Şair Olmak Senin Neyine

NURAN KÖSE BAYDAR
Şair Olmak Senin Neyine
 
Ne vakit kapasam gözlerimi, binlerce yol çıkıyor önüme… Sarp yokuşlar… Dar sokaklar… Uçurumlar… Yürü diyorum kendime, yürü… Hani biz severdik ya zoru… Işığını bulana dek yürü… Bulduğunda yine yürü…
 
Düşler uçuşuyor ardım sıra… Bir şölen misali, gülmek kopuyor sağ yanımdan. Boyalı yüzler, dans eden sözler, yalan bir dünya… Rengârenk ışıltılar arasında bir çingene üç beş bakla ile mendil açmış… Gözlerime bakıyor. ‘’Hayır’’ diyorum, ‘’hayır’’… Fallara hiç inanmadım…
 
Şehrimin en güzel yerlerini mesken tutmuş satıcılar… Bildiğimiz pilav üstü nohut değil ki bu azizim… Sır satıcılar, insan satıcılar, emanet satıcılar… Hani şu arkadan bıçak sallayanlar… Kaçmak istiyorum mahzene dönmüş bu sokaktan… Bir çığlık misali, acı kopuyor sol yanımdan…
 
Köprü altında nöbet tutan çocuklara soruyorum, üstü başı yırtık kaybolan duygularımı… Sonra başlıyorum anlatmaya: ‘’Benim öyle bir çocukluğum vardı ki; yıldızlara uçacak kadar büyüktüm, bir yudum suda boğulacak kadar küçük…‘’
 
Bir mızıka sesine takılıyor kulaklarım… Kalabalık bir şehrin, gürültülü insanları arasından gelen bir içli bir sese… Nefesim yırtıyor adeta ciğerlerimi, hazin bir notaya konmak için… Çocukken üfleyince geçen diz yaralarına benzemiyor bu yara, üfledikçe daha da derinleşiyor.
 
Ve sonra…
 
Mayhoş bir koku yayılıyor burnuma… Ilık bir rüzgâr esiyor ruhuma… Kollarımı aça aça koşuyorum eskimiş zamanın o dingin yoluna… Kâh taşlar batıyor ayağıma, kâh uçuyorum bir martının kanadında.
 
Kendimi mavi bir düşü yaşarken buluyorum; yosunların sardığı bir sahil kıyısında, sırılsıklam… Bir not daha düşüyorum kendime:
 
Yüzmek istiyorsan kelimelerin kucağında, ‘derin’ ol…
Şair olmak senin neyine, düş yangın yerine, ‘serin’ ol…
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir