Yalnızlık

EMİNE CUMA Yalnızlık

EMİNE CUMA
Yalnızlık
 
Kimimizin korkulu rüyası, kimimizin ilham kaynağı olan yalnızlık ne demektir? İnsan çok duyduğu ve bildiğini düşündüğü kavramları pek irdelemez. Bir kelimeyi ne kadar çok duymuşsak o kadar alıştık ve üzerine kafa yorduk sanabiliriz. Yalnızlık da bu duruşumuzdan nasibini almış bir kelime olabilir. 
 
Yalın, isim olarak alev; sıfat olarak süssüz, sade anlamına gelmektedir. “Yalnız” kelimesi ise “yanında başka biri bulunmayan”, “tek başına” anlamlarına gelmektedir.
 
Tüm bu tanımlara karşın içimizdeki anlamı şüphesiz daha derindir. Nice yazılara, şiirlere konu olan yalnızlık istediğimiz bir şey midir? Yoksa yalnız kalmaktan korkar mıyız? 
 
Günümüzde ne çok duymaktayız… Çağın insanı yalnızlaştı denilir mesela… Sosyal medyada asil yalnızlığını reklam eder kişiler. Çekirdek ailelerin bile kalabalık geldiği bu çağda kimsenin kimseye tahammülü, sabrı kalmamış gibidir. Birbirimizin gözlerine bakmadan dinler, anlamadan cevaplar veririz. Önemsediğimiz konular başkadır ve insan, insanı ne az önemsemektedir. Değil mi yoksa? Aksini ispat edebilir miyiz?
 
Yalnızlaşıyoruz… Sadece kendimizi önemser hale geliyoruz. Sevgilerimiz, muhabbetimiz, iyiliğimiz hepsi sadece bir kişi için. Kendimiz… İyilik yaparken sağlayacağı bir sonraki faydayı düşünen de var, bencil yalnızlığıyla gayri samimi bir üslupta tatlı diller döken de… 
 
Bazı yalnızlıklar da vardır oysa… Kişiyi geliştirir, etraftaki zararlı sarmaşıklardan arındırır. Bilinçli bir sükût ile muhabbete âşık eder… Beklemenin sabrı ile demlenir yürekler, dikenleri bile hoş görünen bir dosta hemhal eder. İşte burada asıl önemli olan yalnızlığımızda ne ile meşgul olduğumuzdur. Hep kendimizi beğenerek, başkalarını hor görerek mi yalnızlaşıyoruz, yoksa gerçekten kendimizi bulmak için mi kalabalıklardan uzaklaşıyoruz? İkinci şıkkı tercih edenler çoğunlukla sevgi, muhabbet, anlayış ile geri döner. Çünkü kendini bilen insanı daha iyi anlar. Hatalarını gören başkaları aynı hatayı yapınca onu da hoş görür. Hırslarından çıkarımda bulunan karşısındakinin öfkesine  kızmaz, aksine üzüntü duyar. Ve konu yine dönüp dolaşıp kendimizi anlamaya gelir. Kendini, nefsini anlayan yalnızlığında güller derer ve insanları keşfettiği bu gül bahçelerinden mahrum bırakmaz. 
 
Bazılarımız da şöyle düşünebiliriz. İnsan yalnız mıdır? Yalnız kalabilmek mümkün müdür? İnanan insan hayatı, dertleri, hastalıkları tek başına yüklenmez. Yalnız olmadığını ve her şeyin geçici olduğunu bilir… Tevekkül eder. İnanmayanın ise tüm bu yükleri tek başına göğüsler gibi yorulması, bunalması işten bile değildir. Bu da başka bir demin konusu olsun o zaman.
 
Selametle…
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir