Eğilmiş Başlar Menakıbı

CANER KUT
Eğilmiş Başlar Menakıbı
 
Savaştıkça içindeki kabalıkları aşabiliyorsun. En büyük şiirler büyük savaşçılardan çıkar.
Ruh incelir çünkü beden çarpıştıkça…
 
Meselâ;
Süleyman Peygamber Keşiş Dağının zirvesinden Bursa Ovasına bakarak, cennet burası olmalı diye seslendiğinde vezirleri başları öne eğik vaziyette kendisini tasdik etmişlerdi.
 
Meselâ;
Yıldırım Beyazıt Han, Haçlıları dize getirdiği Niğbolu Zaferinin şükrünü eda etmek için Cami-i Kebir’i yaptırmıştı. Açılışta hutbe için Emir Sultan’a yöneldiğinde, Emir Sultan da Somuncu Baba'ya dönerek hutbe irat etmesini istedi. Somuncu Baba başını öne eğerek minbere yükseldi; Fatiha’nın yedi ayrı tefsirini yaptı…
 
Meselâ;
Bediüzzaman Hazretleri kendisini ilk kez Emirdağ’da mütevazı odasında karşıladı. İsmini sordu; ne iş yaptığını sordu. Fırıncı dedi. Ekmek yapmak büyük hizmettir, dedi. Hayır efendim börek yaparım, dedi. O daha da güzeldir, dedi… Başını eğip gülümsedi.
 
Meselâ;
Mekke’nin fethinde başını o kadar eğer ki Efendimiz (s.a.v.) neredeyse atın üzengisine yapışır. Etrafındaki sahabeleri de farksızdır. Zafer nimettir, nimet önce şükür ister, zaferin şükrü ise, Rabbi Rahimine sığınarak af dilemek ve nefsiyle cihada dönmektir.
 
Dünya onlara küsmeli ki cennet gülümsesin. Kaderin büyük imtihanları onların üzerinde yapılır ki bu Rahmani bir ödüldür… Bu şekilde diğer insanlarla olan farkı açarlar. Yazık ki, bizim için onları yakalamak neredeyse imkânsızdır. O kadar farkı açmışlardır ki, ancak tenezzül buyurup aşağı bakarlarsa onları görebileceğizdir.
 
 
 

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir