blank

Hece Taşları Dergisinin 37. Sayısı

blankHece Şiirleriyle
Dolu Dolu
 
Hece Taşları
Dergisinin
37. Sayısı Çıktı
 
Tayyib Atmaca’nın Genel Yayın Yönetmenliğinde çıkan, yine hece şiirleriyle dolu dolu olan “Hece Taşları” şiir dergisinin 37. sayısındaki isimler:
 
Aşık Elesger, Prof. Dr. Memmed İsmayıl, Semed Vurğun, Osman Sarıvelili, Süleyman Rüstem, Hesyn Arif, Nabi Hazri, Bahtiyar Vahapzade, Mikayıl Azaflı, Mezahir Borsunlu, Şair Feteli, Selim Sinedefter, Memmed Araz, Mestan Güner, Musa Yagup, Memmed Aslan, Sücaet Delidağlı, Behmen Vatanoğlu, Mehmet İlgar, Afak Şıhlı, Prof. Dr. Muharrem Gasımlı, Besti Berdeli, Ferqane Mehdiyeva, Seadet Cihangir, Reşide Allahverdiyeva, Zireddin Gafarlı, Akif Ahmetgil, Mikayıl Bozalganlı, İbrahim İlyaslı, Ehtiram İlham, Mehemmed Asdanbeyli, Vasif Süleyman, Süleyman Abdulla, Osman Fermanoğlu, Ruslan Dost Ali, Prof.Dr. Ali Daşkın, Səxavət İzzəti, Məhəmməd Hüseyin Şəhriyar.
 
“Hece Taşları” dergisinin 37. sayısında yer alan Âşık Elesger’ın   “Dağlar” şiirini ve Tayyib Atmaca’nın “O Tayda Elesger Bu Tayda Şenlik” yazısını tadımlık olarak alıntıladık, aşağıda okuyabilirsiniz.
 
ÂŞIK ELESGER
Dağlar
 
Bahar fesli, yaz ayları gelende
Süsenli, sünbüllü, lâlalı dağlar.
Yoksulu, erbabı, şahı, gedanı
Tutmaz birbirinden aralı dağlar.
 
Hasta için tepesinde kar olur
Her tür çiçek açır, lâlezâr olur
Çeşmesinden âb-ı hayat car olur
Dağıdır mühneti, melâlı dağlar.
 
Yazın bir ayıdır çok yahşı çağın
Kesilmez çeşmenden güzel yığnağın
Ahtarma motalın, yağın, kaymağın
Zenbur, çiçeğinden bal alı dağlar.
 
Yayın evvelinde dönürsün hana
Son ayda benzersen yetkin bostana
Payızın zehmeri koyur virana
Dağıdır üstünden celâlı, dağlar.
 
Kâhtan çiskin döker, gâh duman eyler
Gâh gelip-gedeni peşiman eyler
Kâhtan geyze geler, nahak kan eyler
Dinşemez haramı, halalı dağlar.
 
Ağ halat bürüner, zernişan geymez
Hiç kesi dindirip keyfine değmez
Serdara söz demez, şaha baş eğmez
Gudretten sengerli, kalalı dağlar.
 
Göçer eller, düşer senden aralı
Firkatinden gül-nergizi saralı
Elesger Mecnun-tek yârdan yaralı
Gezer sende dertli-naleli dağlar.
 
TAYYİB ATMACA
O Tayda Elesger Bu Tayda Şenlik
 
Orda bir ülke var türkçe düşünen, dili dilimizin diğer yanıdır, mahnıları kardeş türkülerimiz, o tayda elesger bu tayda şenlik, sazın sözün iki usta âşığı, edebin erkânın has karışığı, sazı mavzer gibi çiğnine asıp, gönül fethetmek’çün yola çıktılar, yolunu yol bilen şakirdleriyle, kâh derviş oldular kâhı köroğlu, şehir şehir oba oba gezdiler, nerede bir toy var orda oldular, çağlardan çağlayıp aktı sesleri.
 
Bir kere yükselen üç renkli bayrak, elbette gönderden yere inmezdi, bu aşka göklerden kurşunlar yağdı, gonca karanfiller yere serildi, biz ancak duayla karşılık verdik, resulzade burda elçibey orda, azadlık’çün kızılcıktan şerbeti, meğer bizim yerimize içmişler,
yıkılası o boraltan köprüsü, çırpınırdı karadeniz türküsü, acımızı kaşıdıkça kanatır, bu yüzden emmideş çocuklarında, kabuk tutmaz bir yaradır karabağ.
 
Birlikte yürüdük orta asyadan, sonra ayrı topraklara dağıldık, fitne ateşinde birlikte yandık, gaflet uykusundan çabuk uyandık, biz bir elin beş parmağı gibiyiz, ne kadar budansa çınar ağacı, o kadar kökleri toprağı tutar, dilimizi dilim dilim etmeyi, kaç kez denediler alfabelerle, orada nizami burada yunus, seslerini yelken gibi şişirip, yanaşıp durdular dil koylarına, bu yüzden can deyip can işitiriz.
 
Pasaportsuz geçemeyiz biz bize, orada yüzünü bu yana dönen, yüzde yirmi toprakları yağıda, ezanlar buz tutmuş minarelerde, zengini fakiri manata köle, çoğu birbirinin cebine bakan, aydını iç çekip ağıtlar yakan, özgür düşüncesi tutsak edilen, susan ağızları bıçak açmayan, bu can ülke kardeş kömeği bekler, yarısı kuzeydir yarısı güney, hem dağında denizinde çölünde, petrol çıkar gaz fışkırır yıllardır.
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir