blank

Kardeşim, Senin Dinin Senin Olsun…

MEHMET SAİT YAKUT

MEHMET SAİT YAKUT 
Kardeşim, Senin Dinin Senin Olsun…
 
Senin dinin senin olsun bana şerefinle gel…
 
Kardeşim!
Silin bütün kayıtlardan ve zorla zindan yüzlü kapısını dünyanın. Şimali ol şimdi, sonra cenubi ve maşrikten mağribe çırılçıplak Adem ol, sür kendini bu sis ülkesinden.
Tüm işaretleri döküldü farz et tepende yükselen kitabelerin.
Sırrı çözülmemişse kahrı sana kalmasın, git ve yeni bir hayat için elestü ye bela ol, soyun iblisin bu habis bürdesinden.
Refref minder senin olsun, bana kefeninle gel.
 
Kardeşim!
Aklın çözümleyemediği kendine özgü tercihleri vardır yüreğin. Aşk gibi, döşte kasırgalar koparan… Selasili ayaklarından tutuşturan şerare ondadır. Öyleyse yüreğinle anla ve onunla uğurla sana gelip gideni. Varsın lal olsun hikemiyyat ve melul olsun hayat.Kesilmiş başınla başsız gövdeni seyret.
Ama serefraz olsun yüreğin, çatırdasın örsü, başını kelepçeleyen mengenelerin.
Her neye inanıyorsan onu kalbinle mühürle.
Bana mühürlenmemiş kalbinle gel.
 
Kardeşim!
Tüm bıçaklarımı senin şerefine biledim. Boynum inceldikçe inceliyor şimdi tam kıvamında. Bana kurban olacağım inancınla gel. Unutma ki inanç tek kişiliktir. Ve sen ona şerefinle sahip olduğun sürece insansın. Bana ağrınla, bana öfkenle, bana tek kişilik hıncınla gel. Sabrım, kinim ve kavgam senin kardeşliğin içindir.
Bana serencamı intihar olan kahrolası sancınla gel.
Sendeki her belayı satın almak için biriktirdim bu kardeşlik servetini.
Gel, senin namuslu ellerinle büyütelim bu yürek devletini.
 
Kardeşim!
Yaban domuzlarıdır şimdi senin fidelerini kemiren. Cangıldan ummana akan ırmak senin değildir. Yeni dünyanın kavgalarına serazad gidiyorsun. Oysa seni inancınla boğan savaşlar senin değildir. Ayaklar altında boğazlanıyor istiklalin. Vecd ile okuduğun marşlar senin değildir. Ama bil ki senin değildir alnını örseleyen bu utanç
Soyun bütün aidiyetlerinden. Üzerinde yüreğinden başka kimlik kalmasın.
Senin kavmin senin, senin dinin senin, senin davan senin olsun.
Bana kurtarılmış onurunla gel.
Unutma ki insanlık onurunun olmadığı yerde dava da yoktur.
 
Kardeşim!
Bana sağınla solunla değil, kocaman gövdenle gel. Bana mezhebinle meşrebinle değil vakar ve iffetinle gel. Gözlerimiz önünde gümbürtüye giden insanlığımızdır. Alnını geniş tut, ki odur yazgıların atlası. Yüreğinin sınırlarına mayın döşeme orasıdır devletin, memleketin. Tüm renkleri senin olsun bu yeryüzünün.
Komünist ol kırmızı, Müslüman ol yeşil!..
Sıyrıl, yüzüne kara çalan renklerden.
Kürt ol nan de, Arap ol hubz de, Türk ol ekmek de…
Unutma, karnını doyuran ekmek gibi inancını doyuran şereftir.
 
Kardeşim!
Türkünü istediğin dilde söyle. İstediğin dil de konuş. Miras kalmış bir intikamın hüznüyle paslanan kılıcın, ganimet aşklara otağ kuran yüreğinde kaybolsun artık.
En az aşkın kadar öfken de büyük olsun.
Evet, intikam güzeldir, ama sabretmeyi bil. Hiçbir zaman erken değil, her zaman geç. Namlular soğumamış ve henüz kan kurumamışken alınan intikamın düşmanın canını yakmayacağını unutma. Her şeyin unutulduğunu ve yaptıklarının yanına kâr kaldığını düşünmeye başladığı zaman saldırmalı belki de.
Belki de en büyük intikam henüz kan kurumamışken bağışlamaktır düşmanı. Ama namusun tüfengini omuzdan sakın düşürme.
Kini iyi saklamak senin harcın olsun. Bilmelisin ki kin, aklın yüksek tepelerinde değil iyi terbiye edilmiş bir ruhun mahzeninde tutuldukça değer kazanır. Orada zamanla yok olmamışsa zaten ruh da kalmamış demektir.

Kardeşim!
Gel bana kardeş ol, Bir kere gel, Ama şerefinle gel, Kim olursan ol
Tövbe etmeye değil, namussuzlara başkaldırmaya gel.
Senin dinin senin olsun.
 
 
16 Kasım 2007
 
——————————————————————

Mehmet Sait Yakut’u Rahmetle ve Özlemle Anıyoruz / Asanatlar

 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir