Yeşerme Bilinci

MEHMET AYCI
Yeşerme Bilinci | TÜRKÜ YAZILARI |
 
Aşksız insan kuru bir ağaç gibidir. Öyle hissettiğiniz zamanlar vardır kendinizi. Çıplak, kuru, üşüyen… İçinde yaşadığınız toplum, köklerinizi üşüten toprak bir poyraz gibi sızlatır. Aşksızlıktandır. Sonra… Bir şey olur, bir göz, bir gönül penceresi… Birden, aniden baharın bastırması gibi bir ayinle kendinize gelirsiniz. Yaşamak yeşermektir. Dilimiz de yeşerir.
 
İnsan âşık olandır.
 
Birinci dörtlükte, kız sevdiği oğlanının çubuğuna lüledir. Bir yangın evi… Yar yüzüne güleyim derken, düşük çağrışımla gülümseme ile ateş arasında da bir bağ vardır. Tutkunluk da karşılıklı olsa… Öyle ya, sevdiği oğlan kapıdan geçerken, gülümsemesiyle, edasıyla ateşiyle, başına beladır.
 
İkinci dörtlükte, evin karşısında, nadasa bırakılmış tarlanın(herkin) otlanması, aşkın yaşatan/yeşerten haliyle tam uyumludur. Katlanılması zor olan dert karşılıksızlık mıdır yoksa kavuşamama mıdır biraz belirsiz. Çektiği dert sadece kendi değildir çünkü… Aşk, tutulduğu insanın derdini de yükler sırtına… Sonra “İkizimizin derdinden/Havalar bulutlanır” dizeleri doğar.
 
Burada sadece kara/karamsarlık çağrışımı yoktur. Aşkın acılı bereketi çağrışımı da vardır.
 
Uzatmayalım; türkü şöyle:
 
“Çubuğuna lüleyim
Yar yüzüne güleyim
Sen kapıdan geçerken
Ben başına belayım
 
Karşıda herk otlanır
Bu derde kim katlanır
İkimizin derdinden
Havalar bulutlanır”
 
Nakarat kısmındaki “Sarılı da yazma Kiraz’dan” dizesi usta bir ressamın en nadide tablosundan daha renkli ve kıymetlidir.
 
Türkü Kırşehir’den derlenmiş; Çekiç Ali kaynak kişi…
 
Ben hem Çekiç Ali’den, hem Abdurrahman Tarikçi’den dinlemeyi seviyorum.
 
Bir de yakan kızdan/oğlandan dinleme şansımız olsaydı keşke…
 

 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir