SİBEL ORHAN
İki Kırık Boşluk
Bardağı kuşa çeviriyorum önce
Saydam kanat oluyor yalnızlığı.
Dudak payından havalanan kırgın üveyik…
Mermerin rüzgârda eriyip dağılması
Ağır olanın tüy hafifliğinde susması.
Kuşu döküyorum bardağa:
Cıvıltısı sızıp hazneye dönüşüyor
İçine düşen yağmuru tutan,
Kabuğuna çekilmiş eğinik kozalak…
Göğün mavisine sığınan akis
Susuz kalmış avuca eğilmek
Kozalağın dilsiz burgusunda saklanan
Kuytu tohumu incitmemek.
Kuş bardağı içiyor
Bardak göğe doğru kanat çırpıyor.
Metin kendi kendini siliyor masada:
Hangisi kap, hangisi tutulan?
Beyaz zambak ufalanıyor suyun dip karanlığından,
Lekesini döküyor morarmış akşama.
Bardağı kuşa, kuşu bardağa katıyorum;
Özne nesneye sığınıyor
Cam, yaraladığı elin kederini öpüyor.
Kırılacağını bile bile
Başka avucun kuraklığına gövdeni akıtmak…
Masada ne kuş kalıyor ne de bardak
Yalnızca birbirine değip geçmiş
İki kırık boşluk.
Asanatlar "şiirden sinemaya" 
