Yıktığım Tahtların Eşiğinde

SÜNDÜS ARSLAN AKÇA Yıktığım Tahtların Eşiğinde

SÜNDÜS ARSLAN AKÇA
Yıktığım Tahtların Eşiğinde
 
Ah efkârım
hangi cidalin son nefesiyim
mesafeler zılgıt çalıyor kulaklarımda
ey alnıma sürgün düşen hüzün
tebessüme kaldı mı yüzün
ben ki
zamanın kırık dökük sahnelerinden çalıntıyım
kaç saltanatı kendime karşı kurdum
kaç tahtı devirip
enkazına hükümdar oldum
çayır çimen düşlerim nerede şimdi
sokaklarında serseri dolaştığım gençlik
isyan bayrakları açılır ardım sıra
eski bir firari rüzgâr yanaklarımda
bakışlarım sırattan ince
yolum benden geçiyor ne yana gitsem
 
Ah efkârım
kendime bile sustuğum yanım
bir çocuk büyütür avuçlarımda
her gece biraz daha küçülür ellerim
yüreğimi azık vermiştim
aşkın kutlu kervanına
şimdi hangi kapıya varsam
tokmağında benden kalma bir tereddüt
seni, beni, onu sakladığım sokaklar
ayak seslerimizi bölüşmüş aramızda
özlemin tırnaklarını geçirdiği toprağımda
yolum benden geçiyor ne yana gitsem
 
Ah efkârım
kına yaktığım taşların ihanetidir bana
sırılsıklam gelirim koynuna dağların
her yamaçta sesimden kalmış bir türkü
fırat büker boynunu
yalınayak inerim kıyısına
akıntıya kapılmış yılları
parmak uçlarımla yoklarım
taş sektirdiğim günlerden
bir sükûn kırıntısı suyun yüzünde
elimi uzatsam dağılacak
toprağın suskun niyazında
bir adım atsam, kıyı çekilir altımdan
yolum benden geçiyor ne yana gitsem
 
Ah efkârım
iki yakamdan tutar mizan günü
cürmüm omzumda, hüküm ötelerde
dur, hemen kapanmasın defterim
daha kendime söyleyemediğim
kaç ömürlük sözüm var
şairin çıkmaz sokağında
soluğu kesik bir çığlık nöbette
kalemim küser gelmişime geçmişime
çocukluğum geçer önümden, gözleri yerde
dört duvar bile tanımaz beni artık
sitemgâhım, eyvahımın son durağı
yıktığım tahtların eşiğinde
taçsız beklerim kendi dönüşümü
yolum benden geçiyor ne yana gitsem
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir