Hattat Fatih Özkafa Hat Sanatını Anlattı

“Hat, Hikmet
Barındıran
Bir Sanat”
 
Hattat
Fatih Özkafa
Hat Sanatını
Anlattı
 
Hattat Doç. Dr. Fatih Özkafa, "Hat, sadece şekilden ve görsellikten ibaret bir sanat değil, anlam içerikli olan ve doğrudan mesaj veren ve hikmet barındıran bir sanattır." dedi.
 
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Türk İslam Sanatları Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Hattat Doç. Dr. Fatih Özkafa, hat sanatının sadece şekilden ve görsellikten ibaret olmadığını belirterek, "Anlam içerikli olan ve doğrudan mesaj veren ve hikmet barındıran bir sanattır. Hat eserleri genellikle ayetler, hadisler ve hikmetli sözler içerdiği için onu uygulayanların da öncelikle bu hikmetlerden hissedar olması gerekiyor." dedi.
 
Özkafa, Türk İslam sanatları arasında en önemli mevkie sahip olan hat sanatıyla ilgilenmeye başladıktan sonra hayatının değiştiğini belirterek, bu sanatın bahşettiği güzellikler içinde yeni arayışlara da giriştiğini söyledi.
 
"Hat, mesaj veren ve hikmet barındıran bir sanat"
 
Hattat Doç. Dr. Özkafa, "Hat, sadece şekilden ve görsellikten ibaret bir sanat değil, anlam içerikli olan ve doğrudan mesaj veren ve hikmet barındıran bir sanattır." dedi.
 
Klasik yazı çeşitlerinin yanı sıra farklı tasarım şekillerini de denediğini aktaran Özkafa, bu konuda oldukça olumlu geri bildirimler aldığını söyledi.
 
Geleneksel veya klasik sanatlar kavramı altında hat, tezhip, cilt ve ebru gibi sanatların başında hat sanatının olduğunu dile getiren Özkafa, "Hat sanatı, Kur'an-ı Kerim'den neşet etmiş bir sanattır. Kuran'ın en güzel şekilde yazılması hedeflenerek, böyle bir sanat gelişmiştir. Kur'an-ı Kerim nazil olmaya başladığından itibaren vahiy katipleri ve sonraki hattatlar aracılığıyla ayet-i kerimeler yazıya dökülmüş, hat sanatı kademe kademe ilerleyerek, bugüne kadar gelişmiştir." dedi
 
Özkafa, hattın mazisinin çok uzun bir sürece dayandığına ve tezhip, cilt, ebru ve kalem işi gibi sanatların da gelişmesini sağladığına işaret ederek, sanatın ilerlemeye devam ettiğini dile getirdi.
 
Özkafa, hat sanatının, Osmanlı Devleti'nde çok büyük bir ilerleme kaydettiğini ve bilhassa 19. yüzyılda kusursuz eserler verildiğini belirtti:
 
"Hat, sadece şekilden ve görsellikten ibaret bir sanat değil, anlam içerikli olan ve doğrudan mesaj veren ve hikmet barındıran bir sanattır. Hat eserleri genellikle ayetler, hadisler ve hikmetli sözler içerdiği için onu uygulayanların da öncelikle bu hikmetlerden hissedar olması gerekiyor. Son zamanlarda ortaya çıkan eserler ve yetişen sanatçılar da hat sanatının hala ilerlemeye devam ettiğini göstermektedir. İstanbul'dan sonra Anadolu'da geleneksel sanatların temayüz ettiği bir yer olarak Konya'yı gösterebiliriz. Konya'da da çok güzel bir sanat ortamı var fakat İstanbul'un tarihi zenginlikleri, nüfus bakımından daha gelişmiş olması ve sanatçıların çoğunluğunun İstanbul'a yerleşmiş olması, İstanbul'u, hat sanatının merkezi haline getirmiştir."
 
Özkafa, "Hattın insanı birçok sorundan soyutlayan bir sanat olduğunu yani manevi bir dinginliğe ulaştırdığını belirtmem gerekiyor. Kişi, hattın bu sükunet ortamından yararlanmasını bilirse, birçok sıkıntısını bertaraf edebilir çünkü sanat, insanı hayatın karmaşasından, telaşesinden ve yoğunluğundan uzaklaştırıyor. Böylece kendinizi dinleyebiliyor ve rehabilite oluyorsunuz." dedi.
 
"Genellikle müspet tepkiler geliyor"
 
Özkafa, hat sanatında "Gelenekten asla kopmadan, yeni bir dil yakalayabilir miyiz?" sorusundan yola çıkarak, farklı metotları denediğini söyledi. "Yeni çalışmalar ortaya çıkarabilmek için geleneği iyice hazmetmek ve meşk etmek gerekiyor.  Çünkü bu olmadan yeni arayışlara girmek sadece sonuçsuz bir macera olacaktır." dedi.
 
Özkafa, henüz taslak halinde bekleyen birçok çalışmasının da olduğunu belirtti. Son zamanlarda, "Hendesi Hat" olarak tanımladığı tasarım örneklerine de ağırlık verdiğini söyledi.
 
"Çalışmalarımda geometrik formlar olduğu için 'Hendesi Hat' olarak isimlendirdik. Hendesi Hat olarak isimlendirdiğim, geometrik şekillerden teşekkül eden birtakım tasarımlar ortaya çıktı. İslam sanatlarında makili, kufi gibi yazı çeşitleri vardı ve bunlar da bir nevi hendesi yazılardı çünkü genellikle düz çizgilerden teşekkül ediyordu. Bizim yapmaya çalıştığımız şey ise daire, üçgen, dikdörtgen, kare ve altıgen gibi özellikle geometrik formu baskın olan şekillerden, harflere ulaşabilmeyi ve yorum geliştirebilmektir. Şahsen farklı çalışmaların ortaya çıkmasından ve yeni yöntemlerin zaman zaman denenmesinden yanayım. Öğrencilerimi de bu konularda teşvik ediyorum."
 
Özkafa, geometrik şekillerden hareketle tasarladığı "Lafzatullah", "İsm-i Nebi", "Hû" gibi ibarelerin sanatseverler tarafından çok büyük ilgi gördüğünü dile getirdi. "Genellikle müspet tepkiler geliyor fakat her zaman yaşadığımız gibi bunlara karşı çıkanlar da olabiliyor, onları anlayışla karşılıyoruz. Bu yönde risk alan kişilerin, karşı çıkışlara da hazırlıklı olması ve göğüs germesi gerekiyor." dedi.
 
"Hendesi tasarımlar, klasik hat olarak görülmemeli"
 
Özkafa, Hendesi Hat’ta yöntemin ve malzemenin farklı olduğunu ifade ederek, "Hendesi hatta harf ölçüsü, kalem açısı, kalem hareketi gibi bir kurallar söz konusu değil. Biz bu alanda biraz da grafik sanatının imkânlarından yararlanıyoruz." dedi.
 
En çok "Lafzatullah" ve "Hazreti Muhammed" isimlerini Hendesi Hat üslubuyla çalıştığını söyleyen Özkafa, "Yaptığım hendesi çalışmasına klasik bir hat çalışması diyemeyiz çünkü yaptığımız şey bir tasarımdır fakat hat, grafik ve farklı sanatların imkânlarından faydalanılıyor. Şimdilik kısa ibareler üzerinde yoğunlaşıyorum fakat zamanla belki daha uzun metinleri de hendesi olarak çalışabilirim." dedi.
 
"Gençlere sabırlı olmalarını tavsiye ediyorum​"
 
Özkafa, hat sanatıyla ilgilenen gençlerin aceleci olmamaları gerektiğini vurguladı. “Gençlere sabırlı olmalarını tavsiye ediyorum çünkü çabuk sonuca ulaşmak için hat sanatı hiç elverişli bir sanat türü değildir. En az 10-20 yıl sabretmek ve sıkı bir çalışma düzenini elde etmek gerekiyor." dedi.
 
Gençlere, klasik anlamda başarılı olmaları için hedeflerini belirledikten sonra o hedefe odaklanmalarını öneren Özkafa, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Hat sanatına yeni başlayanların, meşklerini tamamlayıp hat üstatlarının yazdığı eserleri taklit etmeleri gerekiyor ama sanatta yenilikler yapmaya niyetlenmişlerse başka sanat dallarıyla da ilgilenmeleri şarttır. Çünkü sadece hat sanatının imkânlarıyla farklı tasarımlar yapmak mümkün olmayabilir. Klasik meşk sisteminde, yenilik sayılacak birleşimlere yer verilmez. Yeni yorumlar, yeni terkipler, kişinin tamamen kendi çalışmaları ve merakıyla ortaya çıkabilecektir. Farklılık ortaya koyabilmek için de grafik, resim, fotoğraf gibi pek çok farklı alanla amatör de olsa ilgilenmek gerekiyor. Çokça okumak, araştırmak gerekiyor. Hat sanatında günümüzde gelinen noktada klasik bakımdan çok iyi bir seviyeye ulaşıldığını ama yenilikler konusunda henüz istenen seviyeye yaklaşılmadığını düşünüyorum."
 
Özkafa, sanatçıların, hat sanatında çoğunlukla klasiğin dışına çıkmak istemediklerine dikkati çekerek, "Sanatçılar, yenilikler konusunda çekingen davranıyor ve bilinen kalıpların dışına çıkmak istememelerinin sosyolojik ve psikolojik sebepleri araştırılmalıdır." dedi.
 
AA
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir