Niyazi Yıldırım
Gençosmanoğlu
Vefat Yıldönümünde
Anılıyor
“Malazgirt Destanı” gibi unutulmaz onlarca destan şiir yazan usta şair Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu vefat yıldönümünde anılıyor
Destanların şairi Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu 21 Ağustos 1992’de İstanbul’da vefat etmişti.
Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, 1929 yılında Elazığ’ın Ağın ilçesi Tatarağası mahallesinde ailenin beşinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Tatarağası mahallesi Ağın ilçesinin olduğu kadar Gençosmanoğlu ailesinin de tarihsel süreci açısından önemlidir. Mahalle bir bakıma ismini Gençosmanoğlu’nun soy tarihinden alır. Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun soy tarihi IV. Murat’ın Bağdat seferine katılan Genç Osman’a kadar uzanır. Şairin babası, Ağın ilçesinin tanınmış şahsiyetlerinden Mehmet Sabit Gençaydın [1310 (1894)]’dır. Darü’l-Muâllimîn mezunu olan Mehmet Sabit Gençaydın, Akpınar (Samsun) ve Akçadağ (Malatya) Köy Enstitülerinde öğretmenlik yapar.
Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun edebi kişiliğinin şekillenmesinde önemli bir yere sahip olan Mehmet Sabit Efendi, edebiyatla da yakından ilgilenmiştir. Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun annesi ise yine aynı ilçeden Zeynep Hanım’dır. Zeynep Hanım’ın babası, posta memurluğundan emekli Mehmet Efendi’dir. 1934’teki Soyadı Kanunuyla Gençaydın soyadını alan aile, 1957’de mahkeme kararı ile Gençaydın soyadını Gençosmanoğlu olarak değiştirir. Bu sebeple Niyazi Yıldırım, 1957’den önce yazdığı şiir ve yazılarında olduğu gibi ilk şiir kitabı olan Bozkurtların Ruhu isimli eserinde de Gençaydın soyadı kullanmıştır. 1940-1941 eğitim-öğretim yılında Ağın İlkokulu'ndan mezun olan şairin edebiyata yönelişinde bu okulun etkisi önemlidir.
Ortaöğrenimine Samsun Akpınar Köy Enstitüsü'nde başlayan Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, 1946-1947 eğitim-öğretim döneminde Malatya Akçadağ Köy Enstitüsü'nden mezun oldu. Elazığ'da, Sarıçubuk İlkokulu'nda (Basmaşen/Bizmişen) öğretmenlik görevine başlayan Gençosmanoğlu, Gülçatı (Elazığ-Kovancılar) ve Pınarlar köy (Elazığ- Keban) okullarında öğretmenlik yaptı. 1960’ta yedek subay olarak askerliğini tamamlayan şair, Ulukent Köyü (Elazığ) öğretmenliğine atandı. Öğretmenliğinin yanı sıra köyün muhtarlığını da yapan şair, bir yandan da Elazığ Gazetesi’nde "Kopuzdan Ezgiler" başlıklı köşesinde yazılar yazdı.
Türk Kültür Derneği Elazığ Şubesi İdarî Heyeti Üyeliğine seçilen Gençosmanoğlu, bu dönemde Elazığ Gazetesi, Yeni Fırat ve Orkun dergisinde yazı ve şiirlerini yayımladı.
Ortaöğrenimine Samsun Akpınar Köy Enstitüsü'nde başlayan Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, 1946-1947 eğitim-öğretim döneminde Malatya Akçadağ Köy Enstitüsü'nden mezun oldu. Elazığ'da, Sarıçubuk İlkokulu'nda (Basmaşen/Bizmişen) öğretmenlik görevine başlayan Gençosmanoğlu, Gülçatı (Elazığ-Kovancılar) ve Pınarlar köy (Elazığ- Keban) okullarında öğretmenlik yaptı. 1960’ta yedek subay olarak askerliğini tamamlayan şair, Ulukent Köyü (Elazığ) öğretmenliğine atandı. Öğretmenliğinin yanı sıra köyün muhtarlığını da yapan şair, bir yandan da Elazığ Gazetesi’nde "Kopuzdan Ezgiler" başlıklı köşesinde yazılar yazdı.
Türk Kültür Derneği Elazığ Şubesi İdarî Heyeti Üyeliğine seçilen Gençosmanoğlu, bu dönemde Elazığ Gazetesi, Yeni Fırat ve Orkun dergisinde yazı ve şiirlerini yayımladı. Avculu Köyü İlkokulu öğretmeni iken Mart 1966’da Samsun’a İlköğretim Müfettişi olarak atandı. Ekim 1966’da Milli Eğitim Bakanlığı Yayımlar ve Basılı Eğitim Malzemeleri Genel Müdürlüğü Şube Müdür Yardımcılığına tayin olan Gençosmanoğlu, Eylül 1970’te aynı kurumda Şube Müdürü oldu. Mart 1975’te İstanbul Devlet Kitapları Müdürlüğüne görevlendirmeli olarak gönderilen Gençosmanoğlu, buradan da İstanbul Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Genel Sekreterliğine atandı. Bu görevdeyken Ocak 1978’de emekli olan Gençosmanoğlu, 1979’da Ankara’da Edebiyat Cemiyeti Müdürlüğü yaptı. Türk Edebiyatı Vakfı Müdürlüğünü 1978’den 1980’e kadar dört yıl başarıyla yürüten şair, 1980’den 1981’e kadar da Türk Edebiyatı dergisinin Sevinç Çokum’dan boşalan Yazı İşleri Müdürlüğüne getirildi. Yeni Düşünce, Olaylara Bakış gibi dergilerde görev alan şair, Diyanet Vakfınca hazırlanan Büyük İslam Ansiklopedisi’nde de yayın müdürlüğü yaptı.
1983’te Doğu Türkistan Vakfı Müdürlüğünde görevliyken Türkçe-Arapça-İngilizce çıkarılan Doğu Türkistan’ın Sesi isimli dergiyi yayın hayatına kazandırdı. 1989’da Türkiye Gazetesi’nde kültür-sanat yönetmeni olarak çalışmaya başlayan Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, 21 Ağustos 1992’de İstanbul’da hayatını kaybetti. Kabri, Karacaahmet Mezarlığı'ndadır.
Lise yıllarında şiir yazmaya başlayan Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, yazmış olduğu ilk şiirlerini Elazığ’ın mahalli gazete ve dergilerinde yayımlar. Bu dönem şiirlerinde lirizm ön safta olup, şiir dilini kullanma bakımından gelecekte dikkati çeken bir şair olacağının işaretlerini verir. İlk şiir kitabı olan Bozkurtların Ruhu’nu yayımladığı zaman (1952) yirmi üç yaşında olan Gençosmanoğlu; dönemin sosyal, siyasi ve kültürel hayatına hâkim bir şahsiyettir.
Yüksek bir tarih şuuru ve ahlaki misyonla ördüğü şiirinin içeriğini destansı bir dil ve üslupla okuruna ulaştıran Gençosmanoğlu, Türklerin tarihe doğduğu zaman diliminden başlayarak, mitolojik ögelerden de geniş ölçüde yararlanarak Türk insanının tip sosyolojisini şiirle tahlil etmeye çalışır. Türk şiir okurlarının destanlar ile ilgisinin nerede ise tamamen koparıldığı bir dönemde destanları nazma çeken şair, gerek İslamiyet öncesi dönemin kültür hayatını ve gerekse İslami dönemde şekillenen Türk-İslam kültür hayatını şiir metinlerinin temel harcı yapar. Firdevsî’nin Şehnâme ile Fars milletine sağladığı kazanımları Türk edebiyatında da Gençosmanoğlu gerçekleştirmek ister.
Defne, Töre, Orkun, Yavrutürk, Devlet, Türk Edebiyatı gibi dergilerde idari görevler üstlenmesinin yanı sıra bu dergilerde yayımladığı şiirlerinde millî romantik duyuş tarzının örneklerini ortaya koyar. Dede Korkut Hikâyelerini şiir formunda yeniden işlediği gibi İslamiyet öncesi Türk kültürüne özgü yaşam üsluplarını da mito-poetik bir anlatımla sunar.
Gençosmanoğlu, edebiyat tarihlerinde Türkçü ve Turancı olarak tanınan Hüseyin Nihal Atsız’ın büyük tesiri altındadır. Bozkurtların Destanı adlı şiir kitabı, Atsız’ın Bozkurtların Ölümü adlı romanından esinlenerek manzum hâle getirilmiştir. Şiirlerinde ve yazılarında Arif Nihat Asya, Yahya Kemal, Basri Gocul, Hüseyin Nihal Atsız ve Fikret Memişoğlu’nun etkileri görülür.
Eserleri
Bozkurtların Ruhu 1952 Şiir
Gençosman Destanı 1959 Şiir
Kür Şad İhtilâli Destanı 1970 Şiir
Malazgirt Destanı 1971 Şiir
Bozkurtların Destanı 1972 Şiir
Kopuzdan Ezgiler 1973 Şiir
Salur Kazan Destanı 1974 Şiir
Boğaç Han Destanı 1977 Şiir
Destanlarda Uyanmak 1984 Şiir
Destanlar Burcu 1989 Şiir
Alp-Erenler Destanı 1990 Şiir
Bir NİYAZİ YILDIRIM GENÇOSMANOĞLU Şiiri
NİYAZİ YILDIRIM GENÇOSMANOĞLU
Malazgirt Marşı
Aylardan Ağustos, günlerden Cuma
Gün doğmadan evvel iklîm-i Rum'a
Bozkurtlar ordusu geçti hücuma
Yeni bir şevk ile gürledi gökler
Ya Allah…Bismillah… Allahuekber
Önde yalın kılıç Türkmen Başbuğu
Ardında Oğuz'un ellibin tuğu
Andırır Altay'dan kopan bir çığı
Budur, Peygamberin övdüğü Türkler…
Ya Allah…Bismillah… Allahuekber
Türk, Ulu Tanrı'nın soylu gözdesi
Malazgirt Bizans'ın Türk'e secdesi
Bu ses insanlığa Hakk'ın müjdesi
Bu seste birleşir bütün yürekler…
Ya Allah…Bismillah… Allahuekber!..
Nağramızdır bugün gök gürültüsü,
Kanımızdır bugün yerin örtüsü
Gazi atlarımın nal parıltısı
Kılıçlarımızdır çakan şimşekler…
Ya Allah…Bismillah… Allahuekber!..
Yiğitler kan döker, bayrak solmaya,
Anadolu başlar, vatan olmaya…
Kızılelma'ya hey… Kızılelma'ya!!!
En güzel marşını vurmadan mehter
Ya Allah…Bismillah… Allahuekber
Asanatlar "şiirden sinemaya" 
