blank

Hece Taşları Dergisinin 71. Sayısı

Hece Taşları Dergisinin 71. SayısıHece Şiirleriyle
Dolu Dolu
 
Hece Taşları
Dergisinin
71. Sayısı Çıktı
 
Tayyib Atmaca’nın Genel Yayın Yönetmenliğindeki yine hece şiirleriyle dolu dolu olan Hece Taşları dergisinin 71. sayısı çıktı
 
Bu sayıda şiirleriyle, yazılarıyla yer alan isimler:
 
Muhsin İlyas Subaşı, İbrahim Sağır, Hasan Nalçalı, Erdoğan Erbay, Kenan Erdoğan, Ünal Dilek, Muhammed Bizar, Yaşar Bayar, Mehmet Kurtoğlu, Zekeriya Yılmaz, Tacettin Şimşek, Niyazi Karabulut, Metin Mert, Ercan Haney, Nazire Güney, Tayyib Atmaca, Mehmet Durmaz.
 
“Hece Taşları” dergisinin 71. sayısında yer alan Muhsin İlyas Subaşı’nın “Yağmurşiirini ve Yaşar Bayar’ın “Zerefşân” şiirini tadımlık olarak alıntıladık, aşağıda okuyabilirsiniz.
 
MUHSİN İLYAS SUBAŞI
Yağmur
 
Bu yağmur ıslatmaz beni nedense,
Bulutlar gönlümde bir derya deniz.
Bu yağmur umuda yağıyor dense,
Gözlerimden nasıl akar bilseniz.
 
Toprak tohumların sıcak kundağı,
Bulutların deli kırbacı Rüzgâr,
Döver acımadan ovayı dağı,
Kâinat yağmurla hayatı sağar.
 
Bazen duygumuza yağar bu yağmur,
Yıkar içimdeki fırtınaları.
Sokakları nura boyar bu yağmur,
Sevdasıyla sunar bize baharı.
 
Her damlasında bir kâinat gizli,
Düştüğü nesneye bir sır fısıldar.
Hem bereket hem de rahmet benizli,
Yağmur düşlerimde gönlüme yağar.
 
Bakarsın yetimin hüzün çeşmesi,
Nice anaların gözyaşı olur.
Şimşeği göklerin çılgın bestesi,
Yağmur toprağımda hayat doğurur.
 
Bu yağmur ıslatmaz beni nedense,
Bulutlar gönlümde bir derya deniz.
Bu yağmur umuda yağıyor dense,
Gözlerimden nasıl akar bilseniz!
 
YAŞAR BAYAR
Zerefşân
 
/içimiz çölse biri geçmiştir…/
 
Yüzün, bozkır ezgisi; esmâ’dan damıtık su
Merhamet ceylan gibi sığınmış gözlerine
Kök hatmisin, dal defne; göksofrası, bengisu
Görklü harfler oturmuş, fiyonklu sözlerine
Otağın; tiftik ehram, hilat’ın bir perdedir
Şahbaz bahar kuşları olduğun her yerdedir
 
Eşiğinde Orhun’la, dolunaydır Zerefşân
Selenge; saçlarında deli taydır Zerefşân
 
Bir türlü çerçeveye sığmayan hayâlin ki
Tien-Şan’ın mor ipek gergefinde işlenir
Sensiz toy, nihân olur, tükenir diye belki
Bir kardelen yankıyla sessizlik bestelenir
Müjgân gölgenden uçar suzidil ışık-tozlar
Taç-neşide hâlini yansıtır yakamozlar
 
Çöllerde mensur olan bir gülzârsın Zerefşân
Fergana’nın kalbinde bergüzârsın Zerefşân
 
Aşk, münhasır sırrınmış, taşır terini rüzgâr
Gamzen, gül renkli bulut; hilâl desenli heybe
Her tebessüm vals’inde yaslı tar’ın sesi var
Fahr olur dudağında serv-i sîmin alfabe
Gayb’olmuş ipek yolun, yalın kılıç uçurum
Düş/müş pâyidâr cönk’e, ben o düş’te dururum
 
Gecenin çanağında, ay’ı emzir Zerefşân
Bir çerağ yak kalbime, bir med cezir Zerefşân
 
Dil kuru, gönül ıssız; gitmiş kapımdaki at
İdil’de gül kurutmuş İrtiş’te boşvermişim
Sanki göç hazırlığı daha çalmamış saat
Bu ‘ıssız ajun’da ben, bir pejmürde dervişim
Zaman, kırık bir vitray ve madem uzaktasın
Bırak gökler gam tutsun, aynalar buğulansın
 
Gülşenim külhan oldu hep sam eser Zerefşân
K/asrın iskeletinden tayf gülümser Zerefşân
 
Parsellemiş bahçemi bed sesli bir kart kuzgun
Mazi sineme batar; mehil dolmuş, düş ölmüş
Çeyizler mühürlenmiş, sel almış Balasagun
Dehri tutmuş ankebut, guruba remil dökmüş
Med vakti ön-Asya’da vav sagu’lu bir figan
Bad-ı sabâ değilmiş leyl’miş kapımı çalan
 
Sen aşka beytü’l kasîd; kayıp remiz Zerefşân
Ben, çölde kırık fay’ım, bir soğuk iz Zerefşân
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir