Hep Ayrılıktan

AYŞE ŞENER
Hep Ayrılıktan
 
(ömürlük itikaf)
 
Bu kadar büyük bir ayrılığın içine koydun beni
Senden uzağa bu bahçeye yerleştirdin
Aklımı oydun
Onun içine de başka bir bahçe fikri koydun
Sonsuzmuş
Daha güzelmiş
 
Mekânım hasret oldu
Zamanım hasret
Hep Seni özledim
Hep Seni aradım
Hep Seni bulamadım
 
Aşikâre saklandığın için mi bulamamış gibi oldum?
 
Buldum dediğim şeyler Sen’den kopmuş parçalardı
Sen’den kopmayan tek bir şey yoktu
Yok
Sana dönmeyecek olan da yok
Dönmek istemeyen çok
Senden yola çıktıklarını düşünmeyenler…
Kabul etsin ya da etmesinler
Ben kabul duygusuyla yaşayanda da yaşamayanda da
Hepsinde bir tek Sen’in varlığını kokladım
 
Hasret ağrısına biraz ara veren enva-i çeşit esans gibi…
 
Bu kadar büyük ayrılığın içine koydun
Ne güzel kıydın bana…
 
Tam sessiz ve kendi hücrelerine kapanmış zırlayacakken varım yoğum
Bir haber geliyor Sen’den…
Bir kuş farklı bir şarkıyı deniyor dalın en ucunda aldığı sahnede…
Ilık bir suya yatırıyorum gözbebeğimi…
Akmayan gözyaşlarından
Yanmış
Yandığı anda donmuş kalmış bir gözyaşı sağanağından olmuşum
Alnıma kurulmuş kurnası bozuk iki çeşme
Senden gelen her habere tutunuyorum
 
Ne güzel bir ayrılık yaşatıyorsun bana!
Sen yok gibisin. Varlığa saklanmışsın
Fakat çoksun, hepsin
En büyük olduğundan illa görünüyorsun
Yarattıkların Seni saklayamıyor
Bana görünüyorsun
Kudret elini sallıyorsun köşe-bucak, ücra-ufuk
Hep çağırıyorsun
Kurban olayım mı Sana ben?
Sana kurban olmak telef olmamak anlamına geliyor bende
Herkesten daha fazla ve her şeyden…
Sana yakın durmak
Bu uzaklıkta…
Bu ayrılıkta!
 
“Uzatma dünya sürgünümü!” diye inledi bir başka can
Dünya âlem duydu
Sen o cümle daha o canın kalbindeyken duydun
Fakat ek bir yasa çıkarıp durumu değiştirmedin
Yasalarına yaslanmayı sevdiğim!
 
Ayrılık törenin güzel
Ömürlük bir tören…
Boynum kılı bile ölçü olarak kabul etmez
Kıldan ince demem boynuma
Sen söz konusu isen bir boynum yok
 
Sensen konu benim Senin karşında bir konumum yok.
Senin varlığına dahil olmak, Sen’de yok olmak daha güzel
Muhatabın olmak bile bir ayrılık gibi geliyor bana
Var olmamın bedeli bu olsa bile…
 
Bak dili dolandı kalemimin
Anlatamayacağımı anlatmaya yeltendim
Zaten benim işim gücüm yeltenmek
İşim gücüm fevren ve aniden ayrılığa son vermek
Hep beklediğim bir an bana ani gelmez ki…
 
Bak kalemim bitiyor
Klavyemin tuşları havalanıyor Sana doğru!
Hep Sana doğru!
 
Bak parmaklarıma parmaklık gibi bakmaya başladım
Kirpiklerim çitlere döndü
Bu ayrılık yarım yüzyılı geçti
Ama nasıl bir tevhid içinde…
Bir’sin. Birdik
Varsın. Vardık
 
Ne zaman zırlayacak olsam
Ya bir denizine daldırdın da gayb ettin hüznümü
Ya da dağlarına tırmandırdın
Unutturdun beni yorarak
Bir annenin çocuğu iyi uyusun diye onu yorması gibi…
Beni mışıl mışıl bir bilinçle uyuttun
Küçük küçük öldürdün ki o uykularda biraz ağrım kesilsin
Rüyalar için binlerce kere şükür
Pispaslarımın* tüyleri adedince şükür!
Öyle güzellerdi ki gerçek olurlar diye korktum
Hep geceleri tek kişilik sinema gibi seyir ettim, yol aldım durdum
 
Şu var ki
Ben Seni çok sevdim
Kimi sevdiysem Sen’den bir parça diye sevdim
 
A harfi neredeydi?
Bak gönlüm tuşlara bölündü
L nerede? İki tane L
A neden yerinde değil
E peki H nerede?
Az evvel hepsi buradaydı
Bana mukayyet ol
Parmak uçlarımdan uçup gidecek gibiyim
 
Hep ayrılıktan…
 
_____________________________________________________
*Pispas: Ayşece dilinde sokak kedilerine verilen genel ad/lâkap
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir