Titanik’ten Kaç Kişi Sağ Çıkmıştı?

İSMAİL GİRAY
Titanik’ten Kaç Kişi Sağ Çıkmıştı?
 
Bu yazı, Titanik’in hikâyesini özet geçer.
Hikâyeyi daha detaylı öğrenmek için lütfen yaşamayınız!
 
Hemen hemen her genç şair ve yazarın henüz tüllenen hayallerinin bu kadar çabuk söndüğü başka bir ülke var mıdır bilmiyorum…
 
Gençsindir, yazdığın şeylerin birer şaheser olduğunu düşünüyorsundur ya da ona yakın bir şey… İstersin ki yazdıkların birilerine ulaşsın, okunsun, beğenilsin. Hiç olmazsa “var” olduğun bilinsin… Körpedir, hayallerin gibi tecrüben ve birazdan yazarlığının ilk Titanik’ini yaşayacaksındır.
 
Çevrende varsa tanıdığın şair, yazar, önce onlara açarsın fikrini; “kitap düşünüyorum, ne dersiniz?” Onlar da kırmak istemez seni önce, kibarca engel olmaya, “henüz erken” demeye çalışırlar. Fakat gözlerinden çıkan ateş, birilerinin, hırsını frenlemesine müsaade etmez… İcazet de alınmıştır artık ve sıra yazdığın muhteşem! satırları yayınlayacak bir yayınevi bulmaya gelmiştir. Ve evet Titanik yola çıkmıştır! Bundan sonra her adımı bir büyüğün olarak Google’a danışacaksındır.
 
Sen daha Google’a “kitap” yazmadan, “kitap mı yazdınız…, ücretsiz basıyoruz…, kitabın bir haftada elinde… vs.” minvalinde birçok hayal taciri alt alta sıralanacaktır. Ama öyle yok! Sen daha yolun başındasındır ve ismini daha önce hiç duymadığın bir yayınevine şaheserini asla teslim etmezsindir. Büyük yayınevlerinin kapısını tıklamaya başlarsın evvela. Gönderirsin dosyanı, 1 ay sonra cevap gelir; şiirse “ilgilenmiyoruz”, başka bir tür ise “dosyanız değerlendirildikten sona sizinle irtibata geçilecektir.” En az 3 ay daha bekleyeceksindir. Şairsen gemin su almaya başlamıştır bile. Ama fark etmezsin, ısrarla diğer büyük yayınevlerinin kapısı önünde pineklemeye devam edersin. Fakat sonuç hep aynı: hüsran…
 
Tekrar büyüğüne (Google’a) danışırsın, “halim budur” dersin, çare sorarsın. Başta kibirlendiğin yayınevlerini bir bir sekmelersin. Her birini “acaba” kuşkusuyla incelersin. Önce tek tek, sonra birçok yayınevine dosyanı gönderirsin… Mail kutunda mavi boncuklar dizilmeye başlamıştır artık. Sanatın “fark edilmiştir” geç de olsa! Yayıncılar, kitabının kalitesinden ve kendilerine gelen diğer dosyalardan daha nitelikli olduğundan bahsedip, başarı vaat ediyorlardır size. Ama cüzi bir ücret karşılığında!
 
Gençsindir, yolun başındasındır ve 5 kuruş paran yoktur. Ama ne önemi vardır, kitabın basıldığında zararını “fazlasıyla çıkaracaksın”dır! Nihayetinde bulup, buluşturup yayınevine verirsin o parayı… Kitabın gelir koliler içinde, heyecandan yırtarsın koliyi, eline alırsın; yeni doğum yapmış bir annenin bebeğini ilk defa kucağına alması gibi şefkatle sarılırsın kitabına… Teni, kokusu yumuşacıktır. Heyecandan, sevinçten kalbin, hızla çarpmaktadır. Ta ki birkaç saat sonra “ben bu kadar kitabı ne yapacağım” diye kendi kendine sorana kadar.
 
Hani kitapların binlerce kişiye ulaşacaktı? Hani herkes kitabını okuyup, seni tebrik edecekti? Hani kitapevlerinin en fiyakalı raflarında duracaktı kitabın? Yanılmışsındır. Geminin su almaya başladığını ancak bu kerteye gelince fark etmişsindir. Çaresiz, eşi, dostu yoklamaya başlarsın. Sanırsın ki senin kitabını -sırf sen yazdığın için- alıp okuyacaklar, arkadaşlarına hediye edecekler… Oysa yine yanılmışsındır. Büyük ihtimalle en yakın arkadaşların bile, “sen yaz biz okuruz” diyenler bile okumaya tenezzül etmemiştir kitabını. Filikaları suya indirip, hızla 1 yıl önceye kaçmak ve bunları hiç yaşamamış olmak istersin ama nafile!
 
Ufkunda büyük fuarlar, ilk kitap ödülleri ve sınırsız övgüler belirirken, bir anda koyu karanlığa hapsolmuşsundur. Daha o günden yeminlisindir, bir daha asla bu işlere girmeyeceksindir. Az biraz umudun, hayalin kaldıysa da bir daha asla böyle acemi, böyle aceleci ve bir o kadar da tek başına hareket etmeyeceksindir. Zira Titanik sulara gömülmüştür artık… Ve senin hikâyeni, eğer Rose, sana âşık değilse hiç kimse bilmeyecektir. Hiç kimse “Jack diye şair var”mış, demeyecektir. Çünkü gemi oldukça kalabalık ve aynı senin gibi hayaller kurarak yola çıkmış şair, yazarlarla doludur. Ayrıca da en alt kamaradasındır.
 
Sahi, Titanik’ten kaç kişi sağ çıkmıştı?
 
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir