KADİR ÜNAL
Ben ve Kays
imkânsızın peşinde değildi o
ben kendimi bir kuş anıtına mahkum ettim
asla yağmayacak yağmurlar için
omuzlarıma çöken dünyayı
kurtuba’yla semerkand’a feda ettim
elimde bir mazlum bosna bir de şam kaldı
kerbela’nın bir cüz’ü olarak
kalbim istanbul’da ıslandı
gözüpektim kafa tuttum krallara
bir senin eşiğinde ufalandım şafakta
bir sarayburnu’nda bir üsküdar’da
mercanlar yosunlar ve ikindileyin camlarda
beni kaysın ateşiyle sen yaktın
reva gördüysen leylalığındandır elbet
yanmayıp da ne yapacaktım
yıkıldı aklımla kalbim arasındaki köprü
ben ortada kaldım
razıyım sudaki aksine
bari onu bulandırma ne olur
daha çok yanacaksam da yanayım
belki külümden bir hisar yaparlar
harşena dağına bakan bir yamaçta
bana da bir mezar kazarlar
hani olmaz belki ama
yolun düşerse buralara geceleyin
ışık olur yol gösteririm sana
gökyüzünde merih olurum
yeryüzünde hayat
ay diye bakarsın bana
ben tevekkül ehliyim leylam
acı çekmek yazgımsa eğer
sebebi sensin ve bunu nimet bilirim
bil ki ölmeyeni öldürdüm içimde
bundan böyle dirilerden sayma beni
yeter bana mezarımda
senden yana döndürseler beni
buhara ne yandadır
kufe ne tarafta ya bursa
kaysı delirttiğinden beri
kalbin ne yöne bakar
işte ben oradayım sevgili
Asanatlar "şiirden sinemaya" 
