SİBEL ORHAN
Hasretin ve Umudun Beşiği
Bir udi tamburdur kalbimin atışı
Hülyamda sarmaşıklar gül dolar inceden
Rivayet odur ki, kaç zemheri sızladı hicran
Dağları bıçaklayan yorgun; rüzgâr aşkına
Dilsiz yürek uyumazdı geceleri…
Yaldızlı laflar, süslemez pervasızlığı
Memleket toprağı gurbet yollarında
Salkım salkım efkâr can başında
Ankara ayazında nalça sesleriyle
Karanfil kokusu sarmış gökyüzünü.
Eller mor menekşe saçar sabahın koynuna
Uzakta, çok uzakta, ta Anadolu’dan
Turna katarı havalanır, mavi gökyüzünden
Vay koca dünya vay!
Sineye konan kıyam yanar serimde
Sadakat namus borcu, vuslat yakın kalbe
Gözlerin ezelden kor, yakar bağrımı…
Cellat gelse leke süremez kutsal aşkıma
Garip anlam dağılır, koyu hicran son bulunca
Melâl deşer göğsün paslı perçemini.
Yüreğe çöken gubar silinir mel’un karanlık dağılınca
Katran geceler solar, kavuşma müjdesiyle canlanır dünya.
Umman kopsun dalgalansın, dinmekte gayrı fırtına
Çığ erir doruklardan, titreyen dallara
Yas biter, şenlik başlar
Sığınmak can dalına, sevginin en hakiki katına…
Binbir bahar filizlenir gül ellerinde
Gönül dergâhının sahibi Yüce Hak aşkına
Mahzun bakma öyle, yıldızlar kayar sonra
Bel bağladım sevdana, ufkum sensin ey yâr.
Saadetinde dem aldık, tamah etmedik dünya malına
Varsın; payımıza düşen olsun bir lokma nafaka
Yeter ki sadakatle sallansın aşkın ve umudun beşiği.
Uyur uyanık gelincik tarlası
Hasret akan aya bakarken
Özleminden çılgına dönmüş, delirirken.
Allı pullu rüyalardan süzülür bir sülün kuşu
Aşar gelir sevda yüklü, mağrur yokuşu.
Soluğum benim, can yârim, beklediğimsin
Buzlu limonata ferahlığı, çikolatalı dondurma tadı
Filinta endamlı, yağız yârimin gelişidir cennet!
Hatırlanır mı?
Alnımdan öpülürdü hani kalbin yerinde
Ellerimi tutunca dünya durur, gök inerdi.
Başımı omzuna koyunca susar şehrin pusu;
Kara gözleri, uzayıp giden kolları sarar her yanımı…
Masum şefkatinin emaresi kalmış zülüflerimde
Bir çığlık kopar ciğerimden, ellerin ellerime kenetlenince
İhtimal kuş cıvıltıları dolduracak ufukları
Süzgeçten geçer, süzülür kevgir kevgir dertler.
Yükselir buram buram, burç burç sevda kaleleri
Duraklar deniz koktu, umudum sensin bilesin.
Sevdan derde ilaç, ak duvak ağarta buğulu camları.
Rüsva etmez aşk, göçüp gitse ömür yılları.
Kellan kırılacak zincirler, nihayete erecek bekleyiş
Ne günahı kalacak hasretin ne gölgesi
Rıza lokması tadında, vuslat saracak mahzun yüreği
Gadasını aldığım yârim; bak, kavuşmaktır esas yaş almak…
Asanatlar "şiirden sinemaya" 
