blank

Kurtlu Elma

İLKNUR İŞCAN KAYA Kurtlu Elma |ÖYKÜ|

İLKNUR İŞCAN KAYA
Kurtlu Elma |ÖYKÜ|
 
Ailesiyle gittiği balıkçının arkasında büyükçe bir elma bahçesi vardı. Balıklarını yedikten sonra, gürül gürül akan suyun kıyısında gezmiş, şimdi de elmalıkta dolaşıyorlardı.
 
Güzide, çocuklarına baktı. Onları, yılların kendinden geçirdiği salıncakta oturmuş, keyifli keyifli sohbet ederken gördü. “Bende bir zamanlar küçük şeylere güler, yüzümden gülücükler eksik olmazdı.” diye düşündü. Son zamanlarda olanlardan çocuklarına bahsetmemiş, zor olsa da bunu başarmıştı.
 
Kocasına bakındı. Her zaman olduğu gibi arabalara olan merakına yenilmiş, -üç aşağı beş yukarı- yüz aracın hapsindeki balıkçının çevresini turluyordu. Belki de Güzide’den kaçıyordu.
 
Balıkçı çok büyük bir alanda hizmet verdiğinden lokanta bölümü kalabalık olmasına karşın, bahçede metrekareye bir kişi bile düşmüyordu.
 
Güzide elma ağaçlarının yanına geldi. Sayıları göz alabildiğine çoktu. İntizam içinde dizilmiş askerlere benziyorlardı. Ne bir adım önde ne de geride. Aldıkları son komutla kalakalmış hallerine üzülerek baktı. “Keşke sizleri kaçırabilsem bol yağışlı dağ başlarına ya da her bahçenin -tek- elma ağacı olabileceğiniz köyün birine. Offff!” dedi sonra. “Bana ne oluyor. Bırakayım da askerlik mi yapıyorlar, ne yapıyorlarsa yapsınlar”. Son günlerde kafası iyiden iyiye karışmış, kendi dışında ne bulsa üzülecek bir yön arar olmuştu. Kocası ondan, o, köşe bucak kendinden kaçıyordu.
 
Elma ağaçlarının birinin önünde durdu. Ayaklarının altında kalan, ezmeye kıyamadığı çimenlerin her biri hayata gülümsüyordu. Tekrar ağaca baktı. Elmalar pırıl pırıldı. Markette karşısına çıkanlara hiç mi hiç benzemiyorlardı. Büyüklü küçüklü, seç beğen al tarzında, ağırlıkları ile dalların boynunu eğdirmiş öylece duruyorlardı. “İlaçlı mısınız yoksa?” dedi.
 
Gözleri dalların arasında gezinirken, içlerinden biri dikkatini çekti. Bu kurtlu bir elmaydı. Onu kopardı. Elinde evirip çevirdikten sonra, iri bir ceviz kadar olduğuna kani oldu. Diğer elmaların arasında parlak bir istikbali olmadığı aşikardı.
 
Güzide neden onu seçtiğine anlam veremezken, kurtlu elma da aynı fikirdeydi. Kimsenin anlamasını beklemezken kurtlu elmaya bir sözü olamazdı zaten. Yavaş yavaş yere oturdu. Kıyafetinin çimen lekesi olabileceğine aldırış etmeden. Sadece kurtlu elmaya şartlanmıştı. “Sen de benim gibi kurtlusun. İçini yiyip bitiriyorsun. Yüreğini karanlığa gizlemiş, günün/güneşin aydınlatmasına izin vermiyorsun. Sürekli fırtınayla cebelleşip duruyorsun. Sabahın yok, akşamın yok. Gecelerin uykuyu unutmuş, saatlerin karışmış. Ağlarını düzene sokamayan bir örümcekten farkımız yok seninle.” Derin derin iç geçirdi. Elmadan bir ısırık aldı. “Yaktığın meşaleleri söndürüyor, içtiğin sulara zehir katıyorlar. Girdiğin çarkın dişleri arasında eziliyor, girdabından çıkamıyorsun. Havasız yerde nefes almaya çalışıyor, hücrende yaşlanıyorsun.”
 
Gözleri dolmuştu. İçindeki yaraları saracak onu tek anlayacak kişi elmaymış gibi. Sert bir ısırık daha aldı. Bu sefer yaşadığı her şeyin müsebbibi elmaymış gibi.
 
Kocasına yönelik şüpheleri her geçen gün artmış, bu şüpheler büyüdükçe gemisini uçsuz bucaksız suyun içinde parçalamaya çalışan, boğulmayı kafasına koymuş bir kaptan gibi davranıyordu. Güzide’nin çalıştığı diş polikliniğine gelmesi, muhasebe işlerine bakan Ceren’le koyu muhabbete dalması bardağı taşıran son damla olmuştu. Biriktirdiği her şeyi söylemekle kalmamış, oradaki işinden olmuş, evliliğini bitirme noktasına gelmişti. Sonra… Sonrasında buradaydı işte. Hâlâ yaşadıklarının tesirindeydi.
 
İkiz kızları durumu bilmiyor olmakla beraber, davranış okuma konusunda son derece mahirlerdi. İşten ayrılışının detaylarını da onlarla paylaşmamıştı -ya da öyle sanıyordu-
 
Elmadan bir ısırık daha aldı. “Yine de kurdun seni bitirememiş.” dedi. “Direniyorsun ha!” Sonra… Sadece kendisinin duyabileceği ses tonuyla “Benim gibi…” dedi.
 
Elma çekirdeklerini eline aldı. İşaret parmağı ile küçük bir çukur kazdı. İkisini yan yana toprağa gömdü ve üstünü kapattı. Şişe içindeki suyundan toprağın düzenini bozmayacak şekilde damla damla can suyu verdi.
 
Ortaya çıkan elma kurdu görününce elmayı çimenlerin üzerine bıraktı. O, ağır ağır yollanırken yerdeki elmayı sapından tuttu ve kalan parçayı çöpe atmak için çocuklarının yanına yöneldi.
 
Netlik yelkenini çekmiş, gemisini sapasağlam kıyıya bağlamış olarak…
 
Kurtlu Elma Kurtlu Elma

2 Yorum

  1. Güzel dilekleriniz için teşekkür ederim Metin Hocam. 

  2. Emeğinize sağlık İlknur Hocam ☺️

    Tebrik ediyorum. Yolunuz açık olsun. 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir