blank

Hece Taşları Dergisinin 87. Sayısı

Hece Taşları Dergisinin 87. SayısıHece Şiirleriyle
Dolu Dolu
 
Hece Taşları
Dergisinin
87. Sayısı
Çıktı
 
Tayyib Atmaca’nın Genel Yayın Yönetmenliğindeki yine hece şiirleriyle dolu dolu olan Hece Taşları dergisinin Mayıs 2022 sayısı olan 87. Sayısı çıktı
 
Bu sayıda;
Şiirleriyle, yazılarıyla yer alan isimler:
Ömer Demirbağ, M. Nejat Sefercioğlu, Mustafa İmir, Mustafa Kütükçü, A. Rıza Atasoy, Recep Şen, Mesut Karataş, Metin Mert, Tayyib Atmaca, Yasin Şen, Casim Babaoğlu, İsmail Kutul Özalp, Sahib Məmmədov, Cəmilə Çiçək, Mehmet Yıldız, Metin Özarslan.
 
“Hece Taşları” dergisinin 87. sayısında yer alan Ali Rıza Atasoy’un “O Gelen Bizim Yunus” şiirini tadımlık olarak alıntıladık, aşağıda okuyabilirsiniz.
 
ALİ RIZA ATASOY
O Gelen Bizim Yunus
 
Tumturak ırmakları bekler ya hep okyanus
Pir, dilinde hep o söz “O gelen bizim Yunus!”
 
Düşte gördüğü gece o ak saçlı Pir’ini
Kuruladı alnının burçak burçak terini
Bir yıldız göz kırptı şafağı deldi geçti
Düşündü ki âlemde varlık içinde hiçti
Mâsiva’dan sıyrılıp nice hallere düştü
Oysa ki Ankebut sır ağını örmüştü
“Dağlar ile taşlar ile” çağırıp nida etti
Dünyaya ait olan her şeye veda etti
Sarıköy’den çıkarak gece gündüz yol aldı
Kâinatın sırrına erdikçe şaşakaldı
 
Erenler kapısında azadeydi garipti
Var’da hiçlik hissiyle umarsız muzdaripti
Başında bin bir çeşit sarmal girift düşünce
Buğday mı alsam acep himmet mi diye önce
Hünkâr’ın divanında tereddüt etti bir an
Yerküre çalkalandı sarsılıp durdu devran
Pir’in ayakucuna mıhlayıp gözlerini
İştiyakla dinledi hikmetli sözlerini
Ateş parçası gözler ışık saçtı içine
Bildi ki yer yoktu burda nasıl niçine
 
Yârenler sofrasında yudumlarken huzuru
Zihninde cevap buldu nice çapraşık soru
Sırtlayıp buğdayını revan oldu yollara
Yüreği yangın yeri düştü halden hallere
O hikmet kapısının sırrını hayra yordu
Nedamet ateşinde yanıp tutuşuyordu
O aşkın iksirinden içerken avuç avuç
Dile geldi her nesne dallarda taze turunç
Dosdoğru odunları yüklenirken sırtına
Dindi, diye şükretti ummanlarda fırtına
 
Taptuk’un eşiğine berk ederek yüz sürdü
Gözyaşları süzüldü kesik kesik öksürdü
“İşitin ey yarenler kıymetli nesnedir aşk”
“Değmelere bitinmez hürmetli nesnedir aşk”
Pir duydu seher vakti o tiz aşina sesi
Kırk yıllık hadiminin kor gibiydi nefesi
Tumturak ırmakları bekler ya hep okyanus
Pir, dilinde hep o söz “O gelen bizim Yunus!”
 
 
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir