Aşk Bir İmtihandır

ABDULBARİ KARABEYESER   Aşk Bir İmtihandır

ABDULBARİ KARABEYESER  
Aşk Bir İmtihandır
 
Gecenin bir yarısı ve uyanıyorum. Gökyüzü siyah beyaz… Küme küme yıldızlar… Sesler duyuyorum uzaklardan. Belli belirsiz gölgeler oynaşıyor dalların arasında. Mehtap hüzünlü bir şarkı gibi sarmış ufukları. Ufuksuz kalmışım. Çok yalnızım. Ah yalnızlık!
 
"Sevmek cesaret işi" demişti filmdeki adam. Yalan. Sevmek imtihan işidir, güzel bir imtihan. Kimini Leyla yapar, kimini Mecnun… Döngü hep devam eder. Ama neyi ne kadar sevmek? Asıl mesele bu. Var mı bunun bir ölçüsü? Ölçüyü tutturamayanların hazin hikâyeleriyle doludur kitaplar.
 
Ben de mi ölçüyü tutturamadım? Bilmiyorum. Zihnim darmadağınık. Unutamıyorum eskileri, eski şarkıları. Kalbim yerinden sökülüp götürülmüş gibi. İsyan etmeden, küfretmeden, beddua etmeden hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyorum. Ama elimde değil işte, yapamıyorum. Ne sesimi, ne kelimelerimi, ne de kendimi kontrol edemiyorum. Notalar karışmış!
 
Yanlış kararlar aldığıma o kadar içerliyorum ki, o kadar üzülüyorum ki ama yapacak bir şey yok! Gönlümü esir alan karabasanlardan kurtulamıyorum. Tek dostum gözyaşlarım, tek sığınağım yalnızlığım, tek umudum karanlık bir köşe ve sonu gelmeyen hayaller… Beni bu hayaller mahvetmedi mi zaten? Ben bu hayallerin kurbanı değil miyim bugün? Tanımadan seviyoruz, sevmek için acele ediyoruz. İnsan bu; gördüğüne aldanır, gördüğüne kanar, gördüğüne kaçar. Bazen de kaybeder. İşte aşk o zaman başlar. Öyle dememiş miydi Âşık Veysel?
 
 “Aşk nedir?” diye sorarlar, “Seversin, kavuşamazsın, aşk olur…” der.
 
Hayat bu! İmtihan bu! Keşke "başka şeyler düşün" diyen bir dostum olsaydı şimdi yanı başımda, ne iyi olurdu. Çünkü beni böylesine parçalayan acının müsebbibi dost zannettiğim birinin gidişi değil mi zaten? Boşuna "çivi çiviyi söker" dememişler. Sanırım tek teselli kaynağım bu olsa gerek. Gidenin yerini dolduracak bir dost … Boşluğu onunla doldurmak! Bu illa da bir “Leyla” olmak zorunda değil. Bir meşguliyet, bir uğraş, bir çaba, herhangi bir yolculuk, farklı bir alternatif…
 
Belki o zaman yeniden toparlanabilme gücünü bulabilir kişi. Yoksa “aşk bahsinde kaybedenlerin ruh selametinden şüphe etmeliyiz” diyen yazara katılmaktan başka seçeneğimiz kalmayabilir. Ah! Başka seçeneği kalmayanların hikâyeleri ne hazindir! O hazin sonla karşılaşmamak için bir yenilik gerek. Ruha yeni bir pencere açmak lazım! Ruh penceresiz yapamaz.  Bu ne olabilir? Yeni bir kitap, yeni bir seyahat, yeni bir hikâye… Anladınız işte. Koltuğumuza yeni bir şey alabiliriz. Ne diyordu Cahit Sıtkı. Aynen öyle:
           
Mevsimin tam lale zamanı
Geçtim bir akşam Sadabat’tan
Koltuğumda Nedim Divanı”
Aşk Bir İmtihandır
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir