Hece Taşları Dergisinin 32. Sayısı

Hece Şiirleriyle
Dolu Dolu
 
Hece Taşları
Dergisinin
32. Sayısı Çıktı
 
Tayyib Atmaca’nın Genel Yayın Yönetmenliğinde çıkan,  “Hece Taşları” dergisinin 32. sayısı yine hece şiirleriyle dolu dolu. 
 
Hece Taşları” şiir dergisinin 32. sayısında yazılarıyla şiirleriyle yer alan isimler:
 
Vuqar Nemet, Prof. Dr. Mehmet Fatih Köksal, Ekrem Kaftan, Erdal Noyan, Prof. Dr. Saim Sakaoğlu, Doç. Dr. İrfan Görkaş, Âşık Muhsinoğlu, Cahit Can, Cevat Akkanat, Ali Rıza Atasoy, İlker Gülbahar, Ali Rıza Kaşıkçı, Tayyib Atmaca, Mehmet Baş.
 
“Hece Taşları” dergisinin 32. sayısında yer alan Âşık Muhsinoğlu’nun  “Haber Ver” şiirini ve Tayyib Atmaca’nın “İncelir İncinir Kalbi Olanlar” yazısını tadımlık olarak alıntıladık, aşağıda okuyabilirsiniz.
 
ÂŞIK MUHSİNOĞLU
Haber Ver
 
İki dünyanı al iki eline
Biraz ordan biraz burdan haber ver.
Fanilik değmesin sazın teline
Ezelî ebedî yârdan haber ver.
 
Bir elde bağlama bir elde kalem
Ömür külfetinden çekme hiç elem
Niçin yaratılmış binlerce âlem
Biraz da bu büyük sırdan haber ver.
 
Dünya dediğin bir kesret âlemi
Dışımız büsbütün hayret âlemi
Sen kendi içinde seyret âlemi
Çokluk içindeki Bir’den haber ver.
 
Hatırlatmak için zor zamanları
Hidayet, şefaat, nur umanları
Uyandırmak için göz yumanları
Mahşerde çalınan surdan haber ver.
 
Âşık Muhsinoğlu İsa’dan bahset
Yılana dönüşen asadan bahset
Kelimullah olan Musa’dan bahset
Tecelli aynası Tur’dan haber ver.
 
TAYYİB ATMACA
İncelir İncinir Kalbi Olanlar
 
Damarı çatladı âdemoğlunun, herkes birbirinin Kabil’i oldu, topraklar sulanır kardeş kanıyla, herkese yetecek bir dünya varken ve gidecek başka bir vatan yokken, bir yerde bir zulüm borazanının, sesi kısılmadan bir başka yerde, çığlıklar yükselir duyan azalır, beş maymun olanı biteni görür, sırtını çevirir görmezden gelir, bir insan insanı odun yerine, nasıl tutuşturur aman Allah’ım!
 
Her nesil bir yara alır savaşta, ya canından bir parçası eksilir, ya ruhunda derin yaralar açar, acının gömleği üstüne olmaz, içine çekilir sesini açar, asumana avazını salamaz, gözlerini yumar uzağa bakar, uzaklardan kuşlar konar avcuna, kendi yağmu­ruyla yüzünü yıkar, efkar derecesi yerine gelir, besmele çekerek yola koyulur, incelir incinir kalbi olanlar, kalbi olmayanlar taş bile değil.
 
Karşı komşumuzun evi yanarken, perdesini çeker komşularımız, biz ne geldiyse batı’dan geldi, “kızıl sultan” oldu Abdulhamit Han, “Jön Türkler” içini oydu milletin, hicap libasını yırtıp attılar “Osmanlı kızının son hali” manşet, dünya güzelini bizden seçtiler, ondan sonra oldu bize olanlar, parselledi bu dünyayı gâvurlar, demokrasi to­humları onlardan, biz ekeriz onlar toplar hasadı.
 
Tül perdeye döndü sözün kumaşı, herkes birbirine bezirgân oldu, gül alıp gül satan bitti pazarda, ayaklar altında erdemlerimiz, ustalar sazını asmış duvara, çıraklar edepten firar eylemiş, caddelerde kayıp güzelim Türkçe, şehremini “kentsel dönüşüm yapar”, yeni “rekraasyon” alanı açar, şehirler kentleşir bellekler yiter, kültürümüz pas­pas olur yerlerde, şairlerin sesi soluğu çıkmaz.
 
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir