blank

Dilek’in Anne Özlemi

İLKNUR İŞCAN KAYA Dilek’in Anne Özlemi |ÖYKÜ|

İLKNUR İŞCAN KAYA
Dilek’in Anne Özlemi |ÖYKÜ|
 
Bugün kapkaranlık dünya. Yoksa güneş doğmadı mı? Allah’ım her şey rüya olsa. Birazdan sımsıcak ellerini yine hissetsem yanağımda… Uykudan uyanma sebebim, yokluğa uzanmış olmasa.
 
Bu kaçıncı sabah temennimi dualarla buluşturmam? Bu kaçıncı gün gözyaşlarım iner sıra sıra? Bu kaçıncı gün, aynaya bakmayışım? Gülümsemeyişim…
 
Sadece içimde duyduğum konuşma. Sesi yok. Nefesi yok… Kalbimi onaran sözleri yok. O güne kadar yaşattığı mutluluk, tüm ömrümü onunla dolu dolu yaşamam için yeter mi acaba?
 
Yine Çilli bağıra çağıra geziniyor ortalıkta. Buzağılar mutluluk saçıyor etrafına. Kuzular koşturup duruyor baharın ışıltısıyla. Hepsi annesinin yanında. Ben… Onlara özen duymamalı mıyım şimdi? Daha kimseli değiller mi?
 
Geçen hafta can sıkıntısından, ağzımda saman çöpü arkadaşımla dolaştık biraz. Her köşesi yine sen kokuyordu bahçemizin. Kuş yuvaları ilişti gözüme. Sevimli halleri. Annelerinin yavrularına kol kanat gerişi inanılmazdı. Hele kavuşma anları beni benden aldı. Yalnızlıkla titredi ruhum bir kez daha. Allah’tan saman çöpü vardı yanımda. Batınca canıma, acısına yöneldim.
 
On iki yıl önce -şimdi bakıyorum da- mutlu biriymişim. On yaşını yaşayan, evin biriciği, gönül tahtının sahibiydim. Sıradanlığımız çok kıymetliymiş de haberim yokmuş. Tarlaya giderken “Ana yol” denen, ama adının hakkını veremeyip, annemi koruyamayan yolda, can verdi annem. Yine süslenmiş kelebek peşinde koşturuyordum. Renkler soldu bir anda. Çiçeklerde, ağaçlarda, gökyüzünde… O günden sonra eskisi gibi açmadılar benim için. Gazele döndü ruhum. Gezinip durdum yaprakların arasında. Uzunca bir zaman amaçsızca… Sularım çağlamaz, ağaçlarım meyve vermez oldu annemden sonra.
 
Hiç unutmam dualar öğretir, sabah namazında başörtümü bağlar, yemek yapmanın inceliklerini kavratırdı kaşık kaşık…
 
“Kızım Dilek, bugün varız yarın yokuz… Öğren her şeyi. İyi belle…”
 
Ben çok hasta olan bir çocuktum. Sürekli boğaz ağrısı çeker; bahar alerjim her sene uzun bir süre ziyaret eder; egzamalarım sürekli azardı. Elinden soğuk tampon yaptığı bezler düşmez; kremler eksik olmazdı.
 
Yemlik, kekik, yarpuz… Zararlı-zararsız mantarlar, ağaçların yosun yüzlü tarafları bile konu olurdu annemin öğretilerine. Okula gitmeden okulluydum. Bir yakalığım eksikti.
 
“Naftalin nerelerde kullanılır; kilimin, halının boyu kaç cm; hadi kızım bir oku dinleyeyim Amentü’yü…”
 
Hoyrat ruhumu eğittim ondan sonra. Okudum, öğrenmeye devam ettim. Bağlı kaldım toprağıma. Babamla ve kardeşimle atlatmaya çalıştık onsuzluğun ızdırabını. Yemek yerken, uyurken, otururken annemin resmi izledi bizi, sohbetimizi… Sessizce… Duyar gibi.
 
Saçlarımı okşayıp Allah’a emanet etti ve gitti. Canımdan parça… Anneciğim…
 
Ellerimizde çok sevdiği papatyalar ile yanı başındayız şimdi.
 
“Anneler Günün Kutlu Olsun! Güneş doğuyor dünyama senin yanında… Işığınla aydınlanıyorum…    Anneciğim…”
 
Dilek’in Anne Özlemi  Dilek’in Anne Özlemi

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir