Cebelitarık Karanfili

ABDULKADİR BOSTAN
Cebelitarık Karanfili
 
yüzün diyorum
gözlerimin anne kucağı
 
yekpare bir gümüşlük sesinin dağılımı 
dağlarda patikalarda
elimi uzatsam tutacak şeylerimin olmayışı
serinden bir tık fazla
soğuktan bir tık eksik
titreyen şeyler üşüyen şeylerden bir tık…
vedaların sonradan ağırlaşan ağırlığı
bütün sokakların sana çıktığı gündüzlük çağı
eski çağdan bir tık fazla 
yenisinden bir tık eksik
ayrılmak, kavuşmaktan bir tık…
bilmemenin huzuru 
ve yeni öğrenmenin ilk adımları kaplıyor evreni
ki senin evrenin, benim bilinmezlik merkezim
zihnimdeki bileyici, durmadan bir şeyler bileyliyor
ne çok körelmişsem sana
-o kadar 
sana kayboluyorum…
 
tarih nasıl yazılır bilmiyorum
adından çok daha öncesini de
parmaklarının gölge oyunlarını hatırlıyorum mesela
duvarlarımda kuş olup uçuşunu
ve sabrımın göğe bağdaş kuran bekleyişini
içimin sesi 
kanatlarının sesinden bir tık fazlaydı
hasret ise, beklemekten bir tık…
aynalarda atlar
aksında koşu yorgunluğu
gülüşlerindeki deniz kızı, yağmurun sakallarını okşuyor
ellerimizde gemi güvertesi serinliği
saçların titrek bir nehir akışı, omuzlarımın yosun kokusunda
gece, karanlıktan bir tık fazlaydı
olduğun yer, olmadığın yerden bir tık…
soğan tarlalarını geçiyoruz
buğday kokularını
cumbalı evleri, mısır patlağı tadını, leblebi tozlarını 
göğsümün avuçlarında, serçe parmağının kanat çırpınışlarını
duralım artık diyorum, ahşabın sesine çivi çakar gibi
oysa sırf fesleğen sevmen yeterliydi / gerisi
-o kadar
teferruat kalabalığı…
 
sen gül endam, kırmızı bir çığlık
oysa ben, Cebelitarık Karanfili gibi sevmek isterdim seni
gösterişsiz ve kırılgan
dağda bir çoban türküsü gibi, teni yanık 
göğsünde süt taşıyan bir anne gibi, beyazdan daha ak
aktan bir tık daha beyaz
budur diyorum bileyici, yeter bunca keskinlik
burası tiksinmenin şadırvanı
ben bir teraziyim, abdestsiz sevemem seni
bak tam kırk tas su yorgunluğu, içimde dolup taşan
eskiden diyorum Anadolu’nun, kilime aşk dokuyan tezgahları vardı
hep senden bir tık fazla
benden bir tık eksik
-o kadar…
 
bölüşecek ne aşım
ne ekmeğim var
bir tek yaşamak kaldı elimde 
-gel kır ucundan…
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir