HÜSEYİN KAYA
Aynı Güneşin Altında
Şimdi şu Güneşin sahibi Tanrı!
Her sabah doğarken
İsrail’i, İran’ı, Amerika’yı
Ve adı konmamış bütün ülkeleri
Aynı ışıkla uyandıran Tanrı.
Güneşin ışığında pasaport yoktur,
Sınır telleri yoktur,
Hiçbir ordunun gölgesi
Işığın üzerine düşemez.
Ama biz,
Işığın altına karanlık icat ederiz.
Bir tarif çıkarırız Tanrı adına,
Bir kitap yorumlarız
Bir başka kitabı öldürmek için.
Bir bayrak dikeriz göğe,
Sonra göğü bölüşürüz.
Nasıl da farklı tariflerden yola çıkıp
Uydurursunuz birçok eş:
Bir Tanrı savaşın Tanrısı,
Bir Tanrı petrolün Tanrısı,
Bir Tanrı seçilmiş halkların Tanrısı.
Oysa güneş
Hiçbir seçime katılmaz.
Hiçbir tarafı tutmaz.
Hiçbir generali selamlamaz.
Bir çocukla
Bir askerin yüzüne
Aynı sıcaklıkla değen
O büyük tarafsızlık.
İşte orada başlar
Sivil itaatsizlik.
Çünkü insan
Tanrı adına kurulan düzene
Bazen
Tanrı adına itiraz eder.
Bir annenin ağlayışı
Bütün ideolojilerden büyüktür.
Bir çocuğun korkusu
Bütün kutsal metinlerin
En eski dipnotudur.
Doğrusu ölenler değil
Yaşayanlar ve anlamlar leş.
Ölüler artık susar.
Ama yaşayanlar
Ölümü konuşarak kirletir.
İnsan bazen
Ölülerden utanır.
Ve bir gün
Bir adam çıkar
Hiçbir bayrağa selam vermez.
Sadece göğe bakar
Ve der ki:
“Ey aynı güneşin sahibi Tanrı,
Eğer gerçekten bir tarafın varsa
O taraf
Henüz doğmamış çocuklardır.”
Ve o gün
Güneş yine doğar.
Ama ilk kez
Hiç kimse
Onu kendi adına doğmuş sayamaz.
Asanatlar "şiirden sinemaya" 
