blank

Yücel Çakmaklı Vefat Yıldönümünde Anılıyor

Yücel Çakmaklı Vefat Yıldönümünde AnılıyorMilli Sinemanın Öncüsü
Yücel Çakmaklı
Vefat Yıldönümünde
Anılıyor
 
Türk sinemasında "milli ve manevi değerleri sinemaya aktarma" çabası ile öne çıkan isimlerden biri olan yapımcı, yönetmen ve senarist Yücel Çakmaklı, vefat yıldönümünde anılıyor
 
Kalp kapakçığı ve by pass ameliyatı dolayısıyla Temmuz 2009'da yoğun bakıma alınan Yücel Çakmaklı, 23 Ağustos 2009'da 72 yaşında hayata veda etmişti.
 
Yücel Çakmaklı Vefat Yıldönümünde AnılıyorYücel ÇakmaklıAfyonkarahisar'ın Bolvadin ilçesinde 1937'de dünyaya geldi.
 
İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü'nden 1959'da mezun olan usta isim, okulun ardından Türk-İslam kültürüne ilişkin okumalara ağırlık verdi.
 
Yücel Çakmaklı, Yeni İstanbul gazetesinde haftalık sanat ekinde Tarık Buğra'nın yönettiği sayfada sinema yazıları yazmaya başladı. Aynı zamanda Erman Film Stüdyoları'nda da yönetmen yardımcısı olarak çalıştı.
 
Yücel Çakmaklı Vefat Yıldönümünde AnılıyorAralarında Osman Seden, Orhan Aksoy ve Arşevir Alınak'ın da bulunduğu dönemin ünlü yönetmenlerine asistanlık yaptı. Çakmaklı, 1968'e kadar 50 filmde görev aldı.
 
"Milli sinema" akımının ilk isimlerinden biri olarak bu yönde çektiği filmlerle dikkatleri üzerine çekti. Çakmaklı, hayatı boyunca pek çok ilke imza atmasının yanı sıra farklı konuları filmlerinde işledi.
 
Türk gelenekleriyle barışık işler yapmayı hedefledi
 
Yücel Çakmaklı Vefat Yıldönümünde AnılıyorÖncü yönetmen, dönemin sinemaya egemen anlayışından rahatsızlık duyarak, 1969'da Ali Osman Emirosmanoğlu ile birlikte Elif Film'i kurdu. Türk geleneklerine ve milli değerlere barışık işler yapmayı hedefleyen Çakmaklı, yönetmenliğini üstlendiği "Kâbe Yollarında" adlı belgeseli izleyiciyle buluşturdu.
 
Yücel Çakmaklı, 1970'te Şule Yüksel Şenler'in "Huzur Sokağı" romanını sinemaya uyarladı. "Birleşen Yollar" adıyla izleyiciye sunulan filmin senaryosunu Bülent Oran ile Yücel Çakmaklı yazdı. Filmin başrollerinde Türkan Şoray ve İzzet Günay rol aldı.
 
Çalışmalarına TRT'de devam eden Çakmaklı, büyük ilgi gören işlere imza atttı. Çakmaklı, 1975-1990 yılları arasında, 30-70 dakika arası süren TV filmlerini yönetti.
 
Yücel Çakmaklı Vefat Yıldönümünde AnılıyorÇakmaklı, Rasim Özdenören'in "Çok Sesli Bir Ölüm" ve "Çözülme", Tarık Dursun K.'nın "Denizin Kanı", Tarık Buğra'nın "Küçük Ağa" ve "Kuruluş" adlı eserlerinden uyarlama yaparak televizyon dizileri çekti. Türk sinema tarihinin önemli isimlerinden biri oldu. Çakmaklı ayrıca Necip Fazıl Kısakürek'in "Bir Adam Yaratmak" ve Turan Oflazoğlu'nun "4. Murad" adlı tiyatro eserlerinden TV oyunları yaptı.
 
Çok sayıda esere imza attı
 
blankYücel Çakmaklı, 1972'de "Zehra", "Çile", 1973'te "Ben Doğarken Ölmüşüm", "Oğlum Osman" 1974'te "Diriliş", "Garip Kuş", "Kızım Ayşe", "Memleketim", 1977'de "Çok Sesli Bir Ölüm", "Çözülme", "Bir Adam Yaratmak", "Oynaş", 1978'de "Bağrıyanık Ömer ile Güzel Zeynep", "Denizin Kanı", 1980'de "IV. Murat", 1982'de "Hacı Arif Bey", 1983'te "Küçük Ağa", 1984'te "Aliş ile Zeynep", 1987'de "Kuruluş/Osmancık", 1989'da "Sahibini Arayan Madalya", "Minyeli Abdullah", 1990'da "Minyeli Abdullah 2", 1991'de "Kurdoğlu-Osmanlı Bedel İster", 1992'de "Mümin ile Kafir", "Bişr-i Hafi-Bir Zamanlar Sarhoştu", 1993'te "Kanayan Bosna", 1994'te "Kanayan Yara – Bosna Mavi Karanlık", 1996'da "Son Türbedar", 1997'de "Emir Sultan", 2005'te "Cumbadan Rumbaya" adlı yapımları yönetti.
 
blankBirleşen Yollar, Kızım Ayşe, Küçük Ağa ve Bişr-i Hafi-Bir Zamanlar Sarhoştu filmlerinin senaryosuna da imza atan Çakmaklı ayrıca "Mümin ile Kafir", "Gençlik Köprüsü", "Sınıfta Şenlik Var", "Diriliş", "Garip Kuş", "Kızım Ayşe", "Memleketim" ve "Birleşen Yollar" filmlerinin yapımcılığını üstlendi.
 
Çakmaklı, 10 Temmuz 2008'de TBMM tarafından verilen Devlet Üstün Hizmet Madalyasına layık görülürken aynı yıl Kültür ve Turizm Bakanlığı, sinemada 50 yıllık hizmeti dolayısıyla Emek Ödülü verdi.
 
Kalp kapakçığı ve by pass ameliyatı dolayısıyla Temmuz 2009'da yoğun bakıma alınan Yücel Çakmaklı, 23 Ağustos 2009'da hayata veda etti.
 
blankYücel Çakmaklı’nın Ardından…
 
Yücel Çakmaklı ile "Zehra" ve "Diriliş" filmlerinde birlikte çalışan oyuncu Hülya Koçyiğit, yönetmenle ile ilgili anılarını bir panelde şöyle anlatmıştı:
 
“Her insan bu hayattan göçerken bir iz bırakmak ister, hepimiz bunun hayalini kurarız. Yücel Çakmaklı yaptığı sinema filmleriyle bu halkın üzerinde bir iz bırakmış sanatçıdır. O, bizi birleştiren noktayı buldu. O'nun filmlerini yaşatmak sizlerin görevi. Çakmaklı ile birlikte çalıştığım "Diriliş" filmi gençliğin itina ile özenle seyretmesini istediğim bir filmdir. Çünkü ne yazık gençliğimizin uyuşturucu ile ilgilendiğini görüyoruz. Bu konuda çok büyük acılar yaşanıyor. "Diriliş" filmi bir bağımlının tekrardan hayata sarılmasının en büyük nedeninin ailesinin verdiği destek olduğunu gördük. Bu filmi bütün kalbimle izlemenizi tavsiye ediyorum.’’
 
Yapımcı Ali Osman Emirosmanoğlu o dönemle ilgili şu bilgileri vermişti:
 
"Necip Fazıl Kısakürek'e gittik, 'Biz film yapmak istiyoruz. Nasıl bir konu tavsiye edersiniz?' dedik. Birkaç konu yazdı. Baktık hepsi güzel konular. Onunla 4 sene temasımız devam etti. İlk filmi onunla çekemedik ama Hülya Koçyiğit ile 'Zehra' filmimiz vardı. Onun senaryosu, 'Sen bana ölümü yendirdin' diyen Kısakürek'e aittir. Sonradan ona birçok senaryo yazdırdık ve filme aldık. Deprem isimli bir senaryo yazdı bize. Onu da "Çile" olarak Türkan Şoray ile çektik. 'Kökümüze Dönüyoruz' diye bir senaryo yazdı. Yıldız Kenter ve Necla Nazır ile "Kızım Ayşe" isimli filmi çektik."
 
Yönetmen Nazif Tunç, yaptığı bir açıklamada, usta yönetmenin kendi gönlünde zaten maya tutmuş bir yönetmen olduğunun altını çizerek, 1980'li yıllarda İstanbul'a gelir gelmez, onun etrafına nasıl yaklaşabilir ve kendisiyle nasıl ilişki kurabiliriz diye düşündüm. Yücel ağabey dost canlısı bir insandı. Kendisi de Anadolu çocuğu olduğu için sinemada çok güç ilerlemiş, çok zor bir yerlere gelmiş. Bundan ibret alan bir insan gibi kendisine yaklaşmaya çalışan Anadolu'nun o kara çocuklarına yardımcı olmayı çok isterdi." ifadelerini kullanmıştı.
 
Yönetmen Mesut Uçakan ise şu değerlendirmeyi paylaşmıştı:
 
"Çakmaklı sinemasının toplumsal gerçekçiliğe uyan tarafları elbette vardır. Yılda 400'e yakın yerli film çekiliyordu. Hepsi de sansür baskısı yüzünden hep fakir kız zengin oğlan temaları ağdalı bireysel konular anlatılırdı. Özellikle solda toplumsal konuları ele alan filmler çekildi. Onlara toplumsal gerçekçi filmler dendi fakat sol içerisinde de beklenmedik bir patlama oldu. Kemal Tahir ile başlayan sinemada Halit Refiğ üzerinden Ulusal Sinema ortaya çıktı. Onlar bu toplumun değerleri bizim de değerlerimizdir onlara sahip çıkmalıyız anlayışıyla batı hayranı sinemadan koptular. Ulusal sinema ile Milli sinema yan yana durur. Yücel Çakmaklı sineması bir ulusal sinema örneği değildir. Yücel Çakmaklı o dönemin söylemi içerisinde daha kuşatıcı kavramlarla yaklaşmaktır. Biz inancımızı hayata şekil veren kavram olarak bakıyoruz. Yücel ağabey bugün yine içinden gelen, kendi inancına ait filmler yapardı. Günümüzde kendi değerlerine sahip çıkan yönetmenler de var. Ama söylem biçimleri değişti."
 
Sinema tarihçisi Burçak Evren, yönetmenin yolculuğunu şöyle tarif etmişti:
 
"Yücel Çakmaklı fikir olarak, kendi bulunduğu noktada ve durduğu yerde dini bir sinemaydı ama diğer yüzüne karşı da son derece kozmopolit ve doğru bir yerde duruyordu. O kapıyı açması hepimize çok farklı bir cesaret verdi ama Yücel ağabeyin ruhu, kendi içindeki kozmopolit tavrı, İslam'a bakışındaki din göstergesi anlamına kesinlikle gelmemeli. Çünkü bir müftü çocuğu olarak, o konuda ciddi manada bilinçli olduğunu düşünüyorum. Stratejisini doğru belirleyen ve bunu doğru yönlendirebilen bir kişiliğe sahipti."
 
Sinema yazarı İhsan Kabil'e göre, "Yücel Çakmaklı'nın teşkilatçı bir yanı da vardı, biraz daha kurumsallaşmaya gitmek istiyordu."
 
Yapımcı, yönetmen ve senarist Yücel Çakmaklı'nın örnek bir kişilik olduğunu vurgulayan Kabil, "Mustakim olarak yoluna devam eden, ilkelerinden taviz vermeyen bir çizgisi vardı. Bunu yaparken de çok uç noktalara gitmeyen, hep halkın algısıyla beraber hareket eden bilgece bir tavır içindeydi." demişti.
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir