Akvaryum Büyüsü / Simulakrum

HARUN KAYA
Akvaryum Büyüsü / Simulakrum
 
Âkif Karkın / Fâtih Karahan’a
 
Bu gurur
İçine düştüğüm bu zaman
Bütün kokumu alan sarmaşık
Rüzgârımı savuran günahlarım
Bu büyü, bu yalan, bu simulakrum
Mazrûfu çalınmış mektup gibi
Atacak beni kapına
 
Kapına
Kasem ederim kapına
Harman başı koşmalarım
Bu ağıt bu koçaklama
Boynumda yaram olsun
Susada izim olsun bu mehcûr
Meftûr levha:
Verrucze fehcur…
 
Yaşamak
Bu akvaryum büyüsüyle yaşamak
Esrar bırakmadı bende
Kat kat karanlıklar içinde uzak
Kalakaldım cilâlı çehremle mağdûb ve dallîn
Göğün coşturan mavisine uzanmaktan
Denizi sormaktan korkar oldum
Korkar oldum
Müstakîm ırmakların izine varmaktan
Kara, kavruk sokaklarında mübtelâ
Donakaldım soyhasında şehrin
Sırlarından soyunmuş bir ayna olarak
Bir ayna
Paramparça…
 
Bu gerçek boğuyor beni
Çoktan can çekişiyorum elinde gerçeğin
Meczûb bir gayretle mütemâdiyen
Kulaklarıma sağır kılıp beni
Çalmak için kulaklarımı ötelerden
Gözlerimi sokuyor kulaklarım içine
Karanlıkta bir şeytan sokuyor seni
Aydınlıkta gerçek…
Gayrı kazınsın çehreme
Kazınsın seherde bu bilmek yazısı
Söyleyin ve fakat önce durun
Sonra söyleyin
Nedir gerçek…
 
Mutlak bir anlam kavşağının ortasıdır
Gerdanıdır durduğum bu yer hayatın
Cevaplanması gereken suâl budur
Bir suâl:
İçine düşmeden
Kalabilmek içinde zamanın… Nasıl
Nasıl bakılır yaralı bir kuşa
Çağıran ateşe
Yürüyen suya, konuşan toprağa
Kıyamdan usanmamış bu velûd
Bu kerîm ağaca nasıl…
Koynuna hayatın nasıl girilir
Nasıl çıkılır dışına zamanın…
 
Kolları
Kolları var hayatın
Sarmıyor kolları sarmaşıkların
Yaşamayı beceremediğimi biliyorsun
Saat sarkacı gibi salınmaktan yoruldum
Kendimi tekâsüründe mağrur
Müstağni mütref gibi okşamaktan
Kuyularımı kutsamaktan yoruldum
Yoruldu umudum
Saydıkça çoğalan sanemlerim saymaktan
Yoruldum kıyısında nehrimin
Böyle çırpınışlarımla çaresiz (Yûnus gibi)
Öyle mahzûn, öyle nâdim
Hece hece heceleyip hayatı
Bu avuntular girdabında emansız
Çırpına çırpına yarına
Böyle hıçkıra hıçkıra
Boğulup durmaktan yoruldum
 
Bu yorgan
Bu yorgun yorgan altında ruhum
Bir duha bulmak için çırpınıyor…
Varlık sancısı çekmeye yatıyorum
Bu sensizlik, bu fırtına, bu tûfan
Yüzümü yırtıyor
Bir tozlu gebelek kanadında yaşıyorum
Gördüğüm hep rüya
Sincap düşünde arıyorum kendimi…
Yaşamak sevdasına karalanan ben
Ârif oğlu âdem
Sıla salâsına mecburum
Alıp başımı gelemem
Bâri mutahhar bir toprak bulup bir ikindi vakti
Uzanıp yaygısına gözlerimin
Kulaklarıma yaslanıp öleyim
 
Tanıklık sancısı
Nedir böyle çektiğim
Neden yıkılıyor yaslandığım duvar
Savrulmak mıdır serencâmı kalbimin
Şehrinize girdiğim günden beri
Üstüme üflenmiş bütün büyüler tutuyor… Niçin
Oysa bir nefes, sadece bir nefes almaktı
Mutmaîn bir çehreyle mütebessim
Yürümekti zifîrî, zift kaplı yolları
Çoktan yüz yuduğum suhuftan
Budur benim bildiğim:
Yâ eyyuhel insân
Mâ ğarrake bi rabbik'el kerîm…
 
 

Bir Yorum

  1. leyla Karataş

    Yüreğine sağlık üstad….

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir