda aşk gibi akar… İnanın ki öyle… Dönüp bir bakın içinize, göreceksiniz, nice karlı tepeler var… Nice karlı yollar,  nice karlı dağlar…

 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir