blank

Çaldıran’da Bir Yıl – 2003

İLKNUR İŞCAN KAYA Çaldıran’da Bir Yıl - 2003

İLKNUR İŞCAN KAYA
Çaldıran’da Bir Yıl – 2003
 
Ne muhteşem bir his! Elimde diplomam, benden daha çok heyecanlanan bavulum ile emek emek büyüttüğüm, serpilmiş çocuğum. Mesleğim… Yeni bir başlangıç; bu başlangıcın başlangıç yeri “Van…”
 
Otobüs yol alırken bilinmezime, hislerimi nasıl anlatabilirim ki? Geleceğinize yürümek mi dersiniz; engel tanımaz ruhunuzun yeni yeni yazılan sayfalarını okumak mı? Ne derseniz deyin ama uzun zaman okunmayı bekleyen yazının ya da kitaplıkta unutulan bir kitabın var oluş nedenine istinaden, gözlere değdiği andaki mutluluğunu yaşadığımı söyleyebilirim… Benim gözlerim de öğrencilerime değecekti…
 
Malatya’dan yola çıkan otobüs, sabah ezanı ile girdi Van’a… Memleket kokusu nereye gidilirse gidilsin, değişmeyen gerçeklikti. Vatan kokuyordu Van; mutluluk buydu!
 
Kalacak yeri ayarladıktan sonra, çeşitli medeniyetler barındırmış, kadim bu şehri daha yakından tanımak istemiştim.
 
Van, İpek Yolu güzergâhında olması hasebiyle önemini hiçbir zaman yitirmeyen coğrafyası, Devlet Tiyatrosu, ünlü kahvaltısı, mavi-yeşil gözlü Van kedisi, çeşitli hayvan türlerine ev sahipliği yapan Van Gölü(Denizi), Urartu başşehri Tuşba'yı kuş bakışı gören kalesi gibi sembolleriyle ilk kez gitmeme rağmen, hemen iz bırakmıştı bende. Ruhu zengin bir şehir vardı karşımda…
 
Çekilen kuralar ile görev yerlerimize doğru yola çıktık.
 
Çaldıran… Sadece kura ile gideceğim yer değildi fikrimce. Tarih kitaplarında okuduğum, Yavuz Sultan Selim ile Safevi Hükümdarı Şah İsmail arasında meydana gelmiş Çaldıran Savaşı dışında, bilmediğim bir soluktu.
 
Çaldıran minibüslerine binerek, merakla yolunu tuttum Çaldıran’ın.
 
Geniş, düz, saf bir coğrafya izliyordu gözlerim. Otlamakta olan sürüler mutlu, ağaçlar mutlu, insanlar işinde gücünde. Ben ise hasrettim öğrencilerime.
 
Bazı zamanlar geçmek bilmez. Anın ölümü, yeni bir anı vücuda getirir lâkin bilemeyiz değerini. Çok kıymetlidir oysa…
 
Öğretmenliğimde ilk günüm gelmişti… İlkokulum… Öğrencilerim…
 
Sınıfa girince sardılar çevremi sevgiyle. Çocukların gözleri, tanıdık ışıltısıyla etrafımdaydı işte! Elif, Rıdvan, Fiyet, Hakan… Baharda açan kır çiçekleri gibi, otuz ayrı çiçek…
 
24 Kasım’da gelenekselleşen Öğretmenler Günü, en anlamlı o yıl geldi bana. İlkti dolu dolu yürek testilerinden aktarılan samimiyet.
 
Kara tahtaların kullanıldığı yıllarda, lalelerim papatyalarım tek tek belirdi; ona çizildi saf, içten gelen sevgiler.
 
En sevdiklerini, renk renk bilyelerini öğretmenlerine hediye eden çocuklarım. Şimdi, yıllar sonra baktığımda renk renk çiçek açan yüreklerinizi görüyorum.
 
Gül olmaya hazırlanan tomurcuklar oldunuz. Sizler gibi düşününce, hissedince güzel baharlar, mevsimler. Sek sek oynayarak okuluma gittiğim öğretmenliğimin ilk yılı… Ömrüm boyunca unutulmayacak. Van… Çaldıran…
 

Çaldıran’da Bir Yıl

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir