Hece Taşları Dergisinin 52. Sayısı

Kapakta
Abdurrahim Karakoç
Var
 
Hece Şiirleriyle
Dolu Dolu
 
Hece Taşları
Dergisinin
52. Sayısı Çıktı
 
Tayyib Atmaca’nın Genel Yayın Yönetmenliğindeki yine hece şiirleriyle dolu dolu olan Hece Taşları dergisinin 52. sayısı çıktı.
 
Bu sayıda şiirleriyle, yazılarıyla yer alan isimler:
 
Abdurrahim Karakoç, Tayyib Atmaca, Prof. Dr. Metin Özarslan, Prof. Dr. Erdoğan Erbay, Bayram Bilge Tokel, Dr. Öğr. Üyesi Tacettin Şimşek, Ahmet Doğan İlbey, Hayati Tek, Selçuk Küpçük, Ramazan Avcı, Mehmet Ali Kalkan, Halit Yıldırım, Süleyman Aydemir.
 
“Hece Taşları” dergisinin 52. sayısında yer alan Tayyib Atmaca’nın “Lamba Yandı Ben Camında Üşüdüm” yazısını ve Abdurrahim Karakoç’un “Tut Ellerimden” şiirini tadımlık olarak alıntıladık, aşağıda okuyabilirsiniz.
 
TAYYİB ATMACA
Lamba Yandı Ben Camında Üşüdüm
 
Ben bir şiir avcısıyım ağalar, ilk ava babamla birlikte çıktık, seyranî gösterdi hiciv kuşunu, derdiçok’u çok okudum dertlendim, hayati vasfi’yi ahmet çıtak’ı, yola çıktığımda öyle tanıdım, abim salavan’da ben engizek’te, gönlümüzün evsininde yatarak, onun ürküttüğü kuşu ben vurdum, benim ürküttüğüm kuşu o tuttu, herkes gitti bir ben kaldım cela’da, başı kurtarmadık her gün belada.
 
Nerden çıktı ise bir serdengeçti, talip oldu avladığım kuşlara, her zaman mavzerim omzumda gezdim, ha hasan’a sıktım ha sana sıktım, kibrit kutusuna bir mektup koyup, mihriban’a saldım emmimoğluyla, onun da içine bir çıngı düşer, birlikte yanarız diye bekledim, bu arada askerlik de yaklaştı, orda da omzumda bir kırıkkale, garajda nöbette ülker avladım, yüzbaşıma dökemedim derdimi.
 
Aşkı kâğıtlara yazdım olmadı, kendime darıldım kızdım olmadı, lamba yandı ben camında üşüdüm, dünürcü gidenler gönlü boş döndü, sanki salavan’da bir çığ yürüdü, ben altında kaldım geceler boyu, ölümle kol kola gezdim dağlarda, sonra toparladım şükür kendimi, kalbime sözümü dinletemedim, engizek adında bir gazetede, şiir yazdım ona mektup yerine, çare yok kavlimiz mahşere kaldı.
 
Bin dokuz yüz seksen dörtte cela’dan, ankara’ya uçtu nasip kuşumuz, düşlerimde salavan’da dolaştım, bir gün boş dönmedim şiir avından, koşmadım peşinde şöhretin şanın, anadolu yüreğime dar geldi, bir uçtan bir uca türk illerini, ruhumla dolaştım dertle demlendim, dört mevsim ötede üşüdü bahar, eğilmeden bükülmeden yaşadım, asumana bıraktığım sedalar, seksen yıllık bir hayatın dökümü.
 
İki bin on iki haziran yedi, görklü melek geldi gidelim dedi, mehmet görmez üç tekbirle namaza, durunca ruhumda çiçekler açtı, meğerse ne kadar sevenim varmış, uzaktan yakından gönlü olanlar, kocatepe avlusuna sığmadı, peşimde bir düğün alayı vardı, kimseye küsmedim şahit atmaca, kuş gibi uçarak göçtüm dünyadan, muhsin’i kendime komşu seçmiştim, arvasi yanına koydular beni.
 
ABDURRAHİM KARAKOÇ
Tut Ellerimden
 
Sırat’tan incedir sevda köprüsü
Beraber geçelim tut ellerimden.
Niyet ak güvercin, vuslat gökyüzü
Beraber uçalım tut ellerimden.
 
Gönüldeki birlik kalkandır dışa
Aldırma ayaza, yele, yağışa
Giden ilkbahara, gelecek kışa
Beraber göçelim tut ellerimden.
 
Birleşmek üzredir şafakla gurup
Korku beklenilmez kapıda durup
İster zehir olsun, isterse şurup
Beraber içelim tut ellerimden.
 
Çağır hayallerin en ötesini
Yakından duyarsın aşkın sesini
Sonsuz mutluluğun penceresini
Beraber açalım tut ellerimden.
 
Hatırla kaybolan hatıraları
Elmastan ışıklı, altundan sarı
Zaman tortusundan işte onları
Beraber seçelim tut ellerimden.
 
Şüphe “başlangıç”tır, karar “nihayet”
Zamanı zamana etme şikayet
Kaçmak kurtuluştur diyorsan şayet
Beraber kaçalım tut ellerimden.
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir