Öğretmen Erol Kılıç ve 7 Kitabı

SEMRA YILMAZ
Öğretmen Erol Kılıç ve 7 Kitabı
 
“Düşünebiliyor musunuz size ait duygular başkalarında hayat buluyor”
 
“Bizler paylaşma duygusunun vermiş olduğu hazzı maalesef unutmuşuz. Paylaşmak çok güzel bir duygudur. Bu paylaşım ister bir lokma ekmek olsun isterseniz bir fikir, isterse bir düşünce olsun. Ben duygu ve düşüncelerimi okuyucuyla paylaşmayı çok seviyorum. Okuyucunun bana ait bir dörtlüğü seslendirmesi ya da bir romanımı okuduğunda "benim duygularımı kaleme dökmüşsünüz" demesi, inanın çok büyük bir haz ve lezzet kaynağı benim için. Geçtiğimiz günlerde bana bir telefon geldi, ahizenin ucundaki ses; "Bana bir uyku borcunuz var.” Çünkü sabaha kadar "Son Parya" adlı romanınızı okumaya çalıştım. O kadar akıcı ve merak uyandırıcı idi ki bitsin diye sabaha kadar uyumadım ve kitabınızı bitirdim, şuan işteyim ve gözlerimden uyku akıyor ama o kitabı okuduğuma hiç pişman değilim, iyi ki okumuşum. Çok güzeldi, son zamanlarda okuduğum en güzel kitaptı," dedi. Düşünebiliyor musunuz size ait duygular başkalarında hayat buluyor.”
 
 “Bana Bir Harf Öğretenin Kırk Yıl Kölesi Olurum” Hz. Ali
 
Öğretmen olmak her gün öğrencilerine güzellikler sunmaktır. Sadece öğretmek değil hayatın içine sokabilmektir onları. Beraber çalışmayı aşılamak, düzenli programlı ve disiplinli çalışmayı göstererek onların hayallerine geleceğine umut ışığı olmaktır. Bazen odun kırıp taşımaktır sınıfa, kalem tutması gerekirken derste. Bazen de karda kışta yağmur çamur demeden bir kelime öğretmek için kilometrelerce yol kat etmektir. Onları yüreklendirerek her şeye katlanabilmektir. Sadece öğrencilerine öğretmenlik yapmayan aynı zamanda yazarlık da yapan bir öğretmen Erol Kılıç. Duygularını düşüncelerini ve hissettiklerini bizimle paylaşan Erol öğretmen okuyucusuyla yaptığı konuşmayı anlatırken hem imrendirdi hem de merak duygusu açtı bizde. Erol Öğretmen kimdir peki?
 
Erol Kılıç, 1981 yılında Gümüşhane'nin Kelkit ilçesinde dünyaya geldi. İlkokulu köyde, orta bir ve ikinci sınıfı Kelkit Fatih Sultan Mehmet Ortaokulunda okuduktan sonra babasının işi dolayısıyla Kırşehir'e taşındılar. Orta üçü Kale Ortaokulun da tamamladıktan sonra liseyi Kırşehir Mehmet Akif Ersoy Lisesinde bitirdi. Lisans eğitimini Zonguldak Karaelmas Üniversitesinde yaptı. Sınıf Öğretmeni olarak Konya'da beş yıl çalıştıktan sonra Kırşehir'e tayini çıktı. Halen öğretmenlik mesleğine devam eden Kılıç, Merkez Hürriyet İlkokulu Müdür Yardımcısı olarak da görev yapıyor. Evli, Yahya Hamdi, Gizem ve Kardelen adında üç çocuk babası.
 
“Başarı istediğini elde etmekle ilgilidir. Mutluluk ise elde ettiklerinin keyfini çıkarmaktır.” Walle Emerson
 
İnsan doğduğu andan itibaren hayatı, kendini, çevresini, insanları, hayvanları, doğayı, gökyüzünü, sesleri ve daha birçok şeyi yaşayarak fark ederek öğrenmeye başlıyor. Farkına vararak yaşıyor. Öğretmenlikte böyle bir şey değil miydi? Öğrencilerinin kendi farklılıklarının farkına varmalarını sağlamak.. Erol öğretmen de hayatını değiştirecek bir öğretmene sahip olmuştu. Ne şanslı ki hayatını da değiştirmişti. Çünkü kendisi de gelecek nesillere öğrenci yetiştirecek bir öğretmen olmuştu. Öğretmeni de kendisinin farkına varmasını sağlamıştı. Bakın nasıl farkına varmış.
 
 “Orta birinci sınıfta bir Türkçe öğretmenimiz vardı; ismi Orhan Oğuz idi. Bir sınavda Atatürk'e ait "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" sözünü kompozisyon şeklinde yazmamızı istedi. Sınavlar okunduktan sonra öğretmen sınıfta sonuçları açıklarken en son benim kâğıdımı çıkardı ve sesli olarak okudu. Bu benim çok hoşuma gitmişti. O sınavda en yüksek puanı almıştım ve bütün sınıf beni alkışlamıştı. Bu olaydan sonra şiirler ve hikâyeler yazmaya başladım diyebilirim. Böylece şu olaya bakarak, bir öğretmenin öğrencisi üzerindeki etkisi anlaşılabilir. Ben o gün iyi bir öğretmene rastlamıştım.”
 
 “Zorluklar, erdemler için bir fırsattır.” Seneca
 
Yaz günü dışarısı sıcaktan kavrulurken konuk etti bizi Erol Öğretmen. Samimi, içten, efendi duruşuyla bizi ağırlarken birden kendimizi sohbetin en koyu şeklinde bulduk.
 
Öğretmen Erol Kılıç ve 7 Kitabı
 
Erol Kılıç’ın yayınlanmış 7 kitabı var:
Yüreğin Düştüğü Yer (şiir), Aşk-ı Yeksan (roman), Son Eylül (roman)    Yağmurun İnce Yağdığı Yerde Bekle Beni (şiir), Son Parya (roman), Menzil Aşk (deneme), Son Sümer (roman).
 
Kitap yazan bütün yazar ve şairlerin esinlenme kaynağı hiç şüphesiz yaşadığı çevreyi gözlemlemeleridir diyen Erol Öğretmen “Eğer yaşadığınız çevreyi ve insanları iyi gözlemlerseniz yazabilecek bir sürü şeyiniz var demektir” diyerek şöyle devam ediyor: “Yazabilmek için şüphesiz çok okumayı gerekir. Ben bütün yazarların özgün olduğuna inanırım. Yazma konusunda bizlerden desteğini esirgemeyen dostlarımız var. Bu dostlar bazen sadık okuyucularımız da oluyor. Sadık okuyucu sizin eserlerinizi büyük bir dikkatle takip eder, alır okur ve nihayetinde düşüncelerini seninle paylaşır. Benim yazma konusunda en büyük destekçim hiç şüphesiz eşimdir. Sağ olsun kitaplarım bittiğinde baştan sona okur, ilk eksikleri o tespit eder ve ilk notumu ondan alırım.”
 
“Tecrübelerle yirmi yılda öğreneceklerimizi, okuyarak bir yılda öğrenebiliriz.” W. Porter
    
“Bugünlere gelmesinde özellikle yazarlık serüveninde en büyük destekçilerinin anne, baba, kardeşleri ve eşi olduğunu” söyleyen Erol Öğretmen okumayı ve yazmayı bize şöyle özetliyor; “Ben yazmaya ilk adımımı öğretmenim sayesinde attım. Daha sonra yazdığım kısa hikâyeleri babam evde kardeşlerime okuturdu. Ailem büyük bir merak ve heyecan içerisinde hikâyelerimi dinler ve düşüncelerini benimle paylaşırlardı. Bu dönemlerde yazdıklarımı kardeşlerimden dinlemek pek hoşuma gitmese de şimdi anlıyorum ki, eğer bugün hala yazabiliyorsam bunu önce Allah'a sonra da aileme borçluyum.” 
 
“Kitabın yaprakları, bizi aydınlığa götüren kanatlar gibidir.” Voltaire
 
“Düşüncelerimi, hislerimi, kendimi, hayallerimi, hayalimde kurguladığım şeyleri bir başkasının okuması harika bir duygudur” diyor. “Bir gün bir bakıyorsunuz ki bir mail gelmiş posta kutunuza ve okuyucu sabaha kadar sizin eserinizi okumuş; size duygularını anlatıyor. Aslında işin aslı şu; hepimiz aynı duygular içerisindeyiz sadece arada ki fark yazar duygularını yazıya daha iyi aktarabiliyor okuyucuda duygularını kaleme dökülmüş görünce kendini biranda sizin eserinizde buluveriyor.”
 
“Toplum olarak kitaplarla pek barışık olduğumuz söylenemez” diye de içini çekiyor Erol Öğretmen. “Buna rağmen yine de ciddi bir kitlenin okumaya gayret gösterdiğini” düşünüyor ve “bunların başında da yazarların olduğunu” söylüyor. “Yazar denilince aklına kitap okuyan ve düşünen insan geldiğini” söyleyerek şöyle devam ediyor. “Hiç şüphesiz hissetmediğiniz ya da yaşamadığınız hiç bir şeyi düşünemez ve de yazamazsınız. Yazmak için önce hissetmek gerekir. Ben romanlarımı yazarken çok ağlamışımdır mesela.”
 
“İlk romanımı yazdığım zaman kaç gece yatağımdan fırlayıp kalktığımı bilirim. Eşim bu hallerime pek bir mana veremezdi. Ummadığınız bir anda aklınıza öyle şeyler gelir ki siz bile bu duruma şaşırır kalırsınız. Bunun adı ilham mı farklı bir şey mi bilemem ama bir his var içinizde ve o sizi hiç beklemediğiniz bir anda buluveriyor.”
 
“Bugün iyi kitaplar oku, sonra zamanın olmayabilir.” Charles Burney
 
Her türlü yoruma açık mısınız? Diye sorduğumuzda ise “hayır değilim” yanıtı veriyor. “Değilim çünkü bazı insanlar vardır sadece sizi kıskandığı veya çekemediği için olumsuz eleştirilerde bulunurlar ve eserlerinizi çok yanlı okur ya da hiç okumaz ama hakkında bir sürü olumsuz şeyler söylerler yahut da yazmaya kalkışırlar. Eleştiri ve yorumlar yapıcı olduğu sürece açık olabilirim ancak iş eğer yıkıcılık boyutundaysa o yoruma kulak asmam. Bu hususta bir atasözümüz vardır " Mesele üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi?" diye. Ben yorumlarda buna bakarım. Eğer yapıcı eleştiri varsa sonuna kadar dinlerim”
 
Şu ana kadar yazdığı kitapların isimlerini hep en son belirliyor. Kitaba başlamadan önce temel duyguyu, kahramanları belirleyip sonra da zamanı ve mekânı seçen Erol Öğretmen, kitap yazarken en sonra da kurguya geçtiğini söylüyor. Kitapları daha çok on beş ile otuz beş yaşları arasına hitap ediyor. Çıkardığı her kitabın milli ve manevi değerlere uygun olması ve okuyucuda güzel duygular uyandırmasına önem gösteriyor. “Allah'ın rızası benim için esastır” diyen Erol Öğretmenin şu sözleri bizi de oldukça duygulandırdı: “Derler ki kişi öldüğü zaman amel defteri de kapanır. Yalnız üç şey hariç; bunlardan biri de geride insanların istifade edebileceği iyi bir eser bırakmak. Benim amacım öldükten sonra da amel defterimin kapanmaması.”
 
“Bilgiyi hiçbir zaman diplomayla kısıtlamayın. Eğer bilgimize yeni bilgiler eklemiyorsak, aslında bilgimizden azaltmış oluruz.” Karl Weber
 
Yeni yazarlara tavsiyelerini sorduğumuzda ise “öncelikle halkla iç içe olsunlar, toplumu iyi gözlemlesinler ve bol bol kitap okusunlar” cevabı anında geliyor. “Bazı şeyler sabır gerektirir yazarlık da öyle” diyen yazarımız ”sabırla yol almanın gayreti içerisinde olsunlar. Bir okuyucu bile "beni anlatmışsın" desin kâfidir yazar için. İşte o "beni anlatmışsın yazdıklarınla" diyen okuyucuyu bulmaya çalışsınlar, zaten gerisi kendiliğinden gelecektir.” diyor.
 
“Tüm insanların yaratıcı tarafından gönderilmiş ve insanlığın uyanmasına vesile olacak Kur'an-ı Kerim'i meali ve tefsiri ile okumalarını” öneriyor. “Kur’an-ı Kerim dışında isteyen herkes sevdiği tarzda kitaplar okuyabilir.”
 
“Bir araştırmaya göre insanlar günde sekiz saat televizyon seyrediyor, dört saat internette geziyor sadece iki dakika kitap okuyor. Bu hususta benim naçizane bir fikrim var; şimdi herkes yeni ev almak için çalışıp çabalıyor yeni yapılan dairelerde binaların iskân alabilmesi için oturma odasına bir kitaplık koydurulması şartı getirilmelidir. Yani bir kişi yeni bir ev aldığı zaman evinde kitaplığını hazır bulmalıdır. Kitaplar ne kadar göz önünde olursa sanırım okuma oranımız o oranda artacaktır.”
Öğretmen Erol Kılıç ve 7 Kitabı
Bizler ilk emri "ikra” yani “oku" olan dinin mensuplarıyız. Bu emir gereği yeryüzünde en çok okuyan bizler olmalıyız çünkü bizim yaratıcımızın emridir okumak. Ben bu sohbeti okuyan dostların akşam eve giderken kendilerine en yakın kitapçıya girerek hediye olsun diye kendine, eşine ya da çocuğuna bir kitap alacağına inanıyorum.
Bizimle böylesine güzel bir sohbet gerçekleştiren, kendisini “Şiir Gözlü Çocuk” diye de adlandıran Erol öğretmene teşekkürlerimi sunuyorum.
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir