Mustafa Ceylan Vefat Etti

Edebiyat Dünyasının
Başı Sağolsun
 
Şair ve Yazar
Mustafa Ceylan
Vefat Etti
 
Şair ve yazar Mustafa Ceylan Antalya’da kalp krizi nedeniyle 66 yaşında hayatını kaybetti.
 
Asıl mesleği makine mühendisliği olan ancak edebiyat ve şiire gönül veren 'halk ozanı' unvanıyla tanınan Mustafa Ceylan, önceki gün rahatsızlandı. Hastaneye götürülen Ceylan, yapılan müdahaleye rağmen yaşamını yitirdi.
 
Kalp krizi teşhisi konulan Ceylan'ın ölümünü oğlu Ceyhun Ceylan sosyal medya üzerinden duyurdu.
 
Mustafa Ceylan'ın ölümü sanat camiasını yasa boğdu.
 
Gülce Edebiyat Akımı'nın kurucusu, edebiyat ve şiir etkinliklerinin de aranılan ismi olan, çok sayıda ödülü bulunan Mustafa Ceylan'ın onlarca basılı eseri bulunuyor.
 
Ceylan, yazdığı 'Sihirbaz Sultanlar', ve 'Şahbaz Sultanlar' adlı kitaplarının basımı için de çalışma yapıyordu.
 
Şair ve yazar Mustafa Ceylan'ın cenazesi bugün Cuma namazının ardından memleketi Ankara Elmadağ’da toprağa verilecek.
 
Mustafa Ceylan; 25 Ocak 1952’de Ankara-Elmadağ’da dünyaya geldi. İlk ve orta tahsilini doğduğu yerde, lise ve yüksekokulu Başkent Ankara'da okudu. 1975 yılında ADMMA' dan 'Makina Mühendisi' olarak mezun oldu.
 
Kamu kuruluşlarında 1972' den itibaren çalışmaya başladı. Kamuda; işçi, memur, şef, müdür, işletme müdürü, daire başkanı, Başbakanlık Müşaviri, Belediye Başkan Yardımcısı İl Müdür Yardımcısı gibi değişik görevlerde bulundu. Son olarak 1998 yılında Antalya Köy Hizmetleri'nden emekli oldu.
 
Şair, yazar ve araştırmacı.
 
İlk şiiri 1966 yılında yayınlandı.
 
İlesam ve ANSAN (Antalya Sanatçılar Derneği) üyesi…
 
2000 Yılında Folklor Araştırmaları Kurumunca 'Yılın Folklor Ödülü' ne lâyık görüldü.
 
Şiirleri, yıllarca; Anadolu basını ile değişik edebiyat-şiir dergilerinde yayınlandı.
 
Şiirin yanında roman, deneme, öykü, tahlil sahasında da eserler verdi.
 
Şiirlerinin 45 tanesi değişik besteciler tarafından şarkı ve türkü normunda bestelendi.  
 
Eserleri
 
Ezan Susmaz (1977) (Şiir)
Kırat Geliyor (1977) (Şiir)
Köyümüz Yeşildere (1980) (Araştırma-İnceleme)
Tarihi ve Folkloruyla Elmadağ (1983) (Araştırma-İnceleme)
Yaralı Ceylan (1986) (Şiir)
Her Yönüyle Yenimahalle (1986) (Araştırma-İnceleme)
Yandı Bu Gönlüm (1987) (Şiir)
LPG Otogaz İstasyonu El Kitabı (1991)
Seğmen Ruhu (1992) (Araştırma-İnceleme)
Köylerimiz (1993) (Araştırma-İnceleme)
Bir Şarkısın Antalya (1994) (Şiir)
Bayramlar Haftalar Günler (1996) (İlköğretim Okulları Yardımcı Ders Kitabı)
Ahmet Tufan Şentürk (Hayatı-Sanatı-Eserleri) (1997) (Tahlil)
Tahir Kutsi Makal (Hayatı-Sanatı-Eserleri) (1998) (Tahlil)
Torosların Türküsü (1999) (Roman)
Destanlaşan Köylü İsa Kayacan (1999) (Tahlil)
Armağan-1 (2000) (Araştırma İnceleme-Ahmet Tufan şentürk ile beraber)
Sultan Şaire-Toprak Ana GüzideTaranoğlu (2000) (Tahlil)
Halil Soyuer (Hayatı-Sanatı-Eserleri) (2001) (Tahlil)
A.Tufan Şentürk İçin Ne Dediler (2002) (Araştırma İnceleme-Ahmet Tufan Şentürk ile beraber)
Lâle Şairi Abdullah Satoğlu (Hayatı-Sanatı-Eserleri) ((2003) (Tahlil)
Halk Ozanı Muharrem Yazıcıoğlu ve Gülendenin Beşiği (2005) (Tahlil)
Paşa Gönlüm (2005) (Şiir)
Güllük-Antoloji (2006)
Güllük-Antoloji (2007)
Ceylan Yüreğim (2008) (Şiir)
Kapadokya Güneşleri (2010) (Tahlil)
Bir Yanardağ Fışkırması (2010) (Gülce Şiirleri)
Türk Dünyası Efsâneleri (2011) (Gülce Şiir Türleriyle Efsânelerimiz)
Burdur Efsâneleri (2012) (Gülce Şiir Türleriyle)
Öldürülen 101 Şair (2013) (Araştırma İnceleme)
Kaşgarlı Mahmut'un Kardeşiyim Ben (2013) (Şiir)
 
Bir Mustafa Ceylan Şiiri
 
MUSTAFA CEYLAN
Tandır Özlemi
 
Yeni bir yüzyıl eşiğinden sesleniyorum
Dönsün dişli çarklar
Kessin çeliği giyotin…
Ne boyuttaysa
Bulaşık ve çamaşır makinesi
O boyutta bir tandır istiyorum
Bir kenarına şöyle evimin…
Canımın her istediğinde
Yapmalıyım özlediğim tiridi…
 
Olmaz mı diyorsunuz?
Madem ki öyle,
Haber verin cümle kargolara
Hangi gün yanıyorsa Elmadağ’da bir tandır
Küçük bir tekne dolusu
Tandır ekmeği getirsinler bana
Adresim belli
“Keteyi, ulavaşı” unutmasınlar
Aman ha!..
 
Buhara’da, Semerkant’ta
Karabağ’da, Şeki’de nasılsa,
Anadolu’nun ortasında
Elmadağ’da aynı tandır.
 
En güçlü köy delikanlılarının
Islatarak, saman katarak
Çıplak ayaklarıyla
Kıvamına getirdiği
Anaların göğ ekini biçen elleridir
Killi toprağa ruh katıp
Ağaç tokmaklarla hamur eden.
Tabandan ağıza dualarla yükselten…
 
Bilmem hangi mühendislik projesinde var
Duman kanalı, yanma odası hesabı?
Kadın yumruğunun ekmeği duvarda tutan izleri…
Hangi hesabın kosinüsünden çıkar
Alından süzülen ter,
Ela gözlerin dumansı bakışı;
Sertleşsin diye duvarı
Üst üste iki gün tandırı yakışı
Başka nerde görülmüş?
 
Ebem Miyase’yi, rahmetli annemi
Halam Mavili’yi nasıl unuturum?
Hele bizi gülmekten kırıp geçiren
Gümüş göz nineyi mümkün mü unutmak?
Ali Osman Dayım
Ankara Ego’da biletçiydi
Her on beş günde
Bir küçük helke yoğurt
Ve en az on tandır ekmeğiyle
Samanpazarı durağında bekler görürdüm
Gümüş göz halayı…
 
Bütün anaların öperim ellerinden
Bütün halalara dualar benden..
 
Böyledir ağam bizim oralarda adet
Gider, şehire tandır ekmeği
Yoğurt ve pekmez gider
Yaz helvası, şeğer somunu gelir trenlerle…
 
Gözlerimi yumunca
Geliyor gözlerimin önüne
“Kırcı” yağarken dinsin diye
“Ersiran” atılmıştı son tandırdan dışarı…
Gecenin en ileri saatlerine taşımıştık
Tandır sıcağında bizler, köyün delikanlıları
Cümle mahallelinin kahkahalı işlerini
O ne candan, o ne içten, samimi
Sıcacık günlerdi Rabb’im…
 
Bir tandır dumanı gibi tüterken içim
Dönsün dişli çarklar
Kessin çeliği giyotin
Bir tandır makinesi bekliyorum zamandan
Durmadan bu yorgun kalbim…
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir