Ogün Kaymak Vefat Etti

Edebiyat Dünyasının
Başı Sağolsun
 
Şair ve Yazar
Ogün Kaymak
Vefat Etti
 
Şair ve Yazar Ogün Kaymak, Mersin’de geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

55 yaşında hayata veda eden Kaymak’ın cenazesi, yarın İstanbul Üsküdar Bülbülderesi Mezarlığı’nda toprağa verilecek.
 
Mersin Kenti Edebiyatı Ödülü Ödül Değerlendirme Kurulu üyeliğinin yanı sıra uzun süre Mersin’de yürütülen Sanatta Düşünsel Pratikler toplantılarına çalışmalarıyla katılan iki kız babası Ogün Kaymak, 29 Mart 2019 tarihinde Mersin’de akşam saatlerinde kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi.
 
Ogün Kaymak; 1964 yılında İstanbul’da doğdu.
 
Yaşamının ilk yılları Ünye, İzmir ve İstanbul’da geçti.
 
Şair ve Yazar Ogün Kaymak, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nden tıbbi görüntüleme uzmanı olarak mezun oldu.
 
İlk şiirleri 1984’te Son Kişot dergisinde yayımlandı.
 
Sonrasında şiir, deneme ve söyleşileriyle çeşitli edebiyat dergilerinde gözüktü.
 
Bir süre şair Özkan Satılmış ile birlikte Samsun'da bir şiir atölyesini yönetti.

Şiir Kitapları
 
Parantez Kuşağı
Henüz, Kırık Dans
Beş kitaplık şiir seti:
(Aşk Kere Aşk, Hüzündeki Mavilik, Rüzgâr Alfabesi,
Gün Boyunda Güneşi, Henüz Kuşak Kırılmadan)
Gayb Suyu
Düş/Görümlüğü
Günerken
Bu Bir Sır Değil!
Her Şey Dün Oldu
Okunaklı Harfler
Bas ve Ben
Altını Çiz Üstünü Ört
 
Bir Ogün Kaymak şiiri
 
OGÜN KAYMAK
Aldığım Vaziyetler
 
İşim zor
biliyorum.
Salt gözümün gördüğüyle
hissettiğiyle yüreğimin
algılamak istemiyorum…
 
Mesela;
daha birkaç saat önce
sırtını sıvazladığı
on yedisinden gün alan oğluna
kaza kurşunu değdiğini
öğrenen
bedeninin cansızlığıyla tanışan
babanın
ceket cebinin astarını örseleyen
nikotin sarısı parmaklarıyla…
 
Mesela;
aşkın kıpırtısını duymamış bir
büfe işletmecisinin camında yansıyan
renkli film ve reklam afişlerine
karışmış yüzünü
kibrit ve sigaraya karşı elinin titrekliğini
izleyen küçük kızın
saç örgüsünü tutan tokanın
akide şekeri
hoşluğuyla…
 
Mesela;
iç acıtıcı bir kenar mahallenin
eğreti yokuşunda uzayan
umumhane duvarının
frijidite sızıntılı badanasındaki
şövalye ruhunun
dışımdan içime
gürül gürül yıkayan fısıltılarıyla…
 
Mesela;
bir bakanlığı temsilen
kentimizi ziyaret eden
sırtı pek
terbiyeli
düzgün iç ve dış donanımlı
yüksek rütbeli memurların
toplantının orta yerinde -mümkünse hep birlikte-
dosyaları fırlatarak
‘lay lay lom’ ları ve marka parfüm kokuları
ortalığı karıştıran neşeli düzensizlikleri
ve atmosferin anarşist ruhlu sevimliliğiyle…
 
Mesela;
bir şizofren koğuşunun
dünyayı sarıp sarmalayan
topraktan ve denizden fışkırırcasına gür
gerçekleriyle donattığı
kurabiye, dans, çay ve limonatalı
alkolsüz light-partisinin
en umulmadık anından
fırıldayan
felsefeyi yumuşatmış, sindirmiş
yeni akım bir velâyetin iktidarıyla…
Görmek, hissetmek, algılamak istiyorum
 
İşim zor
biliyorum.
Uzuyor zihnim
Kat ettiğim sokaklarca…
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir