blank

“Dervişin Seyir Defteri” Yolcularını Bekliyor

MUSTAFA-UÇURUM

MUSTAFA UÇURUM
“Dervişin Seyir Defteri” Yolcularını Bekliyor
 
Yola düşmek, yolda kendine yoldaş edinmek. İnsan, ömründe hep bir arayış içindedir. Arar ve bulana kadar sürer bu serüven. Bazılarının yolculuğu uzun sürer, bazıları ise bir solukta alır yolu. Bu bir nasip meselesi, bu bir gönle düşen aşkın karşılık bulması…
 
Sürekli bir çağrı vardır. Sesli, sessiz, uzaktan ya da yakından bir çağrı sürekli gönül hanemizi yoklar. Duymak, hissetmek, duyduğuyla amel etmek de nasip meselesi.
 
Mim-Kemal-Öke---Dervisin-Seyir-Defteri---kapak“Dervişin Seyir Defteri”ni okurken içimizde dinmek bilmez bir çağrıya kulak veriyoruz. İyiye çağıran, güzele çağıran, Hakk’a çağıran bir davet var. Mim Kemal Öke’nin seyir defteri, öncelikle yazarın kendisine terennüm ettiği içli bir ezgi gibi… Daha sonra okuyan herkesi kuşatan bir ilahi nefese dönüşüyor bu çağrı. 2015’in sonunda çıkan kitap, Mim Kemal Öke’nin dervişane yaşamının bir kesiti adeta… Siyaset biliminin, üniversite kürsülerinin ötesinde ayrı bir dünyanın yoluna düşmüş bir yoldaşa yol arkadaşlığı var bu kitapta. 
 
Mevlana’nın çağrısına kulak ver
 
“Gel, ne olursan ol yine gel” Dünyada yankılanan bir çağrı bu. Mevlana adı kadar evrensel hale gelmiş, Mevlana’nın adıyla özdeşleşmiş bir çağrı bu. Elbette gerçeği bilen bilir ama Mim Kemal Öke bu kitabında “Gel” diye içten bir seslenişle giriş yapıyor seyir defterine. “Gel, Ne olursan ol yine gel, kafirsen, ateşperest isen, puta tapıyorsan gene gel…” diye başlayan sözlerin Mevlana’ya ait olmadığını söyleyerek, Mevlana dilinden bir gönül muhabbetini gönüllere sunuyor Öke.
 
“ Bu sözler, Hz. Mevlana’ya ait değil! Ebu Said Ebu’l Hayr adlı başka bir Allah dostuna ait.”  diyor Mim Kemal Öke. Bu sözün neden Mevlana’ya atfedildiğini de örneklerle açıklıyor. “Bizim için önemli olan ‘gel’ mesajıdır. Bu bir ulu davettir.”
 
Hayatın her alanında Hakka çağıran mesajlardan bahsediyor Öke. Gözümüzün değdiği, kulağımızın duyduğu her yerde bir ilahi “gel” sesinin varlığını duymanın insana verdiği huzuru anlatıyor. Hakka götürecek her yola sımsıkı sarılmak gerek. Bu yol insanı hakikate götürür.
 
Mevlana’nın doğru anlaşılması için çaba gösteriyor Mim Kemal Öke. Anladıkça, derinliğine inildikçe her şeyin daha da berraklaşacağını söylüyor. Yol gösterici bir hali olduğuna dair örnekler veriyor Mevlana’nın eserlerinin. Bu eserlerin ilhamının Kuran ve hadis olduğunu söyleyip örnekleri sıralıyor Mesnevi’den ve Mevlana’nın diğer eserlerinden.
 
“İblisin kibriyle, Âdem’in kulluğunu fark et de Âdem’in kulluğunu tercih et.”
 
“Nefsi aşağılatma gölgesi ne güzel sığınaktır; istidatlı ol da orayı istirahat yeri edin.”
 
Mevlana’nın çağrısı Kuran’ın çağrısından farklı bir şey değil aslında. Mevlana da sesinin ulaştığı herkesi hak ve hakikatin yoluna çağırıyor, Kuran’dan aldığı ışık ile.  
 
Ara, bul, zikret, şükret
 
Mim Kemal Öke, Mevlana’dan ilhamla çağrılar yapıyor okuyucularına. Onları hakikatin ardına düşmeye davet ediyor. İnsan arayandır diyor. Bulmak için aramak gerek diyerek yollar çiziyor Kuran’la başlayıp Kuran’la aydınlanan.
 
“Bir Allah erini dost ve rehber edin. Böyle yaparsan Allah senin yardımcındır.”
 
Arayan eğer kalbiyle düşerse yola sonunda bulacaktır bulması gerekeni. Bulmak insanı insan yapar. En doğru yola sevk eder.
 
Şükürle bitiyor kitap. Hakka kavuşmanın şükrü, hakikati bulmanın şükrü, gönle ermenin şükrü…
 
Mim Kemal Öke, düştüğü yolların içli bir terennümüyle seyir defterine yeni sayfalar eklemeye devam ediyor. Gönül erlerini gönülden selamlayarak…
 
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir