Büyük Yazar

ABDULBARİ KARABEYESER Büyük Yazar |ÖYKÜ|

ABDULBARİ KARABEYESER
Büyük Yazar |ÖYKÜ|
 
Küçük bir taşra şehrinde yaşıyordu. Çocukluğundan beri elinde kalemi, hayalinde büyük bir yazar olma özlemiyle dolaşıp durdu. Zaman zaman metropollere gitti, oraları gördü, gördükleriyle kaldı, içine nüfuz edemedi ama bir gün oraları dize getirebileceğine olan inancını hiç yitirmedi. Hep büyük hayallerle dolaştı durdu küçük dünyasında. Uzaktan büyük görünen birçok yazar onun için şişirilmiş balon gibiydi. Hepsinin havasını indirecekti bir gün!
 
Derken günün birinde yaşadığı şehre çok meşhur bir yazar geldi. Onu yakından görebilmek için sevdiği bir dostuyla birlikte konferansına gitti. Uygun bir yer bulup oturdular. Ortalık ana baba günüydü. Büyük yazarı oturarak dinleyeceği için çok sevinçliydi.
 
Vakit doldu ve alkışlar arasında sahneye davet edilen yazarla göz göze geldi. İşte tam karşısındaydı. Zayıf, eğri büğrü yüzlü, dağınık saçlı, orta boylu bir adamdı. Kimseye söyleyemedi ama yukarı köyün çobanlarına ne kadar da çok benziyordu!
 
İlk defa bu kadar yakından görüyordu alkışların sivrilttiği, medyanın habire kendisinden söz ettiği bu büyük yazarı! Büyük yazar!  Büyük Yazar!
 
Konuşmaya başladı. Ortalık büyük bir sessizlik içindeydi. Herkes büyük yazarın dudaklarından çıkan kelimelere odaklanmıştı. Kimse ne dediğiyle ilgilenmiyordu sanki çünkü söz arasında dinleyicileri habire haşlıyor, ne kadar büyük bir yazar olduğunu görmeyenlere ateşler püskürtüyordu!
 
Allahtan ki konferanstan sonra kitaplarını imzalayacağı için fazla uzun konuşmadı. Sözü kısa kesti. Kısa kesmesine rağmen esip gürledi. Tıpkı sahili döven dalgalar misali… Alkışlar arasında aldığı plaketlerden sonra yerine oturdu. Vali başta olmak üzere neredeyse bütün mülki amirler ve devlet erkânı oradaydı.
 
Büyük bir yazar böyle olmalıydı demek ki! Oturduğu koltukta daha da büyüdü! Bu da kim? Kalemim de hitabetimde ondan çok daha güzel ve ben ondan çok daha büyük bir yazar olacağım! Tam bunları düşünürken yanındaki dostunun koluna değen dirseğiyle kendine geldi.
 
– Sen de bunun gibi bir yazar mı olmak itiyorsun?
 
– Aman, tövbe tövbe! dedi. Bunun gibi yazar olacağıma hiç olmam daha iyi!  Ama içinden de "Bu da kim? Ben ondan daha büyük yazar olacağım"  haykırışı vardı!
 
Konferans bittikten sonra imzaya kalmadan yanındaki dostuyla beraber çıktılar. Zihninde büyük bir yazar hayaliyle evinin yolunu tuttu. Büyük yazarlık buysa artık önünde hiç bir engel kalmamıştı. Sadece yazdıklarını bastıracak bir yayınevi bulmak kalmıştı geriye. Ondan kolayı ne vardı? Yeter ki hazırım desin. Büyük olarak bilinen yayınevlerinin kapısında sıraya girmeleri için bir işareti yeterdi. Bundan çok emindi “Büyük Yazar!”
Büyük Yazar |ÖYKÜ|
 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir