Ümidi Öldürmek

MAHMUT HASGÜL Ümidi Öldürmek

MAHMUT HASGÜL
Ümidi Öldürmek
 
“Oysa herkes öldürür sevdiğini”  Oscar Wilde 
 
Fazla su vermek öldürür çiçeği.
 
Akvaryum balıkları ölür yemi çok atılınca.
 
Kuş yavrusu, avuçlarında ölür çok seven bir çocuğun.
 
Sevmek bile kararınca olmalı. Yüceltmek bir gerçeği, dikkat çekmek bir hakikate… Her şey orantısınca, her şey yerli yerinde… Yersiz olan aşk bile tüketir kendisini.
 
♦♦♦
 
Çağdaş psikoloji, eğitimcilere ve anne, babalara der ki: “Çocukla konuşurken onun göz hizasına kadar eğilin. Sizi yüksekte görürse size kendini kapatır ve onunla iletişime geçemezsiniz.”
 
♦♦♦
 
Eski destanlarda kahramanlar olağanüstü özelliklerle doğar. Mesela avucunda kan bulunur. Mesela ağaç yarılır içinden çıkar. Mesela gökten düşer…
 
Son dönem sinemasında bunun tersine kahramanlar yaratılır. Braveheart (Cesur Yürek) filmindeki William Wallace sıradan bir İskoçyalıdır. Hatta bencil, amaçsız, gününü gün eden bir gençtir. Zamanla kahramana döner. Matrix filmindeki Thomas Anderson ümitsiz bir vaka gibidir. Hayattan hiçbir beklentisi olmayan silik bir şahsiyettir. Zamanla Neo’ya dönüşür.
 
Bu yeni kahraman tipleri çağdaş psikolojinin öğrettiği bir gerçeğe uygun olarak tasarlanır. İzleyiciye verilmek istenen mesaj net ve gerçektir: “Her kim olursan ol, kendine inanır ve kendini değiştirebilirsen sen de bir kahraman olabilirsin.”
 
Eğer kahramanlar baştan olağanüstü vasıflarla sunulsaydı, izleyici (okuyucu) “Ben böyle olağanüstü vasıflara sahip doğmadım, dolayısıyla benden kahraman çıkmaz.” ümitsizliğine kapılabilirdi.
 
♦♦♦
 
Biz büyüklerimizi övelim derken onlara öyle olağanüstü vasıflar yüklüyoruz ki onları erişilmez noktalara taşıyarak insani anlamda öldürüyoruz. Oysa onlar insan olarak mücadele vermişlerdi. Hiçbirisi ilahi torpille başarılı olmamışlardı. Bize de insan olarak başarılı olabileceğimiz mesajını vermek istiyorlardı. Biz onları yücelttiğimizi sanarak, onların hakkını yedik.
 
“İmamı Azam’ın annesi onu hiç abdestsiz emzirmemiştir.”  Benim annem beni kesin abdestsiz emzirmiştir, dolayısıyla benden İmamı Azam çıkmaz!
 
“Abdülkadir Geylani çocukluğu da dâhil haram bir elmayı bile ısırmamıştı.” Eee, ben küçükken komşumuzun bahçesinden bir defasında elma çalmıştım. O zaman benden adam olmaz!
 
“Albert Einstein 220 IQ ile doğmuştu.” Eee, ben ölçtürdüm benim IQ’m 120 çıktı. O zaman benden fizikçi çıkmaz ve ben hiçbir şey yapamam.
“Ahmet Yesevi’ye Hz. Peygamber’den bir adet hurma gelmişti. O hurma sayesinde İslam’ı en çok yayan insanlardan oldu.” Eee, Bana böyle bir kutsal miras gelmedi. Öyleyse benim gönüllere dokunmak gibi ne marifetim olabilir, ne gücüm, ne görevim.
 
♦♦♦
 
Hayatta başarılı olmuş herkesle ilgili olağanüstü öyküler yazmakta olağanüstü başarılıyız. Överken öldürüyoruz emeği, alın terini, bakış açılarını, gerçek başarıları.
           
♦♦♦
 
En çok da Hz. Muhammed’e yapıyoruz bu haksızlığı. O ki bir insanın çekebileceği her meşakkate maruz kaldı. Yenilgiyi de tattı, açlığı da.
 
Yetim doğdu, öksüz kaldı. Kendi şehrinde öldürülmek istendi. Üzerine deve işkembesi atılarak aşağılandı. Öz akrabaları sırt çevirdi. Çocukları erken yaşta öldüler. Kendi elleriyle mezara gömerken bir insanın yaşayabileceği en derin acıları yaşadı. Eşine iftira edildi. Bir dönem İslam’a hiç kimse iltihak etmedi. Bazı Müslümanlar bile aralarında “acaba hata mı yaptık” diye sesli konuşmaya başladılar. Uhud’da yenildi. En sevdikleri bir bir şehit edildi. Hatice’sini kaybetti. En büyük beşeri sevdasından mahrum kaldı. Aldığı kararları değiştirdi çünkü hakikati kendisinden değerli görüyordu.
 
Bütün bunlara rağmen o, insanca bir mücadele verdi. İman, akıl, güzel ahlak ve sabır formülleriyle tarihte kimseye nasip olmamış büyük başarılara imza attı. Onun en büyük mucizesi yaşam tarzıydı, felsefesiydi. Öyle ki onun gittiği yolu takip eden herkes büyük başarılara imza atabilirdi. (Ahmet Yesevi, İmamı Azam… gibi)
Onun formüllerini anlamak ve uygulamak yerine onun bütün başarılarını mucizelere bağlamak ona yapılan en büyük haksızlık oldu.
 
♦♦♦
           
Yeni nesillerin ümidini öldürmek için rol modelleri abartılı bir şekilde yüceltmek yeterli.
 
Ümidi öldürmek istemiyorsak insan gerçeğini göz ardı etmeden anlatmak lazım kahramanlarımızı. 
 
Çünkü insan kendini keşfedebilirse zaten mucize varlıktır.
 
Başarıları olağanüstülüklere bağlamak kıskançlığın, ümitsizliğin hatta inançsızlığın bir sonucudur.
 
“Ben zekâya değil çalışmaya inanıyorum.”  diyor Aziz Sancar. Çok cazip gelmese de bütün başarıların sırrı bu.
 
İnsanlığın bütün medeni gelişimini inşa eden cinler, uzaylılar, kâhinler, büyücüler değil mühendisler, işçiler, sanatçılardır. Yani emek, zekâ ve alın teri vardır her bir eserde.
 
İnsanüstü öykülerle hiçbir insanı harekete geçiremezsiniz, en fazla ümidi öldürürsünüz.
 
Ümidi Öldürmek

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir