Muhit Dergisinin Temmuz 2026 Sayısı

Mehmet Dinç
“Vakti Yakalamak”
 
İbrahim Paşalı
“İnsan Evin
Ruhudur”
 
Muhit Dergisinin
Temmuz 2026
Sayısı Çıktı
 
Muhit dergisinin 79. sayısı olan Temmuz 2026 sayısı çıktı
 
Şair ve yazar İbrahim Tenekeci yönetiminde yayımlanan Muhit dergisi, Temmuz sayısında Mehmet Dinç ve İbrahim Paşalı’yı kapağına taşımış.
 
Daima Şiir
 
Usta çizer Hasan Aycın’ın bir çizgisiyle açılan dergi, her kuşaktan pek çok kıymetli ismin şiirlerine yer verimiş. İbrahim Tenekeci’nin “Ricat” isimli şiirini, Esra Elönü’nün “Dönüş”, İlker Nuri Öztürk’ün “Korugan” isimli şiiri takip etmiş. Yusuf Mahir, Fatih Şahin, Ahmet Edip Başaran, Liya Zerya, Nurullah Genç, Gökhan Ergür, Handan Acar Yıldız, Süleyman Unutmaz, Mehmet Aycı, Seyyid Ensar, Nurettin Durman, Mustafa Uçurum, Âdem Yazıcı, Emre Demir ve Aziz Kağan Güneş bu sayının diğer şairleri.
 
“Seni Özlerken Çekilmiş Resmim” isimli şiiriyle Said Yavuz, bu sayının arka kapağında.
 
Öykü, Deneme
 
Temmuz sayısının öykü sayfalarını “Av ile Avcı” isimli öyküsüyle Kâmil Yeşil zenginleştirmiş.
 
Erol Göka, “Gülmeye Bir Emoji Yeter mi?” başlıklı yazısında Bergson’un ‘Gülme’ felsefesi üzerinden, gülme eyleminin, bilimin maddi sınırlarına sığmayan bir anlam dünyasına sahip olduğunu vurgularken Kemal Sayar, “Hikem’den İlhamla-III” başlıklı yazısında kadim hikmetlerin modern insanın zihin karmaşasına nasıl şifa olabileceğini göstermiş. İbrahim Paşalı, “Çamaşırların Kurumadığı Yerde-III” başlıklı yazısında modernleşme sancılarıyla yok olan geleneksel yaşamın hüznünü, ailesindeki zamansız bir kayıp üzerinden anlatırken Hasan Kaçan, işportacılık anılarıyla süslü çocukluk yıllarını eski İstanbul’un sokak lezzetlerini ve emektar insanlar arasında kazandığı kendine güveni yazmış. Ali Emre, “Edebiyat ve Küresel Perdeleme” başlıklı yazısında küresel yayın endüstrisinin mazlum coğrafyalardaki sistematik zulümleri görünmez kılan sinsi sansür çalışmalarını deşifre ederken Soner Karakuş, “Kapital” başlıklı yazısında kapitalist algı dünyasının çelişkilerini ve modern insanın eylemsizliğini eleştirmiş.
 
Mehmet Dinç, “Hayat Mesaisi: Vakti Yakalamak” başlıklı yazısında zamanın bir emanet, hayatın ise her an yeniden adım atılabilen bir mesai olduğunu hatırlatmış. Dursun Çiçek, “O Ağaç” başlıklı yazısında insan ile ağaç arasındaki köklü kader birliğini ve ağacın, salih amelle cennete uzanan manevi bir köprü olduğunu anlatmış. Dilara Ayşe Akdeniz, “Gözün Serüveni” başlıklı yazısında ilahî gözetimden dijital ekranların teşhir kültürüne evrilen insanı ve haysiyetin, ruhu kirleten bu dijital panayırdan saklanarak sadece görmeyi bilmekte olduğunu savunmuş. Zeynep Merdan, hırs ve şöhret çağında en büyük hediyenin “Esirgenişin Rahmeti”nde saklı olduğunu ve hiçbir emeğin karşılıksız kalmayacağını vurgulamış. Abdullah Harmancı, Avrupa’nın en batı ucu ile Türkiye’nin en kuzey ucu arasındaki sahipsizlik ve bakımsızlık tezadıyla yüzleştiği o hüzünlü geceyi paylaşırken Hasan Mert Kaya, Beyrutlu yayıncı Feyza el-Hazin’in yarım kalan hikâyesinin izinde, Orta Doğu’nun barış ve huzura hasret kaderini gözler önüne sermiş.
 
Turan Kışlakçı, Mevlânâ’dan Halil Cibran’a uzanan altı asırlık bir köprü üzerinden “ney” sembolünü ele alırken Tayfun Doğan, insanın kalbini ve sükûnetini koruyabilmesi için ben duygusundan uzaklaşması gerektiğini savunmuş. Senai Demirci, dünyaya, ayette geçen “Keşke kavmim de bilseydi…” diye haykıran o fedakâr adamın merhametiyle bakmayı öğütlemiş. Selim Cerrah, umut ile endişe arasında yönünü arayan insana “şuur” pusulasını önerirken Müslim Coşkun, ata yurdu Bayburt’ta, Çoruh Nehri’nin ve çocukluk hatıralarının izini sürmüş. Süleyman Ceran, Gazze’deki ateşkes sonrası tırmanan katliamlar ile çiğnenen kırmızı çizgileri ve uluslararası garantörlük sisteminin acziyetini ortaya koymuş. Muhammet Enes Kala, erdem epistemolojisi üzerinden bilgi ile hayat arasındaki kopan bağı, modern insanın yitirdiği hikmet arayışını ve entelektüel tevazuun önemini anlatırken Âdem İnce, Batı sinemasının sunduğu sahte illüzyonlara ve zedelenen mahremiyet algısına karşı entelektüel eleştiri getirmiş.
 
Afşin Selim, “Sönmeden Tüten En Son Ocak” başlıklı yazısında vatanı kutsal bir emanet olarak görmenin önemini vurgularken Musa Mert, “İmanın Estetiği” başlıklı yazısında adabımuaşeret ve edep kavramlarını felsefi ve nebevi perspektifle ele almış. Mehmet Şarman, MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın STRATCOM 2026’daki konuşmasını merkeze alarak “beşer ittifakı” kavramını analiz ederken Mahmut Bıyıklı, “Şerif Aydemir”in portresini ve eserlerini kültür dünyasıyla paylaşmış. Mustafa Özçelik, yarım asırlık dostu Şakir Kurtulmuş’un şiir yürüyüşünü, denemelerini, hatıralarını portreleştirirken Halil İbrahim İzgi, David Hockney’nin sanat mirasına ayna tutmuş.
 
Yağız Gönüler, Harun Yakarer, Hacer Kaptan ve Yusuf Emre Şen kitap inceleme ve değerlendirme yazılarıyla bu sayıya omuz veren diğer isimler.
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir