AHMET URFALI
Bozkır Sesinin Giz’i
Sesinde çağıldıyor uzun nehirlerin maveradan getirdiği şiir
Ilık bir soluğun ışıktan damlası yüzümü aydınlatıyor
Yaprağına çiğ düşüyor şimdi gönlümdeki en taze gülün
Sesinin yankısına koşuyor sabahın seherinde güvercinler
Ben ilk insanın cennetten getirdiğini öğrendim güzel sesi
Ve bir nimet olarak verildiğini düşlerin yorumuna
Dinlesin artık ins ü cin gülistanda tutuştuğun ateşin neşidesini
Senin sesindir her gece yeniden kanayan yaraların merhemi
Buğusunda hüzün dolaştıran sesin hangi vadinin fırtınasıdır
Nedir okuduğun şiirin üstüne ışığı düşen dolunayın efsunu
Ve yağmur kesilince dilinde çoğalan toprak kokusunun unutulmuş adı
Sesin teselli sunar müşfik bir dokunuş olunca yetimlerin başında
Esrik bir yalnızlığın son vedası olur dudağındaki gülüş
Sesinde canlanır sinemdeki hümanın kanat vuruşu
Sesinin yalazında pişer teslim alınmış yorgunluklar
Bir yağmur sonrası çağrısını duyarım sesinin ‘gel’diyen
Asanatlar "şiirden sinemaya" 
