Hece Taşları Dergisinin 56. Sayısı

Hece Şiirleriyle
Dolu Dolu
 
Hece Taşları
Dergisinin
56. Sayısı Çıktı
 
Tayyib Atmaca’nın Genel Yayın Yönetmenliğindeki yine hece şiirleriyle dolu dolu olan Hece Taşları dergisinin 56. sayısı çıktı.
 
Bu sayıda şiirleriyle, yazılarıyla yer alan isimler:
Tayyib Atmaca, Mehmet Fatih Köksal, Mustafa Ayvalı, Metin Mert, Dr. Öğr. Üyesi Tacettin Şimşek, Mehmet Turgut Berbercan, Aslan Avşarbey, Süleyman Abdull, Vaqif Osmanov, Dr. Turgut Günay, Âşık Muhsinoğlu, Ali Daşgın, Ali Kemal Mutlu, İlhan Yardımcı, Erhan Çamurcu, Bahaettin Karakoç.
 
Hece Taşları dergisinin 56. sayısında yer alan Tayyib Atmaca’nın “İstida” yazısını ve Bahaettin Karakoç’un “Sarı Bülbül” şiirini tadımlık olarak alıntıladık, aşağıda okuyabilirsiniz.
 
TAYYİB ATMACA
İstida
 
Şairler susarsa öksüz çoğalır, içini dışına kimse dökemez, ayıyı dayıya benzetir herkes, çiçeğe ot gibi bakarak geçer. susadığı zaman gözyaşın içer, burçak tarlasında pıtırak biçer, sigortası atar lambası söner, üzerinde bühtan kuşları döner. vekiller asıla tutturur fener, dedikodu artar gerçek bulunmaz, kim kimle oturur kim kime kanar, mahyalar üstüne baykuşlar konar. kaynaklar gözünde bulanır nokta
 
Önce rüşvet arkasında selam var, tatlı sözün arkasında yalan var, her köşede gizlenen bir yılan var. çok insanın üzerinde palan var, ricaların arkasında ulan var, derdin tohumunu dertte bulan var, planlar içinde gizli plan var. köşelerde çırpınarak ölen var, halimizi üstümüzde gören var, vefayla kan bıçak sefa süren var, ne gönlünü çarşaf gibi seren var, adaletin terazisi bozuldu, meyveler çiçekken sulanır nokta
 
Bencillik başını aldı gidiyor, herkes birbirine madik atıyor, dost dostun sırtına bıçak saplıyor, sofraların bereketi azaldı. alan el çoğaldı veren el kayıp, şükür artık içi boş bir kelime, kadir kıymet sözlüklerde uyuyor. sosyal medya üzerinde dostluklar, bir anadan doğan kardeşler bile, bayramdan bayrama görüşemiyor, nefsine tutsaklar halinden memnun., özgürlük karadan denize taştı, herkes birbirine bilenir nokta
 
Bürokrat görmüyor bakan uyuyor, asıl hak arıyor vekil soyuyor, söz verenler sözlerinden cayıyor, körler tam görüyor sağır duyuyor. arkasızlar vaatlerle doyuyor, tilki tavuk kurtlar kuzu yayıyor, soft erkekler anasını boyuyor, altımızdan artık toprak kayıyor. üstümüzde gök gürlüyor durmadan, çatırdayıp durur sabır taşımız, insan arazimiz işgal altında, ayaklar altında erdemlerimiz, dertler birbirine ulanır nokta
 
BAHAETTİN KARAKOÇ
Sarı Bülbül
 
Kâtip sen yaz, sabâ sen de kerem kıl
Götür arzıhâlim yâre tez elden.”
Bayburtlu Zihni
 
Tan çizgisi çiçeklenip ışırken
Bülbül, okuntun var, götür cânâna!
Gökte bulut, yerde tohum üşürken
Resmet ahvâlimi, yetir cânâna!
 
Aşk kösteği gurbet yaptı yurdumu,
Dost bildiğim herkes kesti yardımı,
Kırk kâtibi terletecek derdimi
Sen yazıver satır satır, cânâna!
 
Melâlimin hüsnüyusuf edâsı,
Cânâna adanmış çiçek adası;
Dalga dalga gelir cevr-i cefâsı,
Vuslattan haber sor, ıtır cânâna!
 
O mülkünde yaşar, bense kirada,
Kilitlendi yollar kaldım burada,
Sarı bülbül, sen elçi ol arada,
Bir cânım var, kurbân yatır cânâna!
 
Gül demişler çiçeklerin hâsına,
Çok katlandım acısına yasına,
Tercüman ol Karakoç’un sesine
Zarfla ahvâlimi, götür cânâna!
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir